MevzuVatan.Com
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE VATAN-TV İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Manşet haberler

Google

SAİDİ KÜRDİ'NİN VELETLERİ İŞBAŞINDA!

SAİDİ KÜRDİ'NİN VELETLERİ İŞBAŞINDA!

Tarih 18 Ağustos 2011, 08:28 Editör Serdar Ateş

CEMAAT KANALLARI-DERGİ VE GAZETELERİ TOPYEKÜN OLARAK ÇUKURCA SALDIRISINDAN SONRA HAREKETE GEÇTİ!




1 TARAFTAN TERÖRİSTE MÜSAMAHA GÖSTEREN ASKER DERKEN DİĞER TARAFTAN ASKER İÇİNDE PKK'YA ÇALIŞAN UNSURLAR VAR DENEREK ASKER OCAĞI'NI PADİŞAH OCAĞI'NA ÇEVİRMEYE ÇALIŞAN ERDOĞAN'A AKTİF DESTEKLE HAİNCE SALDIRI BAŞLATTILAR!834 ŞEHİDİN VERİLDİĞİ AKEPE  İKTİDARININ  TERÖRÜ HORTLATARAK;MÜCADELE YERİNE MÜZAKERE ETMESİ İSE ASLA KONU EDİLMİYOR!


10 şehit olayında akıl almaz iddia!
Hakkari-Çukurca karayolunda, askeri sevkiyat konvoyuna yapılan mayınlı saldırıda şehit olan mehmetçik sayısı 10'a yükselirken akıllara 'PKK askeri sevkiyattan haberdar mıydı?' sorusu takıldı.
Güncelleme:17 Ağustos 2011 19:35
Aksiyon dergisinin bu haftaki sayısında Haşim Söylemez imzası ile yayınlanan haberde, bu iddiayı güçlendirecek çok sayıda bilgi var. İşte o haber...

Askerî harita ve kriptolar PKK'nın elinde
Yeni komuta kademesinin terörle mücadelede yapması gereken ilk iş, ordu içinden sızmaları önlemek. Zira PKK'dan ayrılanların anlattığına göre, TSK'ya ait harita, kroki ve kriptolar örgüte ulaştırılıyor.

Yüksek Askerî Şura'da (YAŞ) belirlenen yeni komutanların önünde bir dizi sorun bulunuyor. Şüphesiz bunların başında terörgeliyor.



Her şeyden önce "Terörle mücadele nasıl yapılacak?" sorusuna cevap bulunması gerekiyor. Bu arada peş peşe gelen terör saldırıları ve şehit haberleri ülkeyi derinden sarsıyor. PKK'nın yayın organları şehit haberlerini propaganda malzemesi olarak iyi kullanıyor. Dolayısıyla yeni komuta kademesinin öncelikle yapması gereken şey, terörün oluşturduğu psikolojik havayı yok etmek ve terörle mücadelede yeni bir sistem geliştirmek. Tabii bir de sızmalara izin vermemek... Çürük elmaların ayıklanması da acil bir durum olarak karşımızda duruyor. Çünkü bu zamana kadarki bilgi sızmaları, örgütün rahat etmesine ve operasyon yapmasına imkân sağladı. Aksiyon'un ulaştığı ve tim komutanlığı görevi yapmış eski bir PKK'lının anlattıkları, yeni komuta kademesininTSKiçinde ciddi bir temizlik yapması gerektiğini ortaya koyuyor.

Ronai adını kullanan ve hâlen Kuzey Irak'ta yaşayan eski PKK'lının sözleri, terörle mücadelede neden başarısız olunduğunu da gösteriyor. Kısa süre önce örgütten ayrılan Ronai, rütbeli askerlerin sürekli örgüt kamplarına geldiğini, toplantılar yaptıklarını iddia ediyor. Örgüte yeni patlayıcılar veilaçyardımı yapıldığını söylüyor.

Aslında Ergenekoncu subayların derin PKK ile irtibatları eskiden beri bilinen bir gerçek. 1 Haziran 2004'te savaş kararını ilan eden Öcalan'ın avukatlarından Mahmut Şakar'ın askerî helikopterle Kandil'e getirilip götürüldüğü birçok kişi tarafından ifade edilmişti. Bu bilgi dönemin tanığı olan eski örgüt yöneticisi Nizamettin Taş tarafından doğrulanmıştı. Aynı şekilde ordudan ayrılıp PKK'nın yönetim kadrosuna katılan 50 subayın varlığı da artık biliniyor. Bunların hâlen ordu içinde yer alan JİTEM'ci, Ergenekoncu kadro ile irtibatlı oldukları ve bilgi paylaşımı yaptıkları ileri sürülüyor.

Bu noktada Ronai'nin anlattıkları çok önemli. Onun iddiaları doğruysa askerî sırlar, mücadele ettiği terör örgütünün eline günlük, haftalık ve aylık olarak geçiyor. Ronai bu durumu şöyle anlatıyor: "Askere dair bilgiler bize günlük, haftalık, aylık olmak üzere gelirdi. Bunlar çoğu zaman elden kurye aracılığı ile ulaştırılırdı. Bazen de haberleşme araçları kullanılırdı. Bu, anlık durumlarda geçerliydi. Asker arazi taramasına veya operasyona çıktığında eğer önceden bilgi yoksa hemen bize haber ulaştırılırdı. Asker olduğunu bildiğimiz kişiler gerilla kıyafetiyle ya da sivil kıyafetle bilgiler getirirdi. Toplantılarımıza katılır, bize ne zaman nasıl operasyon yapmamız gerektiğini anlatırlardı. Bunu saha komutanlarımızın hepsi bilir. Ben tim komutanı olarak bu toplantıların bazısına katılırdım. Bir sefer ismini bilmediğimiz ancak 'albayım' dedikleri birinin geldiğini biliyorum. Esmer tenli, 1.80 boylarında, hafif göbekli biriydi. Yanında iki sivil giyimli kişi vardı. Kelareş kampına kadar gelip bizimle toplantı yaptı. Seçimlerde ve sonrasında neler yapmamız gerektiğini anlattı. İmam Aziz (Tan) Hoca ve başka 6 kişinin infaz edilmesi için isimleri bu kişi verdi."

Kuzey Irak'ta peşmergeler tarafından korunan güvenlikli bir bölgede yaşayan Ronai'nin şu sözleri örgütün karakol ve askerî birliklere kolayca saldırı düzenlemesini açıklıyor: "Bize haritalar getirildi. Askerî, özel haritalar. Krokiler de vardı. Karakolların nerede olduğunu, asker sayısı, mühimmat durumu, komutanların özel ve genel durumları gibi bilgiler gelirdi. Bazen de kriptolu bilgiler getirilirdi. Bunları içimizdeki asker kökenliler hemen çözerdi. Bize ona göre talimat verilirdi. Bunları görünce örgütten kaçtım. Benim gibi olanlar çok ama şanslı sayılmazlar. Kaçmak isteyen 5 genç arkadaşımız kurşuna dizildi. Askerî haritalarda Doğu ve Güneydoğu'da bütün tabur, alay, karakol ve devriye ekiplerinin güzergâhı bulunuyordu. Başarılı olan komutanların ne zaman izine gidecekleri, acemi asker sayısı, özel eğitimli askerlerin nerede görev yaptıkları gibi bütün bilgiler gelirdi. Bazen telsizlerdeki şifreler de ulaştırılırdı. Aynı kodla askerleri rahatça dinleyebiliyorduk."

Telsiz konuşmalarının örgüt tarafından dinlediğini TSK ve emniyet birimleri geç fark etti. Bunun için 'telsiz kesmelere' seçimden (12 Haziran) sonra başlandığını yazmıştık. Çünkü bu, bölgede hareketlilik olduğunu ve örgütün telsiz konuşmalarını dinleyebildiğinin kabulü manasına geliyor. Ayrıca sızmalara karşı alınan bir tedbirdir 'telsiz kesme'. Ronai'nin anlattıkları, aslında çeşitli zamanlarda güvenlik güçlerine teslim olan PKK'lıların da verdiği bilgilerden farklı değil. Ancak sızmaların önüne geçilememesinin asker içindeki kliklerden kaynaklandığı dile getiriliyor.

Güvenlik güçlerine ifade veren M.K. isimli eski bir terörist de şunları anlatıyor: "Askerin elinde olmayan haritalar örgütün elinde vardı. Bütün karakolların yüzölçümleri bilinir. Hatta bir karakolda kaç kişi kalır, izin günleri, teskerecilerin durumu, yeni gelen askerlerin sayısı bilinir. "

Son süreçte yapılan bütün operasyonların karşılıklı bilgi paylaşımıyla olduğunu anlatıyor Ronai: "Silvan'da 13 askerin şehit edilmesi, açık alanda askerlere yönelik saldırıların düzenlenmesi böylesi yardımlar sonucunda gerçekleşmiştir. PKK'nın çıplak arazide operasyon yapması bu kadar kolay değil. Çünkü saldırı ve pusudan çok daha önemli olan zayiat vermeden bulunulan alanı kolayca terk etmektir. Oysa olayların meydana geldiği yerlerde kaçmak mümkün değil. İki helikopterle, saldırıyı yapanlar kolayca avlanır. Ama buna birileri izin veriyor. Aktütün ve Dağlıca'da izin verdikleri gibi." 

MYNET HABER

Üstlerimiz teröristi bırakın gitsin dediler! (DAĞLICA BASKINI İLGİLİ YALAN HABERLERİ -ARŞİVDEN YAYINLANIYOR...)

Selvi'nin, aktardığı bilgiler, terörle mücadelede neden bir türlü başarılı olunmadığını açıkça ortaya koyuyor Risale Haber-Haber Merkezi Yeni Şafak yazarı Abdülkadir Selvi'nin, bugünkü köşesinde aktardığı bilgiler, terörle mücadelede neden bir türlü başarılı olunmadığını açıkça ortaya koyuyor. Selvi, Dağlıca'da şehit edilen 12 şehit askerden biri olan bir asteğmenin notlarını hatırlattı. İşte yazıdaki o bölüm: "Dağlıca'daki 12 şehidimizden biriydi Mehmet asteğmen. Önce günlüğüne not düştü, sonra şehit düştü. Mehmet Bozkuş asteğmen biricik aşkına yazmıştı. Bu yüzden satırları, "Bugün var ya aşkım..." diye başlıyordu.

Anlatıyordu Mehmet Asteğmen: "Bu terörün bitmeyeceğine bir kere daha şahit oldum. Gözümüzün önünden on katır on kişi geçiyor, 'gidelim öldürelim' diyoruz göndermiyorlar. Helikopter çağırıyoruz yollamıyorlar. Bir de bunun üzerine adamları telsizlerinden de dinliyoruz. Hâlâ elimizi kolumuzu bağlı tutuyorlar, çıldırıyoruz. Adamlar resmen önümüzden geçiyor. Biz de öyle salak saçma dağ başında bekliyoruz, neye kime hizmet ettiğimizi bilmiyoruz, ilk defa burada bulunuşumuzun boş olduğunu anladım." Dağlıca baskınına katılmış olan "Ruken" kod adlı terörist ise, "Eylemden önce 1 hafta süreyle Dağlıca'ya, katırlarla silah ve mühimmat taşıdık" diyordu. Mehmet Asteğmen'in önünden geçenlerden biri de bu teröristti. Katırlarla taşımışlardı Doçka silahını. "Doçka silahını karakolu gören uygun bir mevziye yerleştirdik ve mevzi yaptık" dedi. O gün Mehmet Asteğmen günlüğüne şu notu düştü. "O sabah sana demiştim ya terörist ve dolu katırlar gördük bir şey yapamadık diye, ***ler ellerini kollarını sallaya sallaya gittiler yüklerini boşaltıp geri döndüler ve biz gene bir şey yapamadık. Emir vermedi üstlerimiz.

