Başta Alman Haftalık Der Spiegel olmak üzere IHD, PKK ve BDP sözcülerinin TSK’nın özellikle son Kuzey Irak operasyonunda Kimyasal Silah kullandığı iddiası Uluslararası kamuoyu gündemine bomba gibi düşmüştür. Her ne kadar bu ağır itham Ulusal Basın ve TSK açıklamalarında yer bulamamışsa da ithamlar Kürtlere karşı Genosid terimini içerecek kadar ağır. Kimyasal silah kullanımının Hamburg Üniversitesinden uzman Hans Baumann tarafından teyid edildiğini iddia eden IHD, TSK’nın Uluslararası mahkemelerde yargılanması gerektiğine kadar ağır iddialarda bulunmakta.
IHD Diyarbakır Şubesi 1994 den beri yapılan 39 ayrı operasyonda 437 teröristin kimyasal silahlar nedeniyle hayatını kaybettiğini iddia ediyor. IHD nin iddialarının özeti şöyle:
Kimyasal silah kullanarak Kürtleri jenoside uğratmak isteyen TC’nin son olaylarını bir raporda topladı.
İşte İHD raporu: “İlk kez 1994 yılında yaşanan bir çatışmada PKK militanlarına karşı kimyasal silah kullanıldığı yönünde iddialar ortaya atıldı. Ancak bu çatışma ve iddiaya ilişkin yeterli veri elde edilemediği için bu raporda yer almamıştır. Daha sonra, Şırnak’ın Silopi İlçesi’ne bağlı Ballıkaya (Bilika) Köyü yakınlarında 11 Mayıs 1999 tarihinde gerçekleştirilen operasyonda yaşamını yitiren 20 PKK militanının kimyasal silahlarla öldürüldüğü ileri sürülmüştü. Basına yansıdığı kadarıyla; o dönemde, militanlar olay yerinden elde ettiği ve olayda kullanıldığı iddia ettiği kimyasal gaza ait tüpü kriminal inceleme için Almanya’ya göndermiş. Almanya’da bulunan kriminal laboratuarda yapılan inceleme sonrası tanzim edilen raporda; materyalin(tüpün) kimyasal madde içeren ve öldürücü niteliğe sahip kimyasal gaz olduğu belirtilmiş. Yakın zamanda ROJ Tv’de yayınlanan bir programda, “belirtilen olayla ilgili olduğu, bugün dahi orduda görev yapan bazı askerlerin bu olayda yer aldığı, olay ardından mağaranın önünde dizilen cenazelerin başına gelen rütbeli bir subayın olayda kimyasal silah kullanıldığını ikrar ettiği” belirtildi.
Hakkari’nin Çukurca İlçesinde de 2009 yılının Eylül ayında meydana gelen bir çatışmada yaşamını yitiren ikisi kadın 8 PKK militanının kimyasal silah kullanılmak suretiyle öldürüldüğü ileri sürülmüştü. İddiayı doğrular nitelikte fotoğraf ve materyaller ele geçiren insan hakları kuruluşları bu materyalleri incelenmek üzere Almanya’ya gönderdi. Alman basını, Türk ordusunun PKK militanlarına karşı ‘kimyasal silah’ kullandığını belirtti. Alman insan hakları savunucuları ve siyasetçiler uluslararası soruşturma isterken, Hamburg Üniversitesi TSK’nın kimyasal silah kullandığını raporla ispatladı. Söz konusu olaya ilişkin ortaya çıkan fotoğrafları inceleyen Hans Baumann adlı bir uzman resimlerin gerçek olduğunu kanıtladı ve Hamburg Üniversitesi Hastanesi de militanların büyük bir olasılıkla kimyasal silahla vurulduğuna dair rapor verdi.
Bu yıldan sonra da ordu mensuplarının kimyasal silah kullandığı yönünde haberler sürekli gelmeye devam etti. Ancak, iddiaların araştırılması için gerekli olan bağımsız uzman kurulların işletilmemesi nedeniyle yeterli ve ikna edici kesin bir sonuç ortaya çıkartılamadı.
Son olarak 31 Temmuz 2011 tarihinde Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’nde çıkan çatışmada yaşamını yitiren Bedran Kaya adlı PKK militanının kimyasal silahla öldürüldüğü ileri sürüldü. Bu iddia, Kaya’nın vücudunda herhangi bir kurşun izinin olmaması ve cenazesini yıkayanlar tarafından derisinin parça parça döküldüğüne dair bilgiler verilmesi üzerine ortaya çıktı.”
İddialar korkunç boyutta! Peki biz bu iddiaların İHD, PKK, ve BDP düzleminde alçakça bir organizasyon olduğunu ispatlarsak bu ÖRÜMCEK AĞI bize ne yanıt verecektir??
Türk Silahlı Kuvvetlerinin kimyasal silah kullandığını iddia eden IHD,PKK ve BDP’nin bu iddialarına temel oluşturan Alman Hamburg Üniversitesinin görüşünün olduğu iddiası Uluslararası boyutta yapılan alçakça bir organizasyondur.
Çünkü:
Bu iddiayı ileri süren Hamburg Üniversitesi Adli Tıp Bölümünün uzman seviyesinde bir açıklamanın altına imza atması söz konusu olamaz. Bir bilimsel raporun Uluslararası Kamuoyuna açıklanması için o bölümün başkanı tarafından imzalanması zorunludur.. Hamburg Üniversitesinde Adli Tıp Bölümü, Hamburg Üniversitesi’nin Diagnostic Bölümünün bir parçasıdır.
Adli Patoloji
Klinik Adli Tıp
Adli Toksikoloji ve Alkoloji
Adli Moleküler Biyoloji
Kornea Bankası
Tıbbi-Psikolojik Testler
alt bölümlerini de içeren kompleks bir yapılanmadır. Bölümün imza yetkili kişileri sırasıyla bölüm başkanı Prof. Dr. med. Klaus Püschel, Yardımcısı Prof. Dr. med. Ute Lockemann, Teknik Yardımcıların Başkanı Sigrun Knüfermann ve İdari Başkan OA Dr.med. Axel Heinemann dır. Yani bu kişilerin imzası dışında adli bir rapor verilmesi söz konusu olamaz.
Peki bu kalleşçe rapora temel teşkil eden Uzman Hans Baumann kimdir? Yaptığım araştırmalar neticesinde Hamburg Üniversitesi Adli Tıp Bölümünde Hans Baumann isimli kişi bulunmamaktadır. Tek Hans Baumann ise Hamburg Üniversitesinin Solunum Hastalıkları bölümünün konsültan doktoru olup Akciğer hastalıklarında fiziksel egzersizler üzerine çalışmaları olan bir doktordur.
Görüldüğü üzere, IHD,PKK ve BDP, Uluslarası Alman Destekçileri ile birlikte bu korkunç iddiayı ileri sürme kalleşliğini göstermiştir. Üzücü olan ise bu olayı aydınlatma ve açıklama sorumluluğunun benim gibi ulusal ve uluslarası boyutta hiçbir desteği olmayan bir hekime düşmüş olmasıdır. Bu sorumluluğu almak bir yerde benim vatan görevimdir. Üzücü olan TSK’nın bu alçakça iddialar için kendi öz varlığını savunmamasıdır.
Dr.Gülümser Heper
İLK KURŞUN











.jpg)














.jpg)



















