MevzuVatan.Com
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE VATAN-TV İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Manşet haberler

Google

Süleyman Demirel ve Bilderberg Üyeliği

Süleyman Demirel ve Bilderberg Üyeliği

Tarih 24 Ağustos 2011, 16:27 Editör EDİTÖR

Bilderberg üyesi
Amerikan Morrison uluslararası şirketi Türkiye eski Temsilcisi
Eski Cumhurbaşkanı Eski Başbakan
İsrail-Filistin Uzlaşma Komisyonu eski üyesi Balkan Politika Kulübü üyesi
Eisenhower Exchange Felowship (EEF) bursu katılımcısı
Bilgi Locası'na kayıtlı mason
Fethullah Gülen Devlet Adamlığı Ödülü sahibi



29 yaşında inşaat yüksek mühendisi iken ABD tarafından keşfedildi. 1954 yılında Eisenhower Exchange Fellows-hip (EEF) bursuyla ABD'ye staja çağrıldı. Döndüğünde, Amerikan uluslararası Morrison şirketinin Türkiye Temsilcisi yapıldı. 23 Aralık 1954 tarihinde 48 kayıt numarası ile Ankara'daki Bilgi Locası'na üye kaydedildi. Kasım 1964'te mason olmadığına dair sahte belge verildi. Böylece masonlar, ABD Ankara Büyükelçiliği, çokuluslu ABD şirketleri ve General Porter gibi CIA ajanlarının desteğiyle Adalet Partisi Genel Başkanlığı'na getirildi. Demirel'in Türkiye'nin başına getirilmesine karşı çıkan Adalet Partisi Genel Başkanı emekli Orgeneral Ragıp Gümüşpala'nın, Ortaköy'deki Lido Otel'de ölü bulunmasıyla Demirel'in önündeki son engel de ortadan kalkmış oldu.

Demirel, AP Genel Başkanlığı'nın yanı sıra 1965 ve 1969 genel seçimlerini ABD, masonlar, Koç bayilikleri, Nurcu, Nakşibendî, Kadiri, Süleymancı tarikat şeyhlerinin destek ve kıran kırana pazarlıkları sonucu kazandı. Böylece sözde tarafsız bir başbakan ile yola çıkılarak CHP'siz bir hükümet kurulmasına yönelik ABD stratejisi gerçekleştirilmiş oldu. Demirel'in sürekli olarak yinelediği 1965 ve 1969 seçim zaferleri iddiası, bu bağlamda sadece bir iddiadan ileri geçmemektedir.

AP Genel Başkanı Demirel, başbakan olur olmaz bir mason olarak hükümetlerine şu mason biraderlerini alacaktı: İbrahim Deriner, Enerji Bakanı; Selahattin Kılıç, Köy İşleri Bakanı; Vedat Ali Özkan, Sağlık Bakanı; Nihat Kürşat, Turizm Bakanı; Mesut Erez, Tarım Bakanı; İsmet Sezgin, Gençlik ve Spor Bakanı; Ahmet Türkel, Ticaret Bakanı.

12 Mart 1971 ile 12 Eylül 1980 darbelerinin ayak seslerinin açıkça duyulmasına ve emrindeki istihbarat örgütlerinin ulaştırdığı bilgilere rağmen bu tür görevlendirmeleri önleyemedi; halkın kendisine emanet ettiği yaklaşık 8 milyon oya sahip çıkamadı. Şapkasını alarak sarı zarfı beklemeye başladı. "Darbecilere karşı çıksaydım, iç savaş çıkardı" mazeretine sığınması, kendisini büyük siyaset ve devlet adamı olarak kabul eden Demirel için geçerli bir gerekçe olarak kabul edilemez. Demirel, 1971 darbesinden aldığı derslerle 1980 darbesine farklı tavır aldı. Bu tavrındaki ısrarıyla 1961 Anayasası'nı ortadan kaldırmayı başardı. Türk halkının ABD tarafından daha fazla kuşatmaya alınmasını sağladı.

1982 faşist anayasasının mimarisine, cunta lideri Orgeneral Kenan Evren kadar katkıda bulundu. Cumhuriyet devriminin temel dinamiklerini tahrip etti. CIA darbesiyle devrilen Şili Devlet Başkanı Salvador Ailende için Milliyet gazetesine, "İyi toparladılar, iyi toparladılar, Ailende'yi iyi toparladılar" biçiminde açıklamalar yaptı.

Demirel, Cumhuriyet devriminin niteliklerini sürekli sulandırma çabası içinde oldu, giderek onu "Clinton Atatürkçülüğü "ne dönüştürerek, "Gardırop Atatürkçülüğü "nü bile aranır hale getirdi. DPTma başına Turgut Özal'ı getirdi. Özal da buraya Nakşibendî, Nurcu, Kadiri ve Süleymancıları doldurarak ABD destekli irticanın merkez üssü yaptı. Demirel bu kadroları İçişleri, Milli Eğitim, Adalet bakanlıklarına doldurdu.

Kıbrıs sorununu ABD politikaları paralelinde tuttu. O kadar ki 1974'te Kıbrıs için Türk halkı ayağa kalkmış ve sokağa dökülmüşken, Demirel şunları söyleyebiliyordu:

"Müdahale edelim mantığı hareket noktası olamaz. Böyle bir hareket Türk-Yunan Savaşı anlamına gelir. Bunu iyi bilin, böyle bir macerayı göze alabiliyor musunuz? "

MİT'in, ABD'nin etki alanından çıkarılmasını sağlayamadı. Türk-Amerikan gizli anlaşmaları ile ülke topraklarında kurulan üs ve tesisleri ABD'nin çıkarları için kullandırdı. Ulusal güvenliğin büyük ölçüde tahribine yol açtı. İkili anlaşmaları ulusal çıkarlara aykırı bularak karşı çıkan sosyalist, sosyal demokrat ve Kemalistlere baskı ve şiddet uygulattı.

İktidarını destekleyen şoven milliyetçi, muhafazakâr ve li-berallerden oluşan güçlerin saldırılarına göz yumdu. Türkiye'de öğrenciler, gençler, aydınlar ve emekçiler öldürülür ve ülkücü kamplarında eğitimler sürdürülürken, "Bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz" diyerek yeni cinayetlere davetiye çıkardı. 12 Eylül'e yeşil ışık yaktı.

"Defalarca ısrar ettim Sayın Demirel'e fakat bir türlü kabul ettiremedim. 12 Eylül'den önceki yılbaşında zamanın Cumhurbaşkanı Korutürk bizlere birer mektup göndermişti. Ben gereği için hazır olduğumu bildirdim ama Sayın Demirel'e kabul ettiremedim. Cumhurbaşkanlığına vekâlet eden rahmetli Çağlayangil bizi buluşturdu, orada yine söyledim.'Türkiye'de çok tehlikeli şeyler oluyor, terör aldı başını gitti. Bu sorunları birlikte çözmek için el ele verelim' dedim. Yine kabul ettiremedim. Bana,'Biz ancak bir savaş durumunda el ele verebiliriz' dedi. Ben de kendisine,'İçinde bulunduğumuz durum siyahtan daha siyahtır' dedim ama olamadı maalesef. " Bu sözlerin sahibi muhalefet lideri Bülent Ecevit'ti.

"Konu günceldi ve Çiller yönetimiyle ilgiliydi. Eleştirileri, şikâyetleri sıralamıştım Demirel'e. Dikkatle dinledi, hiçbirini yadsımadı. Sonra yavaş, petsen bir sesle,'Tansu'yu ülkenin başına bela ettim'dedi. Yüzüme bakıyordu bu cümleyi söylerken. O sırada bende bıraktığı izlenim çok içtendi, çok üzgün. Sesi ıstırap yüklüydü. " Bu sözlerin sahibi değerli gazeteci Cüneyt Arcayürek'ti.

Demirel, 18 Temmuz 2000'de İktisadi Kalkınma Vakfı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye-Avrupa Vakfı kuracağını bildirerek, sanayici ve işadamlarına çalışmalara katkıda bulunma çağrısı yaptı ve vakfın öncülüğüne soyundu.

Demirel'in, Avrupa ve Asya konularında kendisini önde gelen devlet adamları arasında saydığı biliniyor. İlgi alanlarının başında, Bakü-Ceyhan Boru Hattı Projesi, Orta Asya ile ilgili siyasal, ekonomik, kültürel, sosyal, eğitim politikaları, Avrupa Birliği ve NATO konuları geliyor. Demirel, Türkiye-Avrupa Vakfı projesi ile ilgili olarak Avrupa'nın önde gelen devlet adamlarına mektuplar yazmış ve kurucu üyelik teklifleri götürmüştür. Sonuçta Ziya Müezzinoğlu'nun yönetim kurulu başkanlığında Türkiye-Avrupa Vakfı kurulmuştur.

9-11 Temmuz 2000 tarihlerinde İstanbul'da dünyanın üçüncü büyük otomotiv devi Daimler-Chrysler'in Uluslararası Danışma Kurulu toplantısı yapılmıştır. Toplantıya Daimler-Chryslefin Uluslararası Danışma Kurulu üyesi ABD eski Başkanı George Bush'un yanı sıra 9. Cumhurbaşkanı Demirel de katılmış ve bir konuşma yapmıştır.

Dünya ve Türkiye ekonomisinin, Avrupa, Asya-Pasifik bölgesindeki gelişmelerin ve yeni teknolojilerin, Daimler-Chrys-ler'e etkisini değerlendirmeyi amaçlayan toplantıya Demirel'in önemli katkılarda bulunduğu Yönetim Kurulu Başkanı Jürgen Schrempp tarafından açıklanmıştır. Schrempp, Türkiye'de iki dağ tanıdığını, birinin Ağrı Dağı, diğerinin ise Demirel olduğunu ve 50 yıldır Türk siyasetine büyük emeği geçtiğini söylemiştir.
Schrempp'in Demirel'e yönelik övücü sözlerinin nedeni Daimler-Chrysler'm Türkiye ile bu pazar üzerinden Ortadoğu ve Kafkas pazarlarında hâkimiyet kumlasına olanak sağlayıcı katkılarıdır.

Filistin-İsrail anlaşmazlığına çözüm bulmak için Ocak 2000'de bir komisyon kurulmasına karar veren ABD Başkanı Clinton, adaylar arasında yer alan Nelson Mandela'nın yerine Demirel'i tercih etmiş ve 5 kişilik komisyon oluşturmuştur. Komisyonda Demirel'in mesai arkadaşları olarak eski Senatör Ge-orge J. Michel, Senatör Warren Rudman, AB Ortak Dış Politikalar Sorumlusu Javier Solana ve Norveç Dışişleri Bakanı Torb Joern yer almıştır.
Mitchell ve Rudman, ABD'yi yöneten tek güç merkezi olan ve David Rockefeller'ın onursal başkanlığını yaptığı 3000'e yakın üyeli "Dış İlişkiler Konseyi"nin (CFR) üyesidir. Mitchell, CFR'ce kurulan ve dünyadaki krizleri çözmekle görevli olan "Uluslararası Kriz Grubu "nun başkanıdır.

ABD derin devleti olan CFR'nin 2 etkin üyesi Mitchell ve Rudman ile birlikte görev üstlenen Solona, Jargland ve Demirel'in, bunların kararlarını onaylamak için seçildikleri açıktır. Nitekim Komisyon hiçbir çözüm üretemeden dağılmıştır. Zaten Clinton'ın başkanlığının son yıllarda kurduğu Komisyondan ciddi bir beklentisi yoktu.

Demirel, ABD'nin kendi çıkarlarını dayatmak için kurduğu Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatını (AGİT) tam teslimiyetçi bir zihniyetle şöyle değerlendiriyor:

'AGİT'in anlamı çok önemli. Herkese bunu anlatıyorum. Artık hiçbir devlet kendi ülkesinde karşılaştığı sorunla ilgili olarak,'bu benim kendi iç sorunumdur, buna karışamazsınız' diyemez. AGİT işte budur. Eğer buna imza atmışsan, başkalarının düşündüklerine kulak tıkaya-mazsın, yoksa duvarlarla çevrili bir kale içinde yalnız kalmaya mahkûmsun."

Demirel'le birlikte ABD iktidarıyla iç içe çalışmış olan Dışişleri Bakam İhsan Sabri Çağlayangil, bu iç içeliğin ne derece vahim boyutlara vardığını şu cümlelerle açıklamıştır:

"Türkiye kendi istihbarat gücünü kuvvetlendirmek için İsrail ve Amerikan istihbaratı ile hatta İran ve gizli servisi ile daima organik bir bağ içindeydi. Bunlar, her sene gizli gizli kendi şefleri ile toplandıkları Washington'da, Tahran'da ve Tel Aviv'de istihbarat mübadelesi yaparlardı. Organik bağları bulunmayan, fakat inandıkları başka istihbarat örgütlenmelerinden de istişari mütalaa alırlardı. Benim istihbaratçı şefimin kendisi farkında bile olmadan CIA altını oyabilir. Amerika şuna aldırmaz; bir memlekette demokratik idare olmuş, şoven idare olmuş, faşist idare olmuş, ona hiç bakmaz. Amerika o memleketin kendisine ne ölçüde tabi olduğuna, kendi politikasına ne kadar satelist (uydu) haline gelebileceğine bakar."

Demirel, gazeteci İsmet Solak'a Türkiye'nin geleceğini şöyle değerlendiriyor: "Türkiye kabuk değiştiriyor. Yani globalizasyon denilen dünya ile birlikte oturup kalkmak, aynı kulvarda yürümek mecburiyetinde. Kabuk değiştirirken tabii ki karma ekonomiye görev mevcut durumlar bu işi kaldırmıyor. Çatırtı oradan çıkıyor. Daha çok serbestleşme lazım. Devletin mutlaka ticaret, sanayi ve bankacılığın içinden çıkarılması lazım. Birtakım yanlış örneklere bakarak özelleştirmede gecikmeye mahal yok. Yeniden bu çarkın dönmeye başlaması lazım. Türkiye devlet olarak yatırım yapamaz durumda, bunu kırması lazım. Bu güzel hamleler yarıda kalmamalı. Bak, çok iyi hamleler yakaladı Türkiye. Biri eğitim, ikincisi üniversiteler, üçüncüsü GAP ve enerji projeleri. "

Demirel'in "iyi tedbirler alındı, makul bir Demirel, gazeteci İsmet Solak'a Türkiye'nin geleceğini şöyle değerlendiriyor:

"Türkiye kabuk değiştiriyor. Yani globalizasyon denilen dünya ile birlikte oturup kalkmak, aynı kulvarda yürümek mecburiyetinde. Kabuk değiştirirken tabii ki karma ekonomiye görev mevcut durumlar bu işi kaldırmıyor. Çatırtı oradan çıkıyor. Daha çok serbestleşme lazım. Devletin mutlaka ticaret, sanayi ve bankacılığın içinden çıkarılması lazım. Birtakım yanlış örneklere bakarak özelleştirmede gecikmeye mahal yok. Yeniden bu çarkın dönmeye başlaması lazım. Türkiye devlet olarak yatırım yapamaz durumda, bunu kırması lazım. Bu güzel hamleler yarıda kalmamalı. Bak, çok iyi hamleler yakaladı Türkiye. Biri eğitim, ikincisi üniversiteler, üçüncüsü GAP ve enerji projeleri. "

Demirel'in "iyi tedbirler alındı, makul bir süre içinde bunların netice vermesi lazım " demesinin üzerinden daha bir yıl geçmeden, Türkiye ekonomisi çöküverdi.

Cumhurbaşkanı Demirel, 13 Aralık 1995'te Gümrük Birliğine, katılmanın ardından şu demeci vermişti: "Bu sonuç Atatürk'ün çağdaşlaşma reformları ile başlayan gelişmenin tabii sonucudur. Bu neticenin alınmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. "

Türkiye, sanayi ürünlerine karşılık beklemeden bir sömürge gibi kapılarını ardına kadar açmasını Atatürkçü çağdaşlaşma olarak gören bir cumhurbaşkanına sahipti. Avrupa'da hiçbir ülke önce Gümrük Birliğine girerek AB'ye tam üyelik elde etmemişti.

Demirel, gazeteci Yavuz Donat'a 17 Aralık 2004 AB zirvesi kararını şöyle değerlendiriyor:

"Gelinen nokta fevkalade önemlidir... Bunun altını çiziyorum... Önemli bir iş yapılmıştır... Bunun aksini söylemek mümkün değil. Olaya bir de şöyle bakmanızı isterim... Ya Türkiye'ye hâlâ tarih verilmeseydi... Ya Türkiye'ye'bu iş hâlâ olgunlaşmadı'denilseydi. Çok alınırdık... Burulurduk... Gücenir, kırılırdık... Türkiye çok incinirdi. Bunu önemsiyorum... Herkes önemsemeli. Evet, tarih verilirken, önümüze bir Kıbrıs engeli konuldu, konulmasa iyi olurdu... Ama hiç tarih verilmemesinden daha iyi bir noktaya gelindi... Tarih verilmeseydi, çok daha iyi denilebilir mi? Kıbrıs engelini aşmak lazım. Aşılacak, başka çare yok.

Türkiye'nin, Güney Kıbrıs Rum Kesimi'ni de kapsayacak şekilde ek protokolü imzalamasını değerlendiren Demirel, protokolün imzalanmasından sonra bile Türkiye'nin 3 Ekim'de müzakerelere başlamasının kesin olmadığını, Rumların müzakereye oturmadan önce siyasi tanınma için diretebileceğine de dikkat çekerek, "bu işin içinden Türkiye'nin nasıl çıkacağını merak ediyorum " dedi.

17 Aralık 2004 zirve kararma Kıbrıs engelinin konulduğunu belirten Demirel, bu kararın göklere çıkardığı GB kararın da yer aldığını görmezden geliyordu.

17 Aralık'ta tarih alınmasını fevkalade önemli bulan ve kararda yer alan Kıbrıs engelinin aşılabileceğine işaret eden Demirel, Türkiye'nin GB deklarasyonunu imzalamasıyla gelinen noktayı, Türkiye'yi Rumların müzakereye oturmadan önce siyasi tanınma konusunda burun buruna getireceğini söylüyor. Üç ayrı olayda üç ayrı mantık sergileyen Demirel'in ne demek istediğini, ancak Demirel'ci uzmanlar anlayabiliyor.

Demirel'in Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a ilk öğüdü ABD ile sıkı dostluk ilişkilerini yürütmesinin gerekliliği olmuştur. Demirel, Erdoğan'a Eylül 2003 ayında "Türkiye bölücülük tehdidiyle yaşamaya devam edecek. Bölücü terörü önlemek için, Türkiye'nin birliği için Türkiye ABD'nin dostu kalmalıdır, bölgede rol oynamak niyetindeyse, Türkiye'nin ABD ile işbirliği içinde olması gerekir " demiştir.

Demirel, 10 Mayıs 1954 tarihinde Eisenhower Exchange Fellowship (EEF) bursiyeri olarak ABD'ye çağrılmıştır. Burs, çeşitli ülkelerden, genellikle az gelişmiş ülkelerden profesyonel yetenekleri olan, kendi ülkelerinde önemli mevkilere gelebilecek 30-45 yaşları arasında özel kişilerin ABD hesabına dost edinilmesi amacıyla verilmektedir.

Demirel, 50 yıl aradan sonra San Fransisco'daki Mark Hopkins Otelinde dünya sorunlarını tartışmak amacıyla yapılan EEF kuruluşunun yıldönümü törenlerine bir konuşma yapmak üzere davet edilmiştir.

İTÜ mezunu olan Süleyman Demirel, Bilderberg (Türkiye) üyesidir.

Kaynakça
Kitap: Dış İlişkiler Konseyi CFR Türk Bilderbergleri
Yazar: Erol Bilbilik
turktoresi.com

Bu haber 964 defa okunmuştur.

Share |

Türkiyede Bilderberg üyeleri ve Cfr

Y Harfiyle Başlayan CFR, Trilateral ve Bilderberg Üyeleri

Y Harfiyle Başlayan CFR, Trilateral ve Bilderberg Üyeleri Y" Harfiyle Başlayan CFR, Trilateral ve Bilderberg Üyeleri CFR, ÜÇLÜ KOMİSYON VE BİLDERBERG ÜYELERİ TAM LİSTESİ ...

Z Harfiyle Başlayan CFR, Trilateral ve Bilderberg Üyeleri

Z Harfiyle Başlayan CFR, Trilateral ve Bilderberg Üyeleri Z" Harfiyle Başlayan CFR, Trilateral ve Bilderberg Üyeleri CFR, ÜÇLÜ KOMİSYON VE BİLDERBERG ÜYELERİ TAM LİSTESİ ...
CIA'NIN ÇETECİLERİ! (6) Cemaat Kelle Avında....22 Mayıs 2012

facebook ta Begen

Google

SEYİRCİ KALMAYIN; VATANINIZA SAHİP ÇIKIN
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

|Hack Haber |Tekturk |Turania |11kasim DERNEGİ |hakimiyet gazetesi |Yenile

Copyright © 2009 Mevzuvatan - Rüya Teknoloji Tarafindan Yapilmistir

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi