MevzuVatan.Com
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE VATAN-TV İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Manşet haberler

Google

Güneş Dil Kuramı

Güneş Dil Kuramı

Tarih 21 Temmuz 2011, 11:46 Editör EDİTÖR

Atatürk tarafından ortaya atılan bu kuram, Atatürk öldükten sonra unutturulmuştur.

Bazıları bu kuramı bilimsel olmayan bir saçmalık diye nitelendirirken, bir kısım insan da faşist bir kuram diyerek suçlamaktadır.

Acundaki en eski uygarlık (UYUK AĞARLIK) Türk uygarlığı olduğuna göre, acundaki ilk sözcüklerin de Türkler tarafından dile getirilmiş olduğu kuvvetli gerçektir.

Atatürk tarafından Meksika ya büyükelçi olarak atanan Tahsin Mayatepek in esas görevi bu kıtadaki Türkçe sözcükleri araştırıp, bulmaktı.

Güneş Dil Kuramı

Atatürk tarafından ortaya atılan bu kuram, Atatürk öldükten sonra unutturulmuştur.

Bazıları bu kuramı bilimsel olmayan bir saçmalık diye nitelendirirken, bir kısım insan da faşist bir kuram diyerek suçlamaktadır.

Acundaki en eski uygarlık (UYUK – AĞARLIK) Türk uygarlığı olduğuna göre, acundaki ilk sözcüklerin de Türkler tarafından dile getirilmiş olduğu kuvvetli gerçektir.

Atatürk tarafından Meksika’ya büyükelçi olarak atanan Tahsin Mayatepek’in esas görevi bu kıtadaki Türkçe sözcükleri araştırıp, bulmaktı.

Tahsin Mayatepek görev yaptığı Meksika başta olmak üzere güney ve kuzey Amerika’da bu konuyu araştırmış ve yerli kabilelerde konuşulan Türkçe sözcükleri tespit etmiştir.

Meksika (Maya), Venezulla (Goahira), Peru (Kişua), Brezilya (Guarini tupi), Arjantin (Lüle) ve ayrıca İspanya Bask bölge halkının konuştuğu Bask dilindeki Türkçe sözcüklerin dökümünü yapmıştır.

Birleşik Amerika Teksas eyaletindeki yerlilerin dili olan ATAKAPA dilinde de Türkçe sözcükler tespit etmiştir. tdkkitaplik.org.tr/tzk/ett01001.

Güneş Dil Kuramı'nda temel olgu, seslerin doğadaki olaylar ve eylemler üzerine kurulu olduğudur.

İnsan yaşamında en önemli iki unsurlar-bütünü vardır. Bunlardan birincisi dış dünya ve etkileşim, ikincisi iç dünya ve etkileşim.

Dış dünyada ilk insanı etkileyen en önemli unsur da güneştir. Her gün sabah ufuktan doğan ve akşam da batan güneş!

Güneş doğduğunda etraf aydınlanmağa başlar, yükseldikçe de etrafı ısıtmağa başlar. Battıktan sonra etraf karanlığa boğulur ve soğur.

Güneş kadar ilk insanı etkileyen başka doğa olayları da vardır, ancak güneşin etkisi her gün yaşanmaktadır. Dolayısıyla ilk insanın bu ısı ve ışık kaynağı karşısında etkileşimi üst düzeydedir. İlk insan bu güç karşısına bazı tepkiler ortaya koyar. Bu tepkilerin bir kısmı da ağızdan çıkan seslerdir. İşte Güneş-Dil kuramı bu noktadan çıkmaktadır. Güneş ısı ve ışık yaymak dışında, hareket kavramını da içerir. Ayrıca ışığı ile renkleri ortaya çıkarttığı gibi, uyanan doğadaki canlıları sesleri, renk ve ses kavramlarını da bu kuramın ilgi alanına alır.

İç dünya ise, insanın günlük gereksinimlerini giderirken çıkarttığı seslerdir.

Bu sesler onun sözcük oluşturmakta ana kaynağı olmuştur.

Güneş-Dil Teorisinin Ana Hatları Hakkında, İbrahim Necmi DİLMEN 'in Üçüncü Türk Dil Kurultayına Sunduğu Teze Bağlı Grafikler ve Analizler kitabını incelemek gerekir.

Dikkat ediniz, basım tarihi 1936 yılıdır! Atatürk yaşamaktadır ve kuram’a destek vermektedir. http://tdkkitaplik.org.tr/tzk/tk020101.pdf. Burada Güneş - Dil Kuramına bağlı olarak kök ayrıştırışı da görülmektedir.

Güneş-Dil Teorisinde Müsbet ve Menfi Anlamlar adlı yapıtında, Dr. Erhan SANATER, bakın ne diyor. Yıl 1937.

“Türk zekasının yarattığı Güneş-Dil teorisinin evrensel ve arsı ulusal bir teori halini alacağı ve bunun dünya ilim âlemince kabul ve teslim edileceği anlar pek yaklaşmıştır.

Güneş-Dil anahtarının en karışık ve en karanlık hakikatleri harikulade bir kolaylıkla açıverişi, İlim dünyasında şaşırtıcı bir tesir yaratmış ve dünya Dil teorilerini, altüst edebilecek bir sarsıntı husule getirmiştir.

İlk hamlede bilgilerini, metodlarını, kolay kolay terk edemiyecek vaziyette olan alimler, nihayet (Evet) demek zorunda kalacaklardır.

(Aslı meçhul), (Menşei gayrı malum), diye yazıp geçiverdikleri kelimeleri Türk-Dil formülüne tatbik ederek aldıkları parlak cevaplar karşısında, işin hakikatini ve Türk dilinin analık hakkını, bir daha anlamış olacaklardır.

Türk ilim adamı, Türk genci durmıyacak, çalışacak, bu hakikati bir gün mutlak kabul ve teslim ettirecektir.” http://tdkkitaplik.org.tr/tzk/tk040101.pdf

Buradan da görülmektedir ki, Güneş – Dil kuramı doğmuş, ancak öksüz bırakılmıştır.

Bizler Türk Güneşi üyeleri olarak her hafta yaptığımız toplantılarda bu konuda çalışmakta ve üretmekteyiz. Hedefimiz Türkçenin etimolojik sözlüğünü oluşturacak bir alt yapının kuruluşunu sağlamaktır. Bizlere bu konuda öncülük yapan değerli ağabeyimiz Ali Rıza Eyikoçak’ın özel üretimleri için www.onatan.com sitesinden bilgi alabilirsiniz.

Acun üzerinde konuşulduğu gibi yazılan, yazıldığı gibi konuşulan tek dil Türkçedir.

Acun üzerinde simetri üzerine kurulu tek dil Türkçedir; çünkü Türk kültür ve uygarlığı geometrinin simetrisi üzerine kuruludur ve acunda merak nedeni olmuştur. Onbinlerce yıl öncesinden gelen simetri motifler, üniversitelerde bilim adamlarının araştırış konusudur. Bu özellik Türk diline de damgasını vurmuştur.

Az - Uz

Öykü anlatıcılarımız, ninelerimiz, babaannelerimiz beşiklerimizi tıngır mıngır sallarken; bizleri uyutmak için, tekerlemelerle dolu masallar anlatırlardı.

Masallara, çoğunlukla da “Az gitti, uz gitti” diye başlarlardı.

Az ve Uz

Kurdun uluyuşundan U sesini çıkartan Güneş-Dil çocukları, ağızdan çıkan en kısa ses A ile nasıl da bir uyum sağlamışlar.

A ve U

Bir tanesi en kısa, diğeri de en uzun iki ses.

Seslerin bu özelliği, mesafeye de yansımış, onları anlatır olmuş,

AZ : az olan, kısa olan,

UZ : çok olan, uzun olan.

CU, ÇU, Cİ ve Çİ ön kökleri

KOŞU – CU=koşu yapan kişi, koşan kişi
İŞ – Cİ=iş yapan kişi
YARIŞ – CI=yarışan kişi
KONUŞ(U) – CU=panelde konuşan kişi (Konuşmacı olmaz)
EYLEM – Cİ =eylem yapan kişi
BİLET – Çİ=bileti satan kişi


Türkçede CU, Cİ ön kökleri, adların sonuna geldiğinde, bu adın tanımladığı işi yapan kişi belirtilmiş olur.

Dünya Gelecek Yüzyılda Türkçe Konuşacak

Dünya insanı gelecek yüzyılda Türkçe konuşacak derken, önemli bir temel neden üzerinde durmaktayım.

Bu temel neden de, Türkçenin yazıldığı gibi okunan tek dünya dili oluşudur.

Bütün dillerdeki sözcükleri yazdığınızda, bunların içinde tek URAL-ALTAY ailesine mensup Türk dil ailesinin dillerinde, yazıldığı gibi okunan sözcükler olduğunu görürsünüz.

İngilizce bu kurala en aykırı olan dildir.

i , a olarak,

a, i olarak okunur.

Buna benzer pek çok çarpıklık vardır.

Örneğin color sözcüğü, KALIR olarak okunmaktadır. Bu okunuş İngilizce okunuştur.

C, k olarak, birinci o, A olarak, ikinci o, ise ı olarak okunmaktadır.

Color (renk) sözcüğü, bir de colour olarak yazılır.

Burada da sözcüğün bir başka türeyiş biçimi görülmektedir.

Birinci o, A olarak okunurken, ikinci o’nun ı olarak okunuşundan dolayı, yanına bir de u harfi gelmiştir, ancak u, u olarak okunmaz, o ve u birleşir, ı olarak okunur.

Bunu böyle okuyan İngiliz’dir.

Bir Fransız bile, bunu daha doğru, daha Türkçe okur.

Kolor,

Ancak yine de Türkçe KALIR okunuş, color sözcüğünün de Türkçe dil ailesinin bir türevi olduğunu ortaya koyan önemli bir kanıttır.

Color, Türkçe’de renk anlamı taşır.
Yani bir nesnenin, bir canlının taşıdığı değişmeyen rengidir.
KALICI olandır, KALIR’dır. Üzerinde önemle durmak gerekir.

Kibari’yenin bir televizyon programında sorduğu felsefi soru, Türkçenin nasıl türevler türettiğinin de bir göstergesidir.
Soru:

“İngilizler, ONE yazıyor, VAN okuyor, BİR anlıyor!” “Bunu nasıl yapıyorlar?”

Türkçedeki OKAN, Rusya steplerinde İVAN, oradan da Britanya adasına geçtiğinde de VAN olur. Ses olarak, ancak anlamı BİR, daha doğrusu İLK DOĞANDIR.

Dünya insanı gelecek yüzyılda, gerek kültür eşitlenişi gerekse de iletişim araçlarının özelliği nedeniyle, insanlar yazılan sözcükleri okunduğu gibi okumak kolaylığını seçeceklerdir.
Bir de bütün dünya dillerinin, Türkçenin türevleri olduğu gerçeği de bu sonucu doğuracak doğal olguya işaret etmektedir.

Bu basit sebep, Türkçeyi de dünya üzerinde, bütün dillerin de ANASI olmak temelinde baskın güç, baskın dil yapacaktır.


Her Sözcüğün Bir Anlamı Vardır

Hiç düşündünüz mü?

«Horoz» ne demektir?
«Hayvan» ne demektir?
«Konuşmak» ne demektir?
«Ok» ne demektir?
«Yay» ne demektir?

Hiçbir sözcük anlamsız değildir ve anlamsızca da üretilmemiştir.

İşte bugün, Atatürk’ün kurduğu partidir dedikleri partinin üyelerinin “ŞOVEN” dedikleri GÜNEŞ-DİL TEORİSİNİN üzerinde yükseldiği temel, bize demektedir ki, Türklerin konuştuğu dil Türkçe, bütün sözcüklerini doğanın seslerinden, eylemlerinden, canlılarından almıştır.

GÜNEŞ-DİL Teorisinin iddiası doğrudur ve bugün konuştuğumuz bütün sözcüklerin bir anlamı vardır.

«ME» ve «MA» ekleri

«ME» ve «MA» ekleri Türkçemizde OLUMSUZLUK ekidir.

Bazı mihraklar, ülke insanımızın beynindeki düşünmek eylemini olumsuz kılmak adına, «ME» ve «MA» eklerinin OLUMLU anlam yüklendiğini öne sürerler. Bunu ders kitaplarına da sokmuşlardır. Onlara göre fiil olarak kullanılırsa Olumsuz, isim olarak kullanılırsa Olumlu olacaktır. Böyle bir saçmalık, Türk genini bozmak amacı ile Türk düşmanları tarafından dayatılmaktadır.

«ME» ve «MA» eklerinin OLUMSUZ anlam yüklendiği, bir Türk genetiği olarak, analarımız tarafından bebelerimizin kafalarına kazınmaktadır.

Bebek emeklerken, ateşe yaklaştığında “dokunma!”, yapılmamak gereken bir şeyi yaptığında, “yapma!”, “etme!”, “eyleme!” diyerek komut veren Türk anası, Türk çocuğuna şöyle belletir, «ME» ve «MA» ekleri OLUMSUZDUR.

Dolayısıyla siz, «ME» ve «MA» eklerini kullanarak, olumlu eylemin ismi olarak kullansanız da, Türk çocuğu bu ekleri gördüğünde, beyni OLUMSUZ olarak algılayacaktır.

1 = 11
2 = 22
ise,

OKUMA = OKUMAK olur.

1 11
2 22
ise,

OKUMA = OKUMAK olmaz.

DOĞRUSU DA BUDUR.

Okullarda “Okuma ! – Yazma !” kitapları dağıtır ve öğrencilere OKU! diye komut verirseniz, sonuçta ÇOCUK okuyamayacak, yazamayacaktır.
Bunun nedeni, yaklaşık 100.000 yıllık bir genetik sonucunda, beyninde oluşan elektro kimyasal enzimlerdir. Çocuk “Okuma-yazma” komutunu gördüğü zaman, beyninde oluşan tek bir iş vardır! OKUMAYACAKSIN ! YAZMAYACAKSIN !
Türk çocuğu, anasından böyle öğrenmiş, bellemiştir.

O halde «ME» ve «MA» ekleri yerine ne kullanacağız?

Elbette OLUMLU olan eklerle yapılan sözcükleri kullanacağız.
İŞ eki, bunlardan en önemlisidir.

OKUMAK, YAZMAK yapılan işin eylemi, OKUYUŞ, YAZIŞ yapılan işin adıdır.

ON

DÜNYA üzerindeki ASKERİ ÖRGÜTLENİŞİN temelini TÜRKLER atmıştır.
«ON» luk sistem Türkistan’dan bu yana on binlerce yıldan beridir Türk Ulusu tarafından kullanılmakla kalmayıp, bütün dünya ordularının benimsediği bir sistem olmuş, evrensel niteliğe dönüşmüştür.

ON
YÜZ
BİN
TÜMEN (On bin)
ONBAŞI
YÜZBAŞI
BİNBAŞI
TÜMEN – BEĞİ

ON = ?

Bir elin parmakları on tanedir.
Bu tamam anlamına da gelir.

ON denildiğinde, TÜRKÇE’de anlaşılan budur.

Türklerin askeri birlikleri de işte bu doğal ortamdan esinlenilerek, ON’luk bir düzende
oluşturulmuştur. Yukarıda verildiği üzere.

On tane başak yan yana dizildiğinde bu ON olur, 10
Onluk dizi yana doğru on adet yüzüldüğünde YÜZ olur ve YÜZEY olur. 100
YÜZ adet dizi, birbiri üzerine BİNdirildiğinde BİN olur ve KÜP olur. 1000 = 10³

Türkçe Eylem Dilidir

Türkçemiz, göçebe kimliğimizin bir ürünü olduğundan EYLEM üzerine kuruludur.
Kısa anlatım ile en verimli anlam, Türkçenin en önemli zenginliğidir.

Türk’ün göçebe kimliğini bozmak ve yozlaştırmak emelindeki BATI dünyası, Türkçenin EYLEM dili olmak özelliğini de bozmak adına, 1946 KARŞI DEVRİM hareketi ile birlikte, Türkçemize savaş açmıştır.

1947 yılında Amerika Birleşik Devletleri denetim ve yönetimine bırakılan MİLLİ EĞİTİM KOMİSYONLARI, bu emele hizmet eder nitelikte çalışmaktadırlar.

«ME» ve «MA» OLUMSUZLUK eklerinden de yararlanarak, toplumun beynini işlemez hale getirmek çabasındadırlar.

Bizim uğraşımız da, bu oyunu, bu ihaneti bozmak olacaktır.

Örnekler verelim:

YANLIŞ
DOĞRU
Geri dönme
Geri dönüş
Bekleme yapmak
Beklemek
Çalışma yapacağım
Çalışacağım

Simetri

Türkçemiz dünyada simetri üzerine kurulmuş tek dildir.

Bu konuda on sekiz yıl emek vermiş olan Ali Rıza Eyikoçak’ın dökümünü yapmış olduğu
360 ön kök, yalnızca 180 kökün fiziksel simetrisinden değil, aynı zamanda anlam simetrisinden oluşmaktadır.

Bir kökün simetrisi, o kökün anlam olarak tersini ifade eder.
Aynı zamanda kökün yönü ne ise, simetri kök, o yönün tersini ifade eder.
(Örnek: İS – Sİ
İS: gelip konan,
Sİ: konduğu yerden giden, uzaklaştırılan, silinendir)

HALUK HÜSNÜ ONGAR

Bu haber 1468 defa okunmuştur.

Share |

Güneş dil kuramı

  • Bu kategoriye henüz haber eklenmedi.
Türk Gençliğine Mesaj19 Mayıs 2012

facebook ta Begen

Google

SEYİRCİ KALMAYIN; VATANINIZA SAHİP ÇIKIN
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

|Hack Haber |Tekturk |Turania |11kasim DERNEGİ |hakimiyet gazetesi |Yenile

Copyright © 2009 Mevzuvatan - Rüya Teknoloji Tarafindan Yapilmistir

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi