![]() | |||||||||||
| |||||||||||
|
| |||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLARManşet haberler |
Nemrut ve Paskalya adası arasındaki sır?
Yeryüzünde birbirinden çok uzakta iki bölge Biri güney yarıkürede okyanusun ortasında küçük bir adada, öteki kuzey yarıkürede Doğu Anadolu da bir dağın tepesinde Her ikisi de yüzyıllardır bir türlü çözülemeyen ortak bir gizemi barındırıyor.
Yeryüzünde birbirinden çok uzakta iki bölge… Biri güney yarıkürede okyanusun ortasında küçük bir adada, öteki kuzey yarıkürede Doğu Anadolu’da bir dağın tepesinde… Her ikisi de yüzyıllardır bir türlü çözülemeyen ortak bir gizemi barındırıyor. Yeryüzünün hemen hemen her yanında, tarih boyunca gelmiş geçmiş tüm uygarlıklar arkalarında, kimileri varlığını sürdüren kimileri yok olmuş, türlü amaçlarla ve türlü biçimlerde inşa edilmiş dev tas yapılar bırakmışlar. Ne var ki bunlardan yalnızca Paskalya Adası’ndaki dev heykeller ile Nemrut Dağı’ndaki dev heykeller, dünyada üçüncü bir örneği olmayan ortak bir özelliğe sahip. Çünkü yeryüzünün başka hiçbir bölgesinde, zemine oturtulmuş böylesi heykeller yok.
Paskalya Adası’ndaki heykelleri kimlerin ne amaçla diktikleri ve bu heykellerin neyi simgelediği hâlâ bilinmiyor. Nemrut’taki heykellerin ise, IÖ 1. yüzyılda Kommagene kralı I. Antiochos tarafından yaptırıldığı arkeologlarca saptanmış durumda. Fakat asil bilinmeyen, heykellerin üzerinde bulunduğu höyükte saklı. Türlü teknolojik olanaklar denenerek birçok kez höyüğün içine girmek isteyenlerin hep başarısızlığa uğradığı biliniyor.
Heyerdahl, Ada halkının (onlar kendilerine “Rapanui” diyor) inanışlarını ya da geleneklerini de araştırmış ve bu esrarengiz heykelleri Rapanui halkının atalarınca yapılmadığını bulgulamıştı. (Çünkü kimi heykellerin yakınında bulduğu, Hıristiyan misyonerlerin gözünden kaçan ya da yok etmeyi unuttuğu birkaç yazıt, bugüne kadar dünyanın hiçbir yerinde rastlanmamış bir dile aitti.) Heykellerin kıyıya oldukça uzaktaki tas ocaklarında ve son derece ilkel ufak tefek araçlarla üretildiği anlaşılıyordu. Daha da ilginci kimi heykeller henüz yapım aşamasında, yapıcıları tarafından. bilinmedik bir nedenle ansızın terkedilmisti.
Kuskusuz ki Heyerdahl durup dururken, 50 tonluk bir heykel üretme isine ise hiç girişmemişti. Çünkü her biri en az 50 tonluk dev lav parçalarını bulundukları yerden koparacak, sonra da inanılmaz ince bir tas isçiliğiyle heykele dönüştürecek araç gerece sahip değildi. Uygarlığın en yakin olduğu yer olan 3000 km. ötedeki Sili’de bile bu tür araç gereci bulmak ve Ada’ya taşımak olanaksızdı. Bu durumda heykeller nasıl, kimler tarafından ve kimler için yapılmıştı? Neyi simgeliyorlardı? O kadar uzak mesafeler nasıl hangi yöntemler kullanılarak asılmıştı? Sonra, ne olmuştu da heykel üretimi ansızın sona erdirilmişti? Bu soruların yanıtlarını, 20’inci yüzyılın son günlerini yasayan Dünya uygarlığı ve ulaştığı bilimsel düzey hâlâ yanıtlayamıyor.
Nemrut Dağı’ndaki esrarengiz höyüğe gelince durum daha da zorlaşıyor. Çünkü bu höyük Anadolu’daki öteki höyüklere (Tümülüs) hiç benzemez. Bu sanki yapay, elle kasıtlı olarak yapılmış bir höyüktür. Anadolu’daki öteki höyükler gibi, görünürde, içinde bir kralın mezarını ve hazinelerini barındırıyor olabilir. (von Däniken, “kadim astronotlar” tezine uygun olarak burada bir uzay gemisi olabileceğini iddia ediyor.)
Höyüğün, teras adi verilen düzlüklerinde dikilmiş bu 21 adet dev heykelden kiminin yüksekliği 10 metredir. Tonlarca ağırlıktaki bu taş blokların yakındaki bir dağdan koparılması (çünkü taşlar bu tepeye ait değildir), ince ince işlenmesi, taşınması ve dikilmesi 2000 yıl öncesinin hangi teknik olanakları ile gerçekleştirilmiştir, bunu düşlemek oldukça zor. Ayrıca, Nemrut Dağı’nin çevresinde, Mısır piramitlerinin çevresinde olduğu gibi binlerce kişinin çalışabileceği geniş düzlükler de yoktur. Heykellerin ve höyüğün yapımında çalışan yapıcılar çalışmalarını, ne yiyip ne içerek, nerede nasıl konaklayarak sürdürdüler? Dahası bugün bile ulaşımın çok güç olduğu 2150 metre yükseklikteki tepeye, bu dev taş blokları halatlarla, kalaslar üzerinde kaydırarak mı çıkardılar? (Bir de buradaki heykellerin Paskalya Adası’ndakiler gibi tek tip olmayışı ve onlar gibi “boş boş” bakmayışı konusu var ki, bu da Nemrut’taki isçiliğin ve emeğin çok daha fazla olduğunu gösteriyor.) Kuşkusuz ki eskilerin, bugünkü dünya işleriyle çok fazla meşgul (!) insanlardan daha çok boş zamanları vardı. Ama bu demek değildir ki, tonlarca ağırlığındaki kayaları, boş zamanlarında durmadan bir yerlere taşısınlar dursunlar! Bu durumda, Paskalya Adası’ndaki ve Nemrut Dağı’ndaki heykellere bakıp dizi dizi yanıtsız sorular üretmek çok anlamlı görünmüyor. Belki tüm yanıtsız soruları şöyle tek bir soruya dönüştürmek olası: Eski insanlar niçin yeryüzünün belirli noktalarına böylesi taş yapılar diktiler? Bu haber 1315 defa okunmuştur.
|
GALERİfacebook ta Begen |
|||||||||
|
SEYİRCİ KALMAYIN; VATANINIZA SAHİP ÇIKIN Copyright © 2009 Mevzuvatan - Rüya Teknoloji Tarafindan Yapilmistir
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||