MevzuVatan.Com
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE VATAN-TV İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Manşet haberler

Google

AKEPE'LEŞEN İŞBİRLİKÇİ  TRT VE İCRAATİN İÇİNDEN!

AKEPE'LEŞEN İŞBİRLİKÇİ TRT VE İCRAATİN İÇİNDEN!

Tarih 28 Ağustos 2011, 14:58 Editör Serdar Ateş

TRT BELGESELLER BAŞTA OLMAK ÜZERE GLADIO'NUN TÜM OPERASYONLARINI ASKERİN ÜSTÜNE ATMAK,SAHTE BELGELER İLE HÜKÜM VEREN İKİNCİ MAHKEME HALİNE GELDİ!





TRT-Haber kanalı habercilikte kendini aştı! Artık var olan bir gerçeği çarpıtmakla yetinmiyor, hiç konuşulmamış sözcükleri konuşulmuş; hiç olmamış olayları olmuş gibi gösteriyor...
TRT-Haber'de “Büyük Takip” adlı programda, Ergenekon duruşmasında olanlar adı altında hiç olmayanlar anlatıldı.
Adeta, bir program değil; tek taraflı bir mahkeme gibi iddianameden özetler okundu. Sanıkları hedef alan suçlayıcı cümleler, hep şu kelimelerle bitti; “anlaşıldı; ortaya çıktı; vs” programda ileri sürülen bazı iddialar ve gerçekler arasında ne kadar fark var:

TRT-Haber: “Kimse o gün Ümraniye'de bulunan bombaların yüzyılın davasını başlatacağını bilmiyordu!”
Gerçek: O gün o bombaları buldukalarını iddia eden polisler, aralarında konuşurken şöyle diyorlar: “Soruşturma Ergenekon olduğu zaman s...kerim hakimini de savcısını da ...”
Bu konuşma her nedense dava dosyasına konulmayan, sanıkların ısrarlı talepleriyle ve tam 23 ay sonra ortaya çıkan bir video kaydında yer alıyor.
Kaydı yapan polis...
Çekildiği yer, Ümraniye karakolu...

TRT-Haber: “El bombalarının üçü eksikti ve kafile numaraları Cumhuriyet gazetesine atılanlarla aynıydı!”
Gerçek: Cumhuriyet'e atılanlarla aynı kafileden el bombası Ümraniye'de bulunmadı. Ümraniye'de bulunduğu iddia edilenlerin numaraları, her polis tutanağında birbirinden farklı ve onların alt alta yazılmasıyla ortaya 36 bomba çıkıyor...
Yani bu da yalan...

TRT-Haber: “Susurluk sürecinde ifadeye bile getirilemeyen Veli Küçük...”
Gerçek: Veli Küçük, Susurluk Komisyonu tarafından ifadeye çağırılmaya gerek görülmediği için çağırılmadı...

TRT-Haber: “Mesut Yılmaz, Susurluk raporunu mahkemeye gönderdi.”
Gerçek: Susurluk raporunun getirtilmesini sanıklar, özellikle Nusret Senem istedi. Gelen rapor eksikti.

TRT-Haber: “Sami Hoştan, Susurluk kazasında kaybolan, Abdullah Çatlı'ya ait çantanın içindeki evrakları getireceğini söyledi. Kısa bir süre sonra da tahliye oldu.”
Gerçek: Çanta meselesini duruşmada gündeme getiren Sami Hoştan'dı. Çantanın boş olduğunu aynı duruşmada belirtti. İçinde evraklar bulunduğu, TRT'nin iddiası.
Üstelik, TRT-Haber'in ima ettiği gibi bu açıklamasından değil; kanser olduğundan dolayı tahliye edildi.

TRT-Haber: “Alpaslan Arslan'ın en önemli bağlantısı, Muzaffer Tekin bağlantısıydı”
Gerçek: Alpaslan Aslan'ın Muzaffer Tekin ile bağlantısı, olaydan 1.5 yıl önce tanışmış ve yine en sonuncusu olaydan yaklaşık 7 ay önce olmak üzere toplam 90 saniye süren bir telefon görüşmesi ve bayram kutlama mesajları olmasıydı.
Bunun yanında Aslan'ın Şeyh Sait Kunter ve müritleri Salih Yaşar, Süleyman Esen gibi isimlerle 1500'den fazla görüşmesi vardı. Mesala bombayı Cumhuriyet'e attıktan üç dakika sonra defalarca Salih Yaşar ve Süleyman Esen ile görüştü. Yani daha kaçarken...
Şeyh Sait Kunter'in evinde cinayetten 1-2 gün öncesine kadar cin çıkarma ayinlerine katıldı. Fethullah Gülen'in yeğeni Kemalettin Gülen ile yakın arkadaştı ve Vakit gazetesinin “işte o üyeler” manşetli o küpürünü de onun bürosundan almıştı.
Taraflara bu konuşmaların içeriği sorulduğunda, “çay içelim mi” veya “maçlar hakkında” diye cevapladılar. Düşünün, Alpaslan Aslan bombayı atmış kaçıyor, bir dakika arayla onlarca telefon görüşmesi yapıyor ve ne konuştuğu sorulunca da hatırlamıyor. Diğer kişiler de “çay içelim dedik” diyor. Nasıl çaysa artık? TRT bu ilişkilere değinmiyor.

TRT-Haber: “17 Aralık 2008 tarihinde davanın seyrini en çok değiştiren gelişme yaşandı, Danıştay Davası ile Ergenekon birleştirildi”
Gerçek: 15 Haziran 2007'de yani daha bombalar bulunduktan üç gün sonra Zekerya Öz, Danıştay soruşturma dosyasını istedi. Hız şaşırtıcıydı.