" Terörist Ruken, "Bütün gruplar mevzilerine ulaştıktan sonra saldırının olacağı güne kadar 1 hafta boyunca yerlerimizde kaldık, 1 hafta boyunca bütün tepelerde mevzilenmiş örgüt mensupları bulundukları yere silah mühimmat ve gıda malzemeleri taşıdı" diye anlattı. Mehmet Asteğmen ise yine Aşkın'a yazdı. "Gene 'gidelim' dedik 'bırakın gitsinler' dediler. Başlarım böyle işe dedik, elimizi kolumuzu bağladık. Ne kadar saçma bir şey. Çıldırdık çaresizlikten. On tane adam vardı, parçalardık ***leri. Manyak gibi durduk yerimizde." Doçkalar mevzilerine sokulduktan, ağır silahları taşıyan katırlar ormanlık arazide soteye konulduktan, silahların bir kısmı "TC"nin eline geçmemesi için toprağa gömüldükten, Gediktepe'ye hakim tepelere yerleşilip, gıda ve silah sevkıyatı tamamlandıktan, üzerlerinden HERON'lar uçtuğu zaman çömeldikten, bu arada terörist sayısı beş yüze ulaştıktan sonra saldırı için talimatı beklemek üzere mevzilerine çekilmişlerdi. O talimat geldi, silahlar konuştu ve Dağlıca yangın yerine döndü. 12 şehit.

 Dağlıca'nın komutanı Tümgeneral Gürbüz Kaya'ydı. Katırlarla taşınan silahlar, 1 hafta süreyle beş yüz teröristin Dağlıca'ya taşınması ve HERON'ların tespit ettiği görüntüler. Soruldu komutana. 10 evladımızı şehit verdiğimiz Gediktepe'nin de komutanıydı Gürbüz Kaya. O zaman, "Teröristleri çoban zannettik" demişti. Divan-ı Harp'te yargılanması gerekiyordu. Genelkurmay Başkanı Başbuğ ise onun terfisini getirdi hükümetin önüne. Gediktepe'yi, Dağlıca'yı, ihmali, çobanı, şehitleri hatırladı hükümet. "Biz de onu komutan zannetmiştik" dedi, terfisini onaylamadı. Sonrası malum. Ülkenin Başbakan'ının imzalamadığı, hükümetinin atamadığı, Cumhurbaşkanı'nın onaylamadığı Dağlıca Paşa'sı için Genelkurmay Başkanı Başbuğ ısrar etti, Askeri yargı sivillerin işlemini iptal etti. Eğer hükümet biraz dik durmasa Gürbüz paşayı korgenerallikte bekletmeden direk orgeneral yapacaklardı.

http://www.kunfeyekun.org/forum/nesir-duz-yazi/ustlerimiz-teroristi-birakin-gitsin-dediler-23373/

Bu haber 923 defa okunmuştur.

Share |

TÜRKLÜĞÜN ESARETİ

EMEKLİLİK ATATÜRKÇÜLERİ

EMEKLİLİK ATATÜRKÇÜLERİ Bir Atatürkçülük vardır, bir de önüne sıfat getirilmiş, özünden koparılmış sözde Atatürkçülük. Atatürkçülüğün öz...

ESARET DAVALARININ FETTOŞ POLİS SAVCI-HAKİM ÇETESİNİ GÖRMEK İSTERMİSİNİZ?

ESARET DAVALARININ FETTOŞ POLİS SAVCI-HAKİM ÇETESİNİ GÖRMEK İSTERMİSİNİZ? ODATV ARŞİVİNDEN ...
CIA'NIN ÇETECİLERİ! (6) Cemaat Kelle Avında....22 Mayıs 2012

facebook ta Begen

Google

SEYİRCİ KALMAYIN; VATANINIZA SAHİP ÇIKIN
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

|Hack Haber |Tekturk |Turania |11kasim DERNEGİ |hakimiyet gazetesi |Yenile

Copyright © 2009 Mevzuvatan - Rüya Teknoloji Tarafindan Yapilmistir

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi