MevzuVatan.Com
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE VATAN-TV İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Manşet haberler

Google

KURMAY YARBAY'IN OLAY SAVUNMASI!

KURMAY YARBAY'IN OLAY SAVUNMASI!

Tarih 03 Aralık 2011, 02:49 Editör EDİTÖR

SÖZDE BALYOZ DAVASI İLE ESİR ALINAN TÜRK ORDUSU'NA KARŞI GİRİŞİLEN DIŞ KAYNAKLI HAREKATIN TÜM SAHTE DELİLLERİ BİR BİR ORTAYA ÇIKIYOR!


AKEPE YARGISININ TEZGAHLARI BİR BİR DEŞİFRE OLUYOR!

İKTİDAR  TÜRK ADALETİNİ UYUTUYOR!

ANCAK BU  TÜRK MİLLETİ ASLA UYUMUYOR!

 

JANDARMA KURMAY YARBAY HÜSEYİN TOPUZ'UN SAVUNMASIDIR!

(152 Numaralı Sanık)

 

 

Soruşturmanın yürütülmesi aşamasında ben de yurtdışı görevinde bulunduğumdan, ne kollukta, ne savcılıkta ne de sorgu hakimliğinde ifadem alınmaksızın, sorgum yapılmaksızın sanık oldum; sonrasında da 11 Şubat 2011 tarihinde tutuklandım ve yaklaşık 7 aydır tutukluluk halim devam etmektedir.

iddianamedeki suçlamalar:

Fatih Camiine yönelik sözde Çarşaf Eylem Planı ve ekleri ile Beyazıt Camiine yönelik sözde Sakal Eylem Planının Tertiplenme Planı ve Hedef Bölge Krokisini hazırlamakla,

 İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığı tarafından hazırlandığı iddia edilen sözde “Arama Yapılacak Yerler” isimli dijital verinin hazırlanmasına katkıda bulunduğum iddiasıyla suçlanıyorum.

 

Suçlamalara cevaplarım:

 

Ben kesinlikle sözde Çarşaf Eylem Planı ve Ekleriyle, Sakal Eylem Planının EK-B ve EK-D’si ile “Arama Yapılacak Yerler Çizelgesi” adında bir çizelge hazırlamadım, hazırlanması için herhangi bir kimseden talimat almadım, hiçbir kimseye talimat vermedim.

 

Sözde Planların hazırlandığı iddia edilen Şubat 2003 ayında Kara Harp Akademisinde yüzbaşı rütbesinde öğrenciydim.

 Öğrenciliğim sırasında Harp Akademileri Komutanlığı tarafından şahsıma verilmiş veya zimmetlenmiş bir bilgisayar olmadığı gibi ağ sistemine bağlı herhangi bir bilgisayarım da olmamıştır.

 

05-07 Mart 2003 tarihleri arasında 1’inci Ordu Komutanlığında icra edilen Plan Semineri hakkında herhangi bir bilgim yoktur; söz konusu tarihlerde Kara Harp Akademisinde öğrenci olduğumdan, bu seminere katılmam da mümkün değildir.

 









 

 

 

 

 

Eylem yapılacağı iddia edilen Fatih Camisine ve Beyazıt Camisine hayatım boyunca hiç gitmedim, nerede olduklarını dahi bilmiyorum.

 İnsanın hayatı boyunca hiç gitmediği, görmediği ve bilmediği bir yerle ilgili olarak bir plan hazırlaması mümkün müdür?



 

Tarafımdan hazırlandığı iddia edilen sözde Eylem Planı ve Eklerinin, bana ait olduğuna dair imza, e-imza vb. delil, iz, işaret ya da emare yoktur.

 Tarafımdan hazırlandığı iddia edilen plan ve ekleri birer emir ise; sözde ilgililere tebliğ edildiğine dair bir belge, iletişim tespit tutanağı, kısaca hukuki bir delil de mevcut değildir, olması da mümkün değildir.

“Sözde planlarda; eylem tarihinin 28 Şubat 2003 olarak somutlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Hem Çarşaf ve hem de Sakal Eylem Planı Harekat Emri EK-A (Hedef Analizi)’sında analiz tarihi, yani eylem yapılması planlanan caminin bölgesinde yapılacak keşif faaliyeti tarihi olarak MART 2003 gözükmektedir.

 Bunun anlamı şudur: önce eylemin 28 Şubat 2003’de gerçekleştirilmesi, sonra MART 2003’de eylem yapılacak yerin eylem için keşfinin yapılmasıdır. Bunu mantık olarak kabul etmek mümkün değildir.”








“1’inci Ordu Plan Semineri-2003’ün, planlama ve hazırlık çalışmaları kapsamında hazırlanan dokümanlar ile ses kayıtlarının ve bunlara ait çözüm metinlerinin üzerinde yapılan incelemelerde, bahse konu Eylem Planları ve Eklerine atıf yapılmadığı, bunların isimlerinin herhangi bir şekilde bu dokümanlar içerisinde yer almadığı görülmüştür.’’

“Bunların resmi askeri belge niteliği taşımadığı, DVD ve CD’ler içerisinde yer alan resmi askeri belgelerin art niyetli kişiler tarafından ele geçirilmesini müteakip, Eylem Planı ve Ekleri olarak dokümanların resmi askeri belgelere uyum arz edecek şekilde sahte olarak üretilmiş olabilecekleri yönünde kuvvetli bulguların mevcut olduğu kanaatine ulaşılmıştır.’’

Bu bilirkişi raporunun, bahse konu belgelerin sahteliğine ilişkin yaptığı değerlendirmeye rağmen, iddia makamınca, iddianamenin 370’inci sayfasında; “Sakal ve Çarşaf Eylem Planlarının üstü kapalı bir şekilde plan seminerinde ele alındığı, plan seminerinde Sakal ve Çarşaf Eylem Planlarının açıktan açığa konuşulmadığı, ancak eylemler gerçekleştirildikten sonra ortaya çıkacak kaosun ve kargaşanın masaya yatırıldığı değerlendirilmiştir.’’ şeklindeki varsayımını hangi delillere dayandırdığını anlamak mümkün değildir.

Sözde sahte Planlara göre, Fatih ve Beyazıt Camilerine yönelik eylemin gerçekleştirileceği iddia edilen tarih 28 Şubat 2003’tür.

 1’inci Ordu Plan Seminerinin icra edildiği tarih ise 05-07 Mart 2003’tür. Tarih olarak söz konusu seminerden 1 hafta önce icra edileceği iddia edilen bu eylemlerin, seminerde ele alınması mümkün müdür?

Gerçekleştirilmemiş bir eylem sonrasında ortaya çıkacak hangi kaos ve kargaşa masaya yatırılabilir? İddia makamının, bu fahiş zaman çelişkisi ile CMK’nın ilgili hükümleri gereğince sanık lehine olan delilleri dikkate almayarak; hiçbir maddi ve hukuki delile dayanmadan, böyle bir varsayıma ulaşması, ne kadar akla ve mantığa uygundur?


Sizce kendisinin emir komutasında bir eri bile olmayan yüzbaşı rütbesindeki bir öğrenci subayının, planı onaylaması mümkün müdür? Bu çelişki bile, bu planların resmi askeri belge niteliği taşımadığını ve sahteliğini ortaya koymaktadır.

 

TSK’yı yıpratmaya yönelik tartışmalar’’ Türkiye’nin gündemine 2007 yılı ve sonrasında girmiştir. Bu durum tarafımdan hazırlandığı iddia edilen sözde planın Şubat 2003’de hazırlanmadığı, 2007 yılı ve sonrasındaki bir süreçte dijital ortamda oluşturulduğu kanaatini güçlendirmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sahteliği konusunda tespit ettiğimiz onlarca sahtelikten, sadece birkaç örneğini sunduğum, Fatih Camiine yönelik sözde Çarşaf Eylem Planı ve ekleri ile Beyazıt Camiine yönelik sözde Sakal Eylem Planının Tertiplenme Planı ve Hedef Bölge Krokisinin,tarafımdan hazırlandığı iddiasını kesinlikle kabul etmiyor ve reddediyorum.

İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığı sözde “Kilit Görevlere Atanacak Personel Listesinde”, “arama yapılacak yerleri belirlemek üzere yeteri kadar ekip oluşturmakla’’görevlendirildiğim; sözde “Arama Yapılacak Yerler” isimli dijital verinin, sözdegörevlendirme çizelgesinin oluşturulma tarihinden daha sonraki bir tarihte oluşturulmuş olması sebebiyle tarafımdan yapılan çalışmalar neticesinde hazırlandığı kanaatine varıldığı”, iddia edilmektedir.

İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığı ile herhangi bir emir-komuta bağlantısı olmayan,komuta kademesindeki ve karargahındaki şahısları tanımayan, söz konusu tarihlerdeİstanbul Jandarma Bölge Komutanlığına bağlı olan 7 İl Jandarma Komutanlığı karargah ve bağlı birliklerinde görevli şahısları hiç tanımayan biri olarak nasıl bir çalışma yapıp böyle bir çizelge hazırlamış olabilirim? Bu hayatın doğal akışına, akla ve mantığa uygun mudur?

 

60 Adet Vakıf, Dernek, Yurt, Kursun, o dönemde faaliyet göstermediği;

   28 adedinin ise hiç mevcut olmadığı öğrenilmiştir.

Sanık ve müdafilerden saklanarak, Adli Emanete kaldırılan ve CD’ler içerisinde yer alandijital verilerin sahteliğini açıkça ortaya koyan lehimize olan bu deliller, neden iddia makamınca dikkate alınmamıştır?

 Kurumlarla yapılan yazışmalarda da sahteliği açığa çıkmış olan bu dijital verilere dayanarak, İddia Makamı nasıl oluyor da sözde arama yapılacak yerler isimli dijital verinin tarafımdan yapılan çalışmalar neticesinde hazırlandığı kanaatine varabiliyor bu durumu da anlamış değilim?

“Arama Yapılacak Yerler” isimli dijital verinin tarafımdan yapılan çalışmalar neticesinde hazırlandığı iddiasını kesinlikle kabul etmiyor ve reddediyorum.

 

Gölcük Donanma K.lığında Yapılan Aramada El Konulan Dijital Verilerle İlgili Olarak;

 

Soruşturma aşamasında gerek Hüseyin ÖZÇOBAN ve gerekse Yusuf KELLELİ isimli şahısların Cumhuriyet Savcılığına verdikleri ifadelerde;

•    Sözde eylem planlarının hazırlandığı iddia edilen Şubat 2003 döneminde Kara Harp Akademisinde öğrenci subay olarak görev yaptıklarını,

•    İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığı ile sadece maaş işlemlerinin buradan yürütülmesi haricinde, herhangi bir emir-komuta

bağlantılarının olmadığını,

 

Dolayısıyla Hanifi YILDIRIM isimli bilgisayar kullanıcısı tarafından hazırlandığı iddia edilen İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığı Kilit Görevlere Atanacak Personel Listesinde isimlerinin yazılmasının ve İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığının kendilerine emir vermesinin mümkün olmadığını,

•    Kendilerine sadece akademik eğitim çerçevesindeki görevleri nedeniyle Kara Harp Akademisinin emir ve görev verebileceklerini beyan etmişlerdir.

 

Bu sanıkların ifadelerini inceleyen dijital veri suç üretim merkezindeki şahıslar, büyük bir hata yaptıklarını anlayarak, yeni sahte bir dijital veri üretme ihtiyacı duymuşlar ve söz konusu dönemde Kara Harp Akademisinde görevli bir Öğretim Elemanı olan Erhan KUBAT’ın ismini kullanarak, yeni bir görevlendirme çizelgesi yaratmışlardır.

Bu sahte dijital veriyi üretenler, kıt bilgi ve görgüleriyle yine her şeyi ellerine yüzlerine bulaştırmışlar ki; kıdemli olanı kıdemsiz olanın emrine vermişler, Binbaşı dururken sırf kılıfına uydurmak için Yüzbaşıyı Ekip Lideri yapmışlar,  İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığı emrinde bulunan veya Halkalı Jandarma Komando Alayında Tim Komutanlığı yapan personele görev vermişler.

Peki, Kara Harp Akademisinde öğretim elemanı olan bir jandarma subayı, İstanbul Jandarma Bölge Komutanlığı emrinde bulunan veya Halkalı Jandarma Komando Alayında Tim Komutanlığı yapan personele görev verebilir mi? Diğer sahte dijital verilerde olduğu gibi bu görevlendirme çizelgesinde sahtekârlıklarını ele verecek acemilikler yapmışlar.

Tümgeneral DAYSAL Başkanlığındaki bilirkişi heyetinin raporunda, bahse konu sahte eylem planları ile ilgili tespit ettiği Eylem Tarihi ile Keşif Tarihi arasındaki çelişkileri görünce, yine büyük bir hata yaptıklarını anlayan dijital veri suç üretim merkezindeki şahıslar; “GÖZLEM FORMU”, “KEŞİF FORMU” ve “GÖZLEM-KEŞİF SONUÇLARI” isimli Türk Silahlı Kuvvetlerinde kullanılmayan ad-isim-formatta sahte dijital word dosyalarını üretme ihtiyacı duymuşlardır.

İddia edildiği şekilde, ne Kara Harp Akademisinde söz konusu dönemde Öğretim Elemanı olan Erhan KUBAT tarafından ne de herhangi başka biri tarafından, bana Fatih Camiine yönelik bir görevlendirme yapılmadı, yapılması da mümkün değildir. Benim görevlendirdiğim herhangi bir kimse de olmamıştır.

Özgür Ecevit TAŞÇI ismini ilk defa, Donanma Komutanlığında yapılan aramada el konulan dijital verilere istinaden Emniyet tarafından hazırlanan tespit tutanaklarında gördüm.

 Erdinç ATİK ismini ilk defa, sözde Balyoz Planı ile ilgili haberlerin basına yansımaya başladığı Ocak 2010 tarihinden itibaren gazetelerde gördüm.

 Her iki şahısla da; meslek hayatım boyunca hiç çalışmadım, tanışmadım bir kere bile herhangi bir nedenle iletişime geçmedim.

 

İddianamede

Tespit Tutanağında;

Bu tarih sıralamasına göre, sözde sahte gözlem ve keşif çalışmaları yapıldıktan sonra, sözde sahte Çarşaf Eylem Planı oluşturulmuştur.

 Nasıl olur da, sonraki bir tarihte hazırlanan bir eylem planında, geçmişe yönelik keşif faaliyeti hususlarını kapsayan bir istemde veya talimatta bulunulabilir?

 Bu tarih çelişkisi, emniyet tespit tutanağında ifade edildiği şekilde, “Keşif neticeleri keşif emniyet tim komutanı tarafından ekip liderine bildirilecek” şeklindeki ibareleri doğrulamayıp, yalanlamaktadır.

Tespit tutanaklarını hazırlayan emniyet görevlilerinin savcılık makamını ve mahkemeyi yanıltma çabaları içerisinde olduklarını bir örnekle göstereceğim;

Bu örnek, sahte plandaki ibarenin aslını bile değiştirerek, tespit tutanağında bir varsayım üretme zorunluluğu duyan emniyet görevlilerinin, savcılık makamını ve mahkemeyi yanıltma çabalarını açıkça ortaya koymaktadır.

Gölcük Donanma Komutanlığında yapılan aramada el konulan sahte dijital verilerde yer aldığı şekliyle hiç bir zaman hiç bir kimse tarafından görevlendirilmedim, hiç bir kimseye de görev vermedim, hiç bir dijital belge hazırlamadım, kimseye de hazırlaması için herhangi bir talimat veya emir vermedim, hiç kimseden de veri alıp veya toplayıp da birleştirmedim.

Bu tür bir görevlendirmeyi kabul ettiğime, başkalarını görevlendirdiğime, söz konusu sahte dijital verilerin tarafımdan yapılan yönlendirmeler ve çalışmalar neticesinde hazırlandığına dair herhangi bir somut iz, emare, delil veya bunların yerine geçebilecek herhangi bir şey ortaya konmadan Emniyet tarafından nasıl böyle bir tespit tutanağı hazırlanmış olabileceğini anlayabilmiş değilim.

Gölcük Donanma Komutanlığında yapılan aramada el konulan bu sahte dijital verilerle ilgili olarak Emniyet tarafından hazırlanan tespit tutanağında tarafıma yöneltilen suçlamaları ve hadlerini aşarak kendilerini adeta Cumhuriyet Savcılarının yerine koyarak yaptıkları değerlendirmeleri kesinlikle kabul etmiyorum ve reddediyorum.

Bizler Askerliğe adım attığımızda ettiğimiz yeminle, kutsal değerlerimiz için gerektiğinde seve seve hayatımızı feda eyleyebileceğimizi ifade ettik. Şimdi ise gerektiğinde uğrunda seve seve hayatımızı feda eyleyeceğimiz bu kutsal değerlere saldırı planlamakla suçlanıyoruz.

19 aylık süre içerisinde; bizler, ailemiz, akrabalarımız, dostlarımız, bizim nezdimizde tüm Silahlı Kuvvetler personeli, kendi kutsal mekanımız olan Allahın evi Camilerimizi bombalamayı planlayabilecek kadar dinsiz, imansız, onursuz, şerefsiz, haysiyetsiz kişiler olarak çeşitli yazılı ve görsel yayın organlarında sürekli aşağılandık.

Bizleri hiçbir suçumuz yok iken, bugün burada karşınızda sanık olarak bulunmamıza alet olanların, bizi, ailemizi, akrabalarımızı, dostlarımızı, bizim nezdimizde tüm Silahlı Kuvvetler personelinin boynunu bükenlerin Allah’ta boyunlarını büksün diyorum.

Bize bu komployu kuranları, bize bu zulmü yaşatanları, bu eziyeti çektirenleri, bizi eşimiz, çoluk çocuğumuz ve sevdiklerimizden, özellikle ben tutuklu iken 28 Mart 2011 tarihinde doğan ve henüz 5 aylık olan kızım Zeynep’ten ayıranları adalete değil Allaha havale ediyorum.

Bahse konu sahte Eylem Planı ve ekleri ile “Arama Yapılacak Yerler” isimli dijital verinin tarafımdan hazırlandığı iddiasına yönelik; herhangi bir imza, e-imza, somut delil, iz, işaret ya da emare yoktur, olması da mümkün değildir.

 Herhangi bir hukuki delil, iz, işaret ya da emare yokken, yaklaşık 7 aydır hangi gerekçe ile tutuklu olduğumu anlamış değilim.

Bu iddiaları ve Emniyet tarafından hazırlanan tespit tutanağında tarafıma yöneltilen suçlamaları kesinlikle kabul etmiyor ve reddediyorum.

 Biraz önce sunduğum sahteciliklere ilave olarak, tespit ettiğim diğer hususları da içeren ayrıntılı savunmamı, yazılı olarak müteakiben sunacağım.

 Suçsuzum tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum.

 

 

JANDARMA KURMAY YARBAY HÜSEYİN TOPUZ

(152 Numaralı Sanık)

Bu haber 1433 defa okunmuştur.

Share |

TÜRKLÜĞÜN ESARETİ

Yiğit Bulut: Faiz haramdır

Yiğit Bulut: Faiz haramdır Habertürk'ten ayrılan Yiğit Bulut yeni görüntüsü ve söylemleriyle dikkatleri üzerine çekiyor... Yiğit Bulut...

EMEKLİLİK ATATÜRKÇÜLERİ

EMEKLİLİK ATATÜRKÇÜLERİ Bir Atatürkçülük vardır, bir de önüne sıfat getirilmiş, özünden koparılmış sözde Atatürkçülük. Atatürkçülüğün öz...
CIA'NIN ÇETECİLERİ! (6) Cemaat Kelle Avında....22 Mayıs 2012

facebook ta Begen

Google

SEYİRCİ KALMAYIN; VATANINIZA SAHİP ÇIKIN
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

|Hack Haber |Tekturk |Turania |11kasim DERNEGİ |hakimiyet gazetesi |Yenile

Copyright © 2009 Mevzuvatan - Rüya Teknoloji Tarafindan Yapilmistir

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi