Kürt ayrılıkçı hareketinin en önemli destekçisi uyuşturucu ticaretidir. Kürt mafyasının yavaş yavaş AMA HERGEÇENGÜN DAHA FAZLA etkili olmaya başladığı öne sürülüyor. Kürt mafyası, daha ideolojik bir yapıya sahip. Polise göre PKK'yı finanse eden Kürt mafyası.
Bu yüzden popüler, ismi Öne çıkmış lider üzerinden yürümüyor işleri. Kürt mafyası denilince, Diyarbakırlılar grubu olarak anılan çetenin etkin olduğu ama vitrinde bir ismin tespit edilemediği belirtiliyor. Veliefendi'deki at yarışlarında da Kürt mafyasının yavaş yavaş etkili olmaya başladığı öne sürülüyor. Şu an cezaevinde bulunan Delibaş Grubu liderinin etrafına söylediği "l mi EN büyük ben olacağım" yönündeki sözleri kayda değer! Bu arada küçük bir not: Karadenizli Kürşat Yılmazın gözaltına alındığında emniyet koridorlarında siyasi iktidara 'kan kusması', hakaret ve ağır küfürler sarf etmesi, İktidarı Kürt Mafyasına sanki destek verdiği düşüncesi ile 'büyük isyanlarda' olduğuna ilişkin bir ayrıntı! Çünkü "Karadeniz mafyası bitiriliyor" spekülasyonundan etkilendiği söyleniyor!
29 Eylül günü saat 16:00 sıralarında, 'babaların avukatı' olarak bilinen Malay Cebesoy, 5 kursunla öldürüldüğünde, işin adı basında yeni bir 'mafya savası' olarak kondu. Sedat Şahin, Alaattin Çakıcı, Haluk Kırcı, Abdullah Uçmak gibi isimlerin avukatlığını yürüten Atalay Cebesoy'un öldürülmesi, aslında kanlı hesaplaşmanın, organize suç gruplarının kendi arasındaki 'kan davasının son halkasıydı. Bu savaş, son bir yılda karşılıklı çekilen silahlarla sürüp gidiyor. Sedat Şahin ile Saral Ailesi arasında süren hesaplaşma, geçen yıl bir haraç mevzuu yüzünden patlamıştı, İki grup arasında çıkan çatışmada Sedat Şahin'in yeğeni, şoförü, önemli adamı Zekeriya Kocaman'ın yaralanıp sakat kalmasıyla 'fitil ateşlendi'. İddiaya göre Hüseyin Saral'ın bu yılın ocak ayında İtalya'da öldürülmesinin arkasında da yine Sedat Şahin vardı. Saral Grubu liderinin öldürülmesi, kalabalık bir aile olan Saralları çiledeneden çıkardı. Avukat Cebesoy’un öldürülmesinden bir hafta önce Uğur Mumcu suikastı sanıklarından, Sedat Şahin'in adamı Muzaffer Dağdeviren'in de Saral Grubu tarafından öldürüldüğü öne sürülüyor. Yalnızca iki grup arasındaki intikam savaşından öteye geçmeyen hesaplaşmada, sırada Sarallardan birinin olduğu İddia ediliyor. Trabzon Oflu Sarallar İle Samsun Bafra lı Sedat Şahin arasındaki çatışmanın, aslında bir 'etkinlik' savaşı olduğunun da altını çizmek gerek burada yapıla operasyon Karadeniz ağırlıklı Türk mafyasının bitirilerek PKK destekçisi bir Kürt mafyası yaratılmak istenmesidir. Operasyonlar bunun ayağını teşkil ediyor AKP içindeki Kürtçü yapılanma bu yapılanmanın saç ayağıdır..
Aslında Türkiye'deki organize suç örgütleri, 2000'den bu yana gücünü, etkinliğini ve en önemlisi de 'parasını' kaybediyor.etnik bir değişim yaşıyor. Organize suç örgütü kurmakla suçlanarak cezaevine gönderilen isimler, hep büyük grupların liderleri... Alaattin Çakıcı, Sedat Peker, Kürşat Yılmaz... Organize suç yetkililerine göre, bu büyük grupların elleri kolları bağlandı. Çünkü gruplar, artık deyim yerindeyse 'cepten yiyor'. Yüzlerce adamın geçimi sağlanıyor, masraflar büyüyor, gelir düşüyor. Son dönemde öne çıkan yeni bir unsur, Kürt mafyası gerçeği. Üst düzey bir emniyet yetkilisine göre, Türk mafyasının bıraktığı boşluk. Kürt mafyası tarafından dolduruluyor. Ancak Kürt mafyası da değişik bir özellik gösteriyor. Uyuşturucu trafiğini yönetip, otoparktan haraca tüm mafya alanlarında etkin olmaya başlayan Kürt mafyası, daha ideolojik bir yapıya sahip. Polise göre PKK'yı finanse eden Kürt mafyası. Bu yüzden popüler, ismi Öne çıkmış lider üzerinden yürümüyor işleri. Kürt mafyası denilince, Diyarbakırlılar grubu olarak anılan çetenin etkin olduğu ama vitrinde bir ismin tespit edilemediği belirtiliyor. Veliefendi'deki at yarışlarında da Kürt mafyasının yavaş yavaş etkili olmaya başladığı öne sürülüyor. Şu an cezaevinde bulunan Delibaş Grubu liderinin etrafına söylediği "l mi büyük ben olacağım" yönündeki sözleri kayda değer! Bu arada küçük bir not: Karadenizli Kürşat Yılmazın gözaltına alındığında emniyet koridorlarında siyasi iktidara 'kan kusması', hakaret ve ağır küfürler sarf etmesi, 'büyük isyanlarda' olduğuna ilişkin bir ayrıntı! Çünkü "Karadeniz mafyası bitiriliyor" spekülasyonundan etkilendiği söyleniyor!
Türkiye'de organize suç örgütleri, aslında bilinen büyük isimlerden ibaret değil! 2000 yılıyla birlikte polisin resmi raporunda da altı çizildiği Üzere, büyük gruplar 'taşeronlar kullanmaya başladı. Özellikle İstanbul'da 50'nin üzerinde büyük grup var. Tempo'nun ele geçirdiği, İstanbul'da ilçe ilçe hazırlanan polisin organize suç raporunda o kadar isim var ki, küçük haraç ya da çek-senet çeteleri bunlar. Her birinin kendi içinde ittifakı ya da hesaplaşması söz konusu. Bir grup kimi zaman Peker’in yanında yer alırken, çıkar çatışması nedeniyle başka bir gruba geçebiliyor. Tempo hukuksal engel gereği yalnızca grup adlarıyla bu isimleri açıklıyor.
ORGANİZE
1) Çek senet tahsilatı en standart yöntemleri. Polise göre çeteler, istihbaratçı elemanları ya da avukatları yoluyla kendilerine intikal eden çek-senet ve elden alacaklar için borçluya 2 veya 3 silahlı kişi gönderiyor. Borçlunun, daha önce tespit ettikleri çocuklarının sayısı, gittikleri okul, eşleri çalışıyorsa eşlerinin İşyerini bildiklerini ima ederek, özellikle eş ve çocuklarını tehdit ediyorlar. Bazı gruplar ise borçluya 2-3 silahlı kişi göndererek genellikle cezaevinde bulunan liderlerini telefonla arayarak "x reisi veriyorum" diye borçluyu liderleriyle görüştürüp, hangi grubun mensubu olduklarını söylüyorlar. Polise göre bu yöntemi en çok kullananlar Süt Grubu, Başak Grubu, Dönmez Grubu, Ergin Grubu, Kara Grubu.
2) Alacak tahsili ya da zengin bir kişiyi kendilerine borçlandırıp parasını almak amacıyla hedeflerindeki ismi ya da birinci derecedeki yakınını silahlı şahıslarca ve çoğunlukla çalıntı ve sahte plakalı arabalarla kaçırıp, kişiye boş senet, çek imzalattırıyor veya ailesinden fidye istiyorlar.
3) Bazı borçlular, devreye organize suç örgütlerini sokarak, alacaklının alacağından vazgeçmesini sağlamaya çalışıyor, özellikle iflas eden işyeri sahiplerinin işyerlerine suç örgütleri elemanları gelip oturuyor ve alacaklıları silah teşhiri veya dövme suretiyle yıldırıyorlar.
4) Orman arazi vasfını kaybeden alanların orman köylüsüne satışının düzenlendiği biliniyor. Bazı emlakçılar organize suç örgütleriyle birlikte öncelikle arazinin orman arazisinden çıkartılmasını sağlayan komisyondan başlayarak, o köyde en az 20 yıldır ikamet eden köylüleri ve Tapu Kadastro görevlilerini tehdit, para verme gibi yöntemlerle yanlarına alıyor, görünüşte yasal olan bu organizasyonlarla rantı çok yüksek arazileri üzerlerine geçiriyor ve fahiş fiyatlarla satıyorlar. Polise göre Köymen, Ak ve Çolak grupları bu konularla ilgili faaliyet yürütüyor.
.
Kürt mafyasının önünü eski içişleri bakanı Abdulkadır Aksu Açtı.hatta başbakanı tehdit ettiğini dair haber cumhuriyet gazetesinde çıktı.
Cumhuriyet Gazetesinin haberine göre, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı tehdit etti
Cumhuriyet gazetesinin haberine göre 'Lojman Cinayeti' konusunda komisyona bilgi veren Alaattin Çakıcı, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun, Başbakan Erdoğan'a "Beni görevden alırsan, partinin içindeki bütün Kürt milletvekillerini alır giderim" diye tehdit ettiğini öne sürdü.
Çakıcı'nın "Özellikle Aksu, mafyanın üzerine gitmek istiyorsa önce kendi oğlunu kontrol etmeli" 'dediği de haberde yer aldı.
Bu görüşmede Çakıcı'nın, " Mesut Yılmaz için söylüyorum, o bu ülkeyi kumar masasından idare etti. Bu ülkede ne o, ne Çiller, ne de Erbakan, hiçbiri tertemiz değil" sözlerine de yer veriliyor.
Çakıcı, Yüce Divan yargılamalarını da eleştirip senaryo olarak görüyor ve yeni değerlendirmeler yapıp "Diyorlar ki mevcut 22 bakanın 12 tanesi Kürt kökenli.
Türkiye'nin her yerinde, her pozisyonda Kürtler güçlendiriliyor. Kürt düşmanı asla değilim ama, bu ülkeyi bölmek isteyenlere düşmanım." diyor.
Uyuşturucu ticaretinin bir numaralı örgütü PKK’dır. Avrupa uyuşturucu trafiğinin bir numaralı örgütü PKK’dır. Doğu’dan, Afganistan’dan gelen uyuşturucu ham maddesini işleyip kullanılabilir hale getiren örgüt, uyuşturucuyu Türkiye üzerinden Romanya’ya ve oradan da mensupları aracılığıyla tüm Avrupa’ya dağıtmaktadır. Bu ticaretten çok yüksek meblağlar kazandığı bilinmektedir. Avrupa Polisi EUROPOL, Avrupa çapındaki uyuşturucu pazarında ilk sırada yer alan PKK’nın, uyuşturucudan kazandığı yıllık gelirinin 300 milyon doları bulduğunu açıklamıştır. Orta Asya’dan Avrupa’ya kadar uyuşturucu ticaretinin PKK’nın kontrolünde olduğunu vurgulayan EUROPOL, örgütün ekonomik kaynağının büyük bölümünü özellikle İngiltere ve Romanya üzerinden Avrupa’ya dağıttığı uyuşturucu ve insan kaçakçılığı ticaretinden sağladığına dikkat çekmektedir.(3) EUROPOL’ün bu raporundan ziyade Almanya İçişleri Bakanı Joachim Herrmann’ın “Uluslararası uyuşturucu ticaretine bulaştığını biliyoruz. Ancak burada uyuşturucudan kazanılan meblağlar veya uyuşturucu tüccarlığı yapan şahısların sayısı hakkında elimizde güvenilir malumat yok” sözleri de PKK’nın uyuşturucu ticareti yaptığını destekler niteliktedir.
Hollanda da EUROPOL’ün raporuna paralel olarak yayınladığı bir raporda PKK’nın uyuşturucu ticaretinde Hollanda’yı üs olarak kullandığını belirten ifadelere yer vermiştir. Bu rapor hakkında 2005 yılında bir açıklamada bulunan Hollanda Milli Polis Teşkilatı Başkanı Johan Van Kastel şu sözleri ile PKK’nın uyuşturucu trafiğindeki rolünü belirtmiştir: “Hollanda’ya gelen ve Hollanda’dan İngiltere’ye giden eroin ticaretinin arkasında PKK ve Iraklı Kürt aşiretleri bulunuyor. Yakaladığımız uyuşturucu satıcılarının tamamı PKK üyesi olduklarını itiraf ederken, bu şahısların Irak’ın kuzeyinden Avrupa ülkelerine kacak yollardan geldikleri belirlendi.”
Uluslararası uyuşturucu ticaretinin göbeğinde bulunan PKK terör örgütü bu faaliyetini yürütürken bunları Avrupa’da örgütlediği taşeron derneklere ve kulüplere yaptırmaktadır. Çünkü uyuşturucu ile gelir sağladığını açık bir şekilde yapması durumunda arkasında var olan halk desteğini kaybedecektir. Bu da örgüte ciddi anlamda darbe vuracak ve zor durumda bırakacaktır.
Avrupa örgütlenmesinin sağlam ve rahat olması PKK’nın uyuşturucu ticaretindeki hareket alanını genişletmektedir. İsminin yasak olmasından dolayı farklı isimlerle kurmuş olduğu taşeron dernek ve örgütler dağıtım görevini üstlenmekte ve bu organizasyonu sorunsuz bir şekilde yerine getirmektedirler. Zaman zaman Avrupa Narkotik ekiplerinin yaptığı operasyonlar olmasına rağmen bunlar örgütü çok fazla etkilememektedir. Kurmuş olduğu bağlantılar ve çıkar ilişkilerinin yanı sıra uyuşturucu ticaretinin getirisinin fazla olması Narkotik ekiplerinin yaptığı operasyonları boşa çıkarmaktadır.
Tabi örgüt tüm bunları yaparken tek başına değildir. PKK’nın Güney Kıbrıslı kaçakçılarla kurmuş olduğu ilişkiler uyuşturucu ağının bir başka kanadını oluşturmaktadır. Ortadoğu’dan çıkan uyuşturucu Avrupa’ya Güney Kıbrıs üzerinden giderken Batı’dan gelen silahlar yine aynı güzergâhla PKK ve diğer terör örgütlerinin eline geçmektedir. Güney Kıbrıslı kaçakçıların PKK ile ilişkisi bu trafiği canlı tutmaktadır. Bunun karşılığında Güney Kıbrıs ve Ege adalarında üretilen uyuşturucu maddeler PKK elemanları tarafından Yunanistan üzerinden Avrupa ülkelerine dağıtılmaktadır.
PKK bir terör örgütü olmasının yanı sıra değişkenlik gösterebilen bir karaktere sahiptir. Kurmuş olduğu kirli ilişkiler elindeki kara paranın aklanmasını sağlamakta ve gelir getirmektedir. Uyuşturucu kaçakçılığının uluslararası boyutunda çok önemli bir rol alan PKK bundan büyük miktarda gelir elde etmekte ve bunun sonucunda da kendisine lojistik kuvvet yaratabilmektedir. Örgüt için uyuşturucu ticareti; geliri yüksek, nakliyesi kolay, alıcısı bol, üretimi çok ve denetimsiz, pazarlama ağı kolay kurulabilen ve Dolar-Euro ile satılabilen bir özellik gösterdiğinden en cazip gelir kaynağı olarak görülmektedir. Sonuçta terör örgütlerinin ek bir kaynak yaratmadan yaşayamayacağını düşünürsek uyuşturucu kaçakçılığı bir örgüt için hayati önem arz etmektedir. Bunun farkında olan PKK’da bu ticaretten en yüksek payı almak için mücadele etmektedir.
Terörle mücadele ederken unutulmaması gereken en önemli alan uyuşturucu ticaretidir. Çünkü terör ve uyuşturucu kaçakçılığı iç içe geçmiş bir durumdadır. Bu terörü gerçekten düşman kabul eden ülkelere yeni bir sorun daha çıkarmaktadır. Artık uyuşturucu ve terör ayrılmaz birer ikilidir. İkisi de birbirini tamamlar ve koruyucu niteliktedir.
Yakın tarihimizde Kürt uyuşturucu baronlarından Behçet Cantürk ilginç bir tıp1950 Terör örgütü PKK bağlantılı uyuşturucu olaylarında (toplam 280 uyuşturucu madde kaçakçılığı olayında) : 2 ton 798 kg. 714 gr. eroin, 21 ton 87 kg. 48 gr. esrar, 4 ton 288 kg. 714 gr. baz morfin, 2 ton 125 kg. 258 gr. ve 2.484.003 kök Hint keneviri, 22 ton 440 kg. asetik anhidrit, 603 kg. 745 gr. kokain, 277 bin amphetamin tablet, 1 ton 80 kg. sodyum karbonat, 7 kg. 673 gr. Afyon sakızı, 19 kg. 238 gr. eroin artığı madde, 2 adet uyuşturucu imalathanesi ele geçirilmiştir.
Örgütün Avrupa ülkelerinde ve hatta Rus-Yunan-Rum lobileri yardımıyla ABD’de ülkemizi etkileyecek kadar siyasi (bir ölçüde diplomatik) faaliyetlerde bulunabilmesini, bazı çevrelerin değişik nedenlerle terör örgütü PKK’yı desteklemelerine ve örgütün yaptığı propaganda çalışmalarına bağlamak mümkündür.
Terör Örgütü PKK propaganda kanadını temsil eden kuruluşlarla birlikte, kendisini destekleyen kuruluşlar sayesinde Avrupa Konseyini, Avrupa Parlamentosunu ve İnsan Hakları Örgütü gibi değişik sivil toplum örgütlerini Türkiye’ye karşı harekete geçirebilmekte ya da en azından ülkemiz aleyhine kanaatlerin oluşmasına katkı sağlayabilmektedir.
Bu propaganda faaliyetleriyle örgüt;
Kendisinin bir kurtuluş örgütü olduğunun propagandasını yaparak, yürüttüğü siyasi ve diplomatik faaliyetlerle ülkemizi dış ilişkilerinde zora sokmakta ve böylelikle Türkiye’yi Güneydoğu sorununda tek başına bırakmayı amaçlamaktadır,
Bazı Avrupa ülkeleri terör örgütü PKK’nın yapılanması olan KADEK’nın gerçek yüzünü bilmelerine rağmen çeşitli nedenlerle terör örgütü KADEK’nın bu yöndeki faaliyetlerine izin vererek desteklemekte ve hatta bazen Türkiye ile ilgili olan diplomatik ilişkileri de terör örgütü KADEK’nın Güneydoğu sorunu konusundaki söylemleri çerçevesinde şekillendirmektedirler,
Gün geçtikçe, marjinalleşen terör örgütü PKK, şu anda varlığını sürdürebilmek için faaliyetlerini siyasi arenaya kaydırma çabası içindedir. Bu bağlamda sadece Türk insanına değil, tüm dünyaya yaptığı uyuşturucu ticaretiyle zehir saçan bir terör örgütüne karşı tüm ülkelerin üstlerine düşen görevi yerine getirmeleri gerekmektedir. Uluslararası bir sorun olduğu tüm gerçekliğiyle bilinen uyuşturucu kaçakçılığı ve terörle mücadelede başarının sağlanması da her türlü art niyetten uzak gerçek manadaki Uluslararası İşbirliğine gidilmesi gereklidir.
Teröristbaşının bugün model olarak sunduğu Yüksekova modeli ilginç ipuçlarını barındırıyor. Bir uyuşturucu merkezi olan Yüksekova uyuşturucu ticareti sayesinde zenginleşen Hakkari’nin ilçelerinden uyuşturucu ticareti sayesinde son model arabaların sayısının arttığı bu ilçe Türkiye’deki uyuşturucu baronlarının buralı olmasıyla ünlü bunlardan BDP Iğdır milletvekili Pervin Buldan’ın eşi Savaş Buldan 1979 tarihi itibariyle Yüksekova'da PKK paralelinde faaliyet göstermiştir.
Mart 1979 tarihi itibariyle Hakkari- Yüksekova'da meydana gelen olaylarla ilgili olarak C.Savcılığı'nca hakkında dava açılmıştır.
1980 tarihi itibariyle Kızıltepe ve Diyarbakır'da Kürdistan Ulusal Kurtuluşları (KUK)ile PKK örgütü arasında meydana gelen çatışmalar sonucunda bazı PKK mensuplarını evinde barındırmıştır.
Aynı yıl itibariyle civar köylerde diğer bazı sempatizanlarla birlikte "Aşiretlik" konusunu içeren propaganda faaliyetinde bulunmuştur.
Mart 1992 tarihi itibariyle Nevroz olayları sonucunda gözaltına alınan şahıslara avukat tutanlardandır.
Haziran 1992 tarihi itibariyle İstanbul’da ikamet ettiği dönemde uyuşturucu ticaretinde bulunmuş ve elde edilen gelirin büyük bir bölümünü PKK’ya aktarmıştır.
28.07.1992 tarihinde, İstanbul Haznedar'da ele geçirilen silah ile ilgili olarak göz altına alınmış ve bilahare sevk edildiği DGM'ce tutuklanmıştır.
02.06.1994 tarihinde İstanbul - Yeşilyurt Çınar Oteli' nde yanında bulunan Adnan Yıldırım ve Hacı Karay ile birlikte silahlı şahıslarca kaçırılmışlardır.
04.06.1994 tarihinde ise Bolu-Yığılca ilçesi-Yukarıkaraş grup köy yolunda ölü olarak bulunmuştur.
Hacı Karay Adnan yıldırım,Savaş buldan bunların ortak noktaları uyuşturucu kaçakçısı,PKK destekçisi ve Yüksekovalı olmalarıdır.
BDP yönetici,üyesi belediye başkanı bir çok ısım uyuşturucu madde ticareti yaptıklarından dolayı gözaltına ,alınıp tutuklanmışlardır,hatta BDP’ Iğdır millet vekili Pervin Buldan’ın kaynı Nihat Buldan uyuşturucu madde kaçakçılığından ceza evindedir.
BDP-PKK ‘nin uyuşturucu ticareti yaparak PKK eylemlerini finanse ettiği delilerle mevcuttur.
Gülünç olan uyuşturucu Madde ticareti yapan PKK-BDP’ nin güya Kürt gençlerini uyuşturucu battaği’ndan kurtaracağı yalanıdır.
Terörist başının savunduğu Yüksek ova modeli uyuşturucu madde merkezli terörün finansını sağlamaya yönelik kurtarılmış bölgeler kurma ve Türkiye’yi bölme modelidir. Bu modelin ayağını uyuşturucudan beslenen ve zenginleşen kürt aşiretleri oluşturur.Bu ailelerle PKK arasında Sicilya’nın mafya ailelerine benzer sanal bir ilişki vardır. Yaklaşık, bir düzine olan ailelerden Aksoy, Aydınlı, Baybaşin, Cantürk, Güven, Kıtay, Kocakaya, Koylan, Özdemir, Polat, Toprak, Uğur ve Yıldırım bunlardan bir kısmıdır. Bunlardan bazıları Altın Hilal bölgesinden yaklaşık toptan kilo fiatı 15.000 Fransız Frangına aldıkları eroini Avrupa’da yaklaşık 800.000 FFna satmaktadır. Diğerleri, Asya orijinli baz morfinin toz haline dönüştürülmesinden ve kayda değer oranda sokak satım işlemlerine kadar tüm safhaları kontrol etmektedir. Bahse konu aşiretlerden (ailelerden) bazılarının kaçakçılık şekilleri; terör örgütü PKK ile bilinen bağları ve faaliyet oranlarına dair genel bilgiler şunlardır:
Baybaşin Ailesi: 26 Ekim 1993de Almanya İnterpolünün Baybaşin Ailesinin Türkiye, Almanya, Hollanda, İtalya ve İspanya arasında büyük oranda eroin kaçakçılığı yaptığı ve Avrupa’da külliyetli miktarda karaparayı akladığı şeklinde uyarıları olmuştur. Ailenin başı 1956 Lice doğumlu Hüseyin Baybaşin,, 1976da İstanbul’da 11 Kg. eroinle yakalanmış, daha sonra İngiltere’de 1984de aynı cinsten 6 kilo uyuşturucu ile yakalanmış ve 12 yıl hapse mahkum edilmiştir. Ailenin bir ferdi de Lice doğumlu Hüseyin’in amcası Mehmet Emin Baybaşindir. Mehmet Eminin oğlu, Hüseyinin kuzeni 1965 Lice doğumlu Nedim Baybaşin de bu işlerin içinde yer almaktadır. Nedim, 1944 Lice doğumlu Mehmet Şerif Baybaşinle birlikte 13 Haziran 1984de 34 kilo eroinle Alman Polisince tutuklanmış ve 13 yıl hapis cezasına mahkum edilmiştir. Mehmet Emin ve Mehmet Şerifin terör örgütü KADEK üyeleri ile yakın bağları vardır ve Mehmet Şerif, Alman Polisince PKK’lı bir silah kaçakçısı olarak bilinmektedir. Bütün söylenenlerle bir düzine Baybaşin kardeşler, kuzenler amcalar vs. birkaç Avrupa ülkesindeki kayıtlarıyla bir kitap bilgilerini oluşturur.
Kıtay Ailesi: 29 Ekim 1922de İçel’de ele geçirilen 14.8 kilo eroin olayını müteakip, Hollanda, Alman ve İngiliz Polisinin verdikleri bilgilere istinaden Hakkı KITAY 1 Eylül 1993de Bulgaristan girişi Kapıkule Türk sınır kapısında tutuklanmıştır. 19 Ekim 1993de uyuşturucu kaçakçılığı suçundan dolayı Türkiye’de 10 yıl hapis cezasına çarptırılan Hakkı Kıtay ve ailesinin 1990 ve 1993 yılları arasında 1.2 ton eroinin Almanya’ya sokulmasına ilişkin 22 olayla bağları vardır. Almanya’ya yaptığı iş seyahati sırasında Hakkı Kıtay takibe alınmış ve 23 Ekim 1992 günü Almanya’da terör örgütü PKK’nın en üst mali yöneticileri olan Emin Uysal ve Tilki Selim lakaplı Selim Çürükkaya ile irtibat kurmuştur. Mayıs-Kasım 1993de Alman Polisi Hamburg ve Bremen arasında Siyasi Mülteci veya sığınma talebinde bulunan 22 kişilik bir şebekeyi 16 kilo eroinle yakaladı. Bunlar arasında İhsan ve Şenol Kıtayda vardır. Şenol, Hakkının oğludur, ve o olaydan kısa bir süre sonra Almanya’da öldürülmüştür. Bu örneklerde fazlasıyla ve diğerlerinde de Kıtayın Avrupa ülkelerinde uyuşturucu kaçakçılığı kayıtları mevcuttur.
Sakık Ailesi: 1964 doğumlu Servet İpek 16 Haziran 1994de cinayet suçundan dolayı Almanya’da tutuklanmıştır. Soruşturmalarda; İPEK in gerçek kimliğinin 1962 Muş doğumlu Seyyar Sakık olduğu, Türkiye’de arandığı ve Almanya’ya kaçtığı tespit edilmiştir. Cinayet sebebinin de, Türkiye ile Almanya arasında 190 kilo eroin kaçakçılığı olayının sonucu olduğu ortaya çıkmıştır. Seyyar Sakıkın kardeşleri kapatılan BDP milletvekili olan Sırrı Sakık ve diğeri de yakalanan ve halen yargılanmasına devam edilen Şemdin Sakıktır. Şemdin Sakık yakalanmadan önce terör örgütü PKK’nın Tunceli sorumlusu idi ve örgütün sözde üst düzey komutanlarındandı. Kuzenleri İdris Sakık da Almanya’da toptan eroin satımından sorumludur. Sakık ailesi Türkiye’de PKK yanlısı olarak bilinmektedir.
Konuklu Ay Ailesi: Birkaç ay süren teknik takipten sonra 8 Mart 1995 tarihinde Tekirdağ’ın Saray köyünde polis 2 eroin damıtma laboratuvarı ele geçirmiş ve Konuklu ve Ay aileleri üyesi veya bağlantısı olan 14 kişiyi tutuklamıştır. Laboratuvarlarda, 92 kg eroin, 336 kg Afgan baz morfini, 32 kg asit anhidrit ile 2 Kalashnikov, çeşitli tabancalar ve terör örgütü PKK’ya ait dokümanlar ele geçirilmiştir. Konukluya ait çiftliklerden birisi bayan Gülistan Konukluya aittir ve Gülistan PKK militanı olan Nasrullah Ayın kızıdır. Yusuf Konuklu ise deniz aşırı pazarlama ve satış işlerini yerine getirir. Ele geçirilen ikinci laboratuvarı Nusrettin Aya aitti. Oğulları Hikmet ve Kurbettin uyuşturucunun üretimine diğer oğulları Heybet ve Alide bunun denizaşırı satımına bakmaktadır. Olay yerinde bulunan dokümanlara göre kazancın bir kısmı terör örgütü PKK’ya gitmektedir.
Senar Ailesi: İstanbul’da bir film yapım şirketi işleten Turgut Senar Aralık 1986da Van’da 1.6 kilo eroinle tutuklanmıştır. İstanbul Polisi Eylül 1989da buna ait bir araba içinde yaklaşık 40 kilo eroin ele geçirmiştir. Eylül 1991de Van’da terör örgütü PKK’nın silahlı faaliyetlerine iştirak etmek suçundan dolayı tutuklanmıştır. Üzerinde toplam 30 milyon TL değerinde terör örgütü PKK vergi makbuzları bulunmuştur.
Kaya Ailesi: Eylül 1992 Duisburg/Almanya’da bir TIR çekici içinde 20.3 kilo eroin bulunmuştur. Sürücüler 1966 Nusaybin doğumlu Nezir Kaya ile 1969 aynı yer doğumlu Hasib Kayadır. Araç Nezirin kardeşi ve Hasibin kuzeni olan Osman Kayanın İçelde bulunan TIR şirketine aitti. Alman meslektaşlarından aldıkları bilgiler üzerine Türk polisi şirket ve eklentilerine Mayıs 1993te baskın yapmış ve terör örgütü PKK militanlarına gönderilmek üzere hazırlanan 18 kalashnikov ve bir tanker kamyon içinde gizli bölmelere saklanmış 4000 mühimmat ele geçirmiştir.
Demir Ailesi: Ocak 1993 Offenbach/Almanya’da polis, Abdulkuddusi Demirin elebaşılığını yaptığı bir şebekeyi çökertmiştir. Abdulkuddusi, uyuşturucu satabilmek için terör örgütü PKK’nın haraç toplayıcısına yılda 250.000 Alman Markı (yaklaşık 21.250.000.000 TL.) ödediğini itiraf etmiştir. Ekim 1994, Almanya’nın haftalık dergisi FOCUS, Almanya’daki en büyük eroin kaçakçılarından biri olarak Demir ailesini göstermiştir. Habere göre Demirlerin İstanbul’da oteller zinciri ile garaj ve elektronik dükkanları mevcuttur.
Bundan anlaşılıyor ki Terörist başının savunduğu Yüksekova modelini güneydoğuda uyuşturucuyla zenginleşen Birçok uyuşturucu baronu aile desteklemektedir.Bunlar gayrı meşru alemden elde ettikleri paralarlar ülkemizdeki ayrılıkçılığın çıban başlarıdır.ve ezilmelidirler.
Bu haber 3703 defa okunmuştur.