TRT-Haber: “Danıştayın kamera kayıtları silindi, OYAK Güvenlik sessiz kaldı.”
Gerçek: OYAK Güvenlik Danıştay binasının kameralarını kurmuş, nasıl kullanılacağını göstermiş ve polislere teslim etmişti. Demiş ki, “eğer şalteri indirmeden önce sistemi kapatmazsanız, hard disk yanar.”...
Sonra ne olmuştu, tam üç kez görevli polisler tarafından şalter indirildiği için hard disk arızalanmıştı. O sistemi kullananlar polis, OYAK'ın güvenlikçileri değildi! Bunlar da her defasında kameraları monte eden şirketi aramışlar ve onarılmasını istemişler. En son olaydan çok kısa bir süre (bir gün) önce, görevli polislerden birinin şalteri indirmesiyle sistem yine devre dışı kalmıştı. OYAK Güvenlik de haber verildikten sonra ve ancak saldırıdan sonra bir hard diski geçici olarak oraya takmıştı. Danıştayın kendi hard diski onarılıncaya kadar... Yani geçici...
Geçici olarak takılan hard disk, daha önce istanbul Modern Sanat Müzesi'nde de kullanıldığı için cinayetten sonra yapılan incelemede silindikten sonra kurtarılan görüntüler o müzeye aitti.
Özet olarak, kameraları görevli polisler kullandı.
OYAK, sadece sistemi kuran ve bakım-onarımını yapan şirketti. Yani buzdolabı aldığınızda, satıcı firmanın yaptığı gibi...
Programda konuşan Eser Karakaş, ağzını doldurarak bu kameraların çalışmamasının açıklanmadığını söyledi. Defalarca ve belgeleriyle açıklandı, keşke okuma alışkanlığı olsa da duruşma tutanaklarını okusa... Biz öyle yaptık.

TRT-Haber: “Alpaslan Aslan, Tekbir getirmedi.”
Gerçek: “ Alpaslan Aslan, Danıştay'da yakalandığı boğuşmada 'Allah'ın askeriyiz' diye bağırıp tekbir getirdi. Bunu Silivri'deki duruşmada da defalarca yaptı.”

TRT-Haber: “Esra Feride Gökçimen 'tehdit altındayım' dedi.”
Gerçek: İlk duruşmada, polisin tehdidi altında olduğu için o şekilde ifade verdiğini söyleyip bütün ifadelerini reddetti. Ancak baş ağrısı nedeniyle duruşmaya devam edemeyeceğine karar verildi. Yaklaşık 1,5 ay sonraki duruşmada ise bu kez sanıklar tarafından tehdit edildiğini söyledi. Polisle beraber dinleme operasyonlarına katıldığını söyledi.
Kocası Muzaffer Gökçimen, yüksek rütbeli bir polis müdürünün yeğeni. Bu polis müdürü ise Hanefi Avcı'nın da kitabında adı geçen cemaatçi polislerden... Hepsi duruşma tutanaklarında yazıyor.

TRT-Haber: “Ergenekon şeması, mahkemenin isteği ile MİT'ten mahkemeye gönderildi.”
Gerçek: O şema sanıkların talepleriyle geldi ve üzeri mahkeme tarafından kapatıldı. Sanıklar daha ilk günden itibaren o şemanın üzerinin açılmasını talep ediyor...
Hepsini yazmıyoruz ama daha bunlar gibi bir çok yalan... Mesala yargılama ve tutukluluk sürecinin aslında uzun olmadığını nasıl bir vicdanla söyleyebilirler? Ya da yargılamalar başladığında mahkeme salonu dışındaki sanık yakınlarına ve bazı siyasi partilerin üyelerine nasıl “örgüt sempatizanı” diyebilirler?

Tuncay Güney'in kayıtlarının avukatlara dağıtıldığını söylüyor ama, Fethullah Gülen ile ilgili kısımların kesildiğini ve sanıkların tüm taleplerine rağmen hala gönderilmediğini söylemiyordu.
Eser Karakaş'ın söylediği bir söz ise çok ciddi bir iddia içeriyor: “Ahmet Necdet Sezer'in, dönemin yüksek yargısının, dönemin YÖK'ünün (Danıştay cinayetinden sonra) verdiği tepkiler bize ne kadar kurumsal bir örgüt olduğunu da göstermişti.” Adam, neredeyse bütün devleti örgüt ilan ediyor. Bu mudur gazetecilik, televizyonculuk?
Gerçekler böyle tersine çevirilir mi?
En acıklısı...
Bunu sizlerin vergileriyle yayın yapan TRT yapıyor.



Odatv.com

Bu haber 1081 defa okunmuştur.

Share |

KOMPLOLAR

Dindar nedir? Ne değildir?

Dindar nedir? Ne değildir? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın ağzından çıkan yeni bir inciyi gazetelerde okudum ve TV lerde kulağımla duydum: Mu...

Bu Sefer Temizlenen Kimin Bağırsağı ?

Bu Sefer Temizlenen Kimin Bağırsağı ? - Ali İhsan Gürcihan / Açık İstihbarat
CIA'NIN ÇETECİLERİ! (6) Cemaat Kelle Avında....22 Mayıs 2012

facebook ta Begen

Google

SEYİRCİ KALMAYIN; VATANINIZA SAHİP ÇIKIN
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

|Hack Haber |Tekturk |Turania |11kasim DERNEGİ |hakimiyet gazetesi |Yenile

Copyright © 2009 Mevzuvatan - Rüya Teknoloji Tarafindan Yapilmistir

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi