MevzuVatan.Com
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE VATAN-TV İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Manşet haberler

Google

HABLEMİTOĞLU VE SÖZDE ERGENEKON DAVASI YALANLARI...

HABLEMİTOĞLU VE SÖZDE ERGENEKON DAVASI YALANLARI...

Tarih 18 Aralık 2011, 18:18 Editör EDİTÖR

5 SENE BOYUNCA SORUŞTURMAYI TAMAMLAMAYAN İÇ İŞLERİ BAKANLIĞI;ŞEHADETİ ASKERİN ÜZERİNE ATMAK İÇİN, NEDENSE ACELE ETTİ Kİ..İŞTE SANIK ŞAHİTLER VE BİLGİ KİRLİLİĞİNDE DAVANIN SEYRİ...





AZİZ ŞEHİDİMİZ HABLEMİTOĞLU'NUN ŞEHADETİNİ ERGENEKON ÜZERİNE ATMAYA ÇALIŞAN 2 TANIK:OSMAN YILDIRIM VE OSMAN GÜRBÜZ 1 .İDDİANAMEDE SANIKKEN ,HER İKİSİNİN DE GİZLİ TANIKLIĞA ALINARAK;FETTULLAH GÜLEN'İN YEĞENİ İLE BAĞLANTILARI AÇIKKEN PARA İLE ASKERLERİMİZİ SUÇLATILARAK,FUTBOL ŞİKE OPERASYONUNA KADAR DİĞER 20 GİZLİ TANIKLA BERABER AKEPE YARGISINCA KULLANILMAYA DEVAM ETMEKTEDİR!HABLEMİTOĞLU ABD GLADIO  İŞBİRLİKLERİNCE

ÖLDÜRÜLMESİNE RAĞMEN 5 SENE BOYUNCA HAZIRLIK SORUŞTURMASINI TAMALAMAYAN ÇİŞ İŞLERİ BAKANI AKSU TARAFINDAN SUİKASTİN UZANDIĞI YERLER USTALIKLA KAPATILMIŞ;2007'DEN İTİBAREN İSE OLAY ASKERİN ÜZERİNE ATILARAK KAMUOYU DEZANFORMASYON YOLU İLE ASKERE KARŞI YÖNLENDİRİLMİŞTİR.SUİKASTTE YAPILAN HATA;POWER POİNT İSMİ VERİLEN MERMİ CİNSİNİN SADECE ABD VE ALMAN ASKERİ ENVANTERLERİNDE KULLANILMASIDIR.DANIŞTAY BASKININI YAPAN OSMAN YILDIRIM'IN FETTULLAH GÜLEN'İN YEĞENİ İLE İRTİBAT VE GÖRÜŞMELERİ İSE SÜMEN ALTI EDİLMİŞTİR...NOKTALAR BİRLEŞTİĞİNDE DANIŞTAY SUİKASTİNİN İÇERİSİNDE MOSSAD,HABLEMİTOĞLU'NUN ŞEHADETİNDE ABD İŞBİRLİĞİ AÇIĞA ÇIKMAKTADIR!

 

Alparslan Aslan kimdir?



Danıştay saldırısıyla ilgili davayı karara bağlamayan Ankara’daki mahkeme, saldırıyı ‘dinci’ unsurların gerçekleştirdiğine hükmetti. Ancak saldırının tetikçisi Alparslan Aslan’ın Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklananlarla ilişkisi ve hazırlanan iddianame, Ankara’daki mahkemenin kararıyla 180 derece farklı

1. Alparslan Arslan kimdir, hangi suçlardan mahkum oldu? 
- Arslan 17 Mayıs 2006’da Danıştay 2. Daire’ye, daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin’in ölümüne, daire başkan ve üyelerinin yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyı düzenleyen suikastçıdır. Aynı zamanda Osman Yıldırım, İsmail Sağır, Erhan Timuroğlu gibi isimlerle 5, 10 ve 11 Mayıs 2006 tarihlerinde Cumhuriyet gazetesini hedef alan el bombalı saldırıları da düzenleyen kişidir. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, geçen ay kendisini iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum etti. Aynı Arslan, Savcı Zekeriya Öz’ün hazırladığı Ergenekon iddianamesinde de kilit isimlerden biri olarak karşımıza çıkacak.

HANGİ ALPARSLAN? 
2. Arslan’ın nasıl bir kimliği var? Köktendinci mi, yoksa ulusalcı mı? (Ulusalcılara ilştirilen Fettulahçı Ajan Arslan)
- Mesleği avukat. Oldukça muhafazakar bir aile çevresinden gelen Arslan, 1977 doğumlu. 1998’de mezun olduğu Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki öğrencilik günleri oldukça hareketli geçmiş. Öğrencilik yıllarında Arslan’ı Türk-İslam sentezine yakın çizgide bir eylemci olarak görüyoruz. Satırlı-bıçaklı kavgalarda ön saflarda yer alıyor.


Üniversiteyi bitirip avukatlığa soyununca yer altı dünyasının önde gelen isimlerinden olan, o yıllarda Ergenekon isimli bir internet sitesi de kuran Sedat Peker’in avukatlarının yanında çalışmaya başlıyor. Arslan, bu dönemde özellikle hayali ihracat, çek-senet dosyalarına bakıyor. 
Arslan’ın Hizbullah’a yakın bazı kesimlerin basın açıklamalarına da katıldığı biliniyor. Danıştay saldırısından sonra üzerinden bir yandan Vakit gazetesi kupürleri, diğer yandan ulusalcı çizgideki Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Hareketi (VKGBH) ile Ulusal Kanal’ın kartvizitleri çıkıyor. Mahkeme süresince kendisini hep dindar bir kişi olarak tanıttı. Bazı dinci gazeteciler kendisi için ulusalcı olduğu yolunda yayımlar yapınca, babası İdris Arslan yaptığı bir açıklamayla bu yayınları iftira olarak nitelendirdi, oğlunun gerçek bir Müslüman olduğunu söyledi.

ULUSALCILARI TANIYOR 
3. Bu kadar karmaşık bir profil çizen Arslan, saldırıları hangi amaçla düzenlediğini söyledi? Danıştay saldırısı soruşturmasında ulusalcılar gündeme nasıl geldi? 
- Arslan, Cumhuriyet ve Danıştay’a yönelik saldırıları “türbana saygısızlık etmeleri” nedeniyle düzenlediğini anlattı. Danıştay 2. Daire türbanı yasaklayan bir karara imza atmıştı. Arslan’ın bu gerekçeyi getirmesine karşılık, sonradan kendisinin bazı ulusalcı çevrelerle bağlantısının olduğu ortaya çıktı. Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin’in ismi Türkiye’nin gündemine bu şekilde girdi.


Hakkında “azmettirici” sıfatıyla arama kararı çıkan Tekin, gözaltına alınacağını öğrendikten sonra saklandığı arkadaşının villasında intihara teşebbüs etti. Kaldırıldığı hastanede gözaltına alınan Tekin’in yanında sonradan Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan emekli Binbaşı Zekeriya Öztürk vardı.

Tekin, taburcu olduktan sonra Ankara Emniyeti’nde verdiği ifadede, Arslan’la 2 yıl önce 3-4 kez bürosuna gelmesi üzerine tanıştığını, kendisini bir kez de VKGBH’nin 2004’te yapılan bir toplantısında gördüğünü ifade etti. Tekin, dünya görüşlerinin farklı olduğunu, dolayısıyla Arslan’a bu eylemi yaptırtmasının mümkün olamayacağını söyledi. Bu arada teknik izleme sonuçları, Tekin’in 2004-2006 yılları arasında Arslan’la telefonda tam 27 kez görüştüğünü ortaya koydu. Tekin, polise verdiği ifadede, kendisinin Doğuş Factoring şirketiyle bağlantılı olduğunu, Arslan’ın da bir dönem bu şirketin avukatlığını yaptığını, bu çerçevede iş ilişkileri nedeniyle görüştüklerini ileri sürdü.

56 KEZ GÖRÜŞMÜŞLER 
4. Doğuş Factoring, soruşturmalar sırasında hiç gündeme geldi mi?
(Ulusalcı ve emekli askeri personele yakınlaşması noktası )
- Evet, geldi… Bu şirketin sahibi Ayhan Parlak’ın Danıştay saldırısından bir süre sonra Arslan’a 20 bin YTL’lik bir çek verdiği saptandı. Parlak bunun üzerine gözaltına alındı. Ancak ifadesinde bu parayı Arslan’a, şirketine sağladığı avukatlık hizmetlerinin bedeli olarak ödediğini anlattı. Benzer şekilde Arslan da bu parayı Parlak’tan “avukatlık hizmeti” olarak aldığını açıkladı. Aynı dönemde, Tekin’in de bu şirketle bağlantılı olduğu anlaşıldı. 
Gözaltına alınan Parlak’ın Muzaffer Tekin ile 63 kez, emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile 3 kez görüştüğü saptandı. Daha önemli bir bilgi ise, Parlak’ın Danıştay saldırısından önceki 12 gün içinde Arslan’la tam 56 görüşme yaptığının anlaşılmasıydı. Ancak Parlak, Danıştay davasında beraat etti.

5. Arslan’ın ulusalcı bağlantılarıyla ilgili başka bilgi var mı? 
- Bazı gazetelerde son günlerde bu konuda yeni iddialar ortaya atıldı. Bu çerçevede VKGBH’nin etkili isimlerinden Kuvai Milliye Derneği kurucularından Hüseyin Görüm’ün de Alparslan Arslan’la bağlantılı olduğu ileri sürülüyor. Görüm, Danıştay soruşturması sırasında hiç sorgulanmamıştı. Görüm, Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimlerden biri. Görüm-Arslan bağlantısı da muhtemelen iddianameyle birlikte daha net bir hale gelebilir.

VE İFADE DEĞİŞTİRİYOR… 
6. Ankara Başsavcılığı, tüm bu bilgilere rağmen Danıştay ve Cumhuriyet saldırılarının dinci bir örgüt tarafından gerçekleştirildiği sonucuna nasıl ulaştı?
- Emekli Yüzbaşı Tekin “azmettiricilik” iddiasından delil yetersizliği nedeniyle serbest bırakıldıktan bir süre sonra Arslan, cezaevinde garip bir ifade verdi. Yakalandıktan sonra 36 gün boyunca “saldırıları ben düzenledim” diyen Arslan, tutanağa “hiçbir kamu görevlisiyle cezaevinde görüşmedim” notu düşmesinin ardından verdiği ifadede kendisini yakın arkadaşı avukat Süleyman Esen’in yönlendirdiğini, Esen’le birlikte sürekli ziyarete gittikleri şeyh Salih Kurter’in fikirlerinden etkilendiğini anlattı. Savcılık, saldırılarla ilgili dinci örgüt motifini bu iki ismi gözaltına aldıktan sonra tamamladı. Arslan’ın 36 gün boyunca tekrarladığı ifadesini neden değiştirdiği konusunda pek çok teori mevcut.

7. Arslan, yargılamalar sırasında bu iddialarla ilgili ne dedi? 
- Arslan, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Esen ve şeyh Kurter’in azmettirici olduğu konusunda sürekli çelişkili beyanlarda bulundu. Arslan, önce bu iki ismi suçladı, daha sonra bu suçlamaların doğru olmadığını söyledi. Arslan, ilerleyen duruşmalarda “akıl hastası” gibi davranmaya başladı. 
Zaman zaman saldırıların kendisiyle ilgisi olmadığını da söyleyen Arslan, sevk edildiği hastanede “sağlam” bulundu. Arslan, sonraki duruşmalarda genellikle sessiz kaldı. Mahkemeyi izleyen gazeteciler her seferinde duruşma salonuna farklı bir senaryoyla gelen, çelişkili beyanlarıyla sürekli kafa karıştıran muamma bir Alparslan Arslan kimliğiyle karşılaştılar.

TEK KLASÖR GELDİ 
8. Danıştay ve Cumhuriyet gazetesine yönelik saldırılara ilişkin davada “ulusalcı yapılanmalar” ya da Ergenekon terör örgütü hiç gündeme geldi mi? 
- Evet, geldi Haziran 2007’de İstanbul Başsavcılığı da Ergenekon soruşturmasını başlattı. Ümraniye’deki gecekonduda bulunan el bombalarıyla Cumhuriyet’e atılanların benzer olduğunun açığa çıktığı soruşturmada, isimleri ilk kez Danıştay saldırısından sonra gündeme gelen emekli askerler Muzaffer Tekin, Zekeriya Öztürk, Oktay Yıldırım tutuklandı. 
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi de bu dönemde savcılıktan bilgi istedi. İstanbul, bilgiyi, ısrarlı yazılar üzerine 3 ay sonra 550 sayfalık tek klasörden oluşan bir dosyayla verdi. Ancak dosyada, bombalarla ilgili benzerliklere işaret eden belge bulunmuyordu. Mahkeme bu sınırlı dosyayı incelemesi açısından yeterli saydı. 

9. Peki Ankara’daki mahkeme basına yansıyan iddialara rağmen davayı neden Ergenekon soruşturması bitmeden karara bağladı? Beklemesi davanın seyrini değiştirebilir miydi? 

- Değiştirebilirdi; bekleseydi Ergenekon iddianamesinin açıklanması belki de davanın sil baştan görülmesine neden olacaktı… Soruşturmanın genişletilmesi yönündeki tüm talepleri reddeden Ankara’daki mahkeme, Arslan ve sanıklardan Osman Yıldırım’ı iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapse, diğer sanıkları çeşitli hapis cezalarına mahkum etti. 
Mahkeme, bu tutumunu “gönderilen dosya ile yargılama konusu arasında somut bağlantı kurulamadı” diye açıkladı. Böylece, Ankara’da 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Danıştay ve Cumhuriyet saldırılarını “dinci” unsurların gerçekleştirdiğine hükmetti. 
İstanbul’daki Savcılık ise bu saldırıları “ulusalcı” yapılanmaların azmettirdiği iddiasında. Bu görüşün Savcı Zekeriya Öz’ün iddianamesinde geniş bir yer tuttuğu anlaşılıyor. Sonuçta Ankara’da mahkemede verilen hüküm ile İstanbul’da hazırlanan iddianame 180 derece çelişiyor.


Osman Gürbüz kimdir ?


s

Ergenekon davasindan tutuklanan ve Ergenekon’un tetikciligine ustlenen bircok faili mechul cinayet de adi gecen ”Kucuk Yesil” olarak medyada yer bulan, Osman Gurbuz kimdir ?

 

İşte geçmişi:

 1962, Erzincan, Kemah-Ayranpınar doğumlu Osman Gürbüz, 9 çocuklu bir ailenin çocuğu olup kardeşlerin en küçüğüdür. Ayrıldığı eşi Selma Sezer’den olma Gül isimli kızı Osman Gürbüz’ün yanında kalmaktadır. 1992 yılından bu yana beraber yaşadığı imam nikahlı eşi Erzincan doğumlu Nurcan Nurali’den Kürşat isimli bir oğlu vardır.

Birçok faili meçhul olayına, gasp ve cinayete karışan Osman Gürbüz’ün sabıka kaydında şu bilgiler bulunmaktadır.
-16-17 yaşlarında iken adam yaralama. Bu suçla ilgili olarak cezaevine sevk edilmiştir.

-1978 yılında bir hayat kadınından bilezik gaspı. Bu suçla ilgili olarak 8 yıl cezaevinde kalmış, 1986’da çıkmıştır.

-1986 yılında öldürme ve yaralamaya teşebbüs,

 

  
-1987 yılında adam yaralama. Arkadaşı Muhammet adlı şahısı vurmuş, 2.5 ay hapis yattıktan sonra, karşı tarafın davadan vazgeçmesi üzerine serbest bırakılmıştır.
-1987 yılında Ankara’da Gençlik Parkı’nda Kıbrıs’lı işadamı İbrahim Süleyman Atanoğlu’nun gaspedilmesi,

- 1987 yılında Ankara – Oran yolunda silahla ateş etmek,

-1988 yılında Ankara’da yaralama. Arkadaşı Ülkü Ocakları Başkanı Nuri Şahin’i bir ihtilaf yüzünden ayağından vurmuş ve firar etmiştir. Nuri Şahin ise üç yıl önce öldürülmüştür.

-1988 yılında silah teşhir etmeAnkara Karides Bar’da silah teşhir etmiştir.

-1990 yılında ağabeysini öldürme. 1991 yılında kardeşi Suphi Gürbüz’ü karısı Selma Sezer’e sarılmış biçimde gördüğü için öldürmüştür.

-1992 yılında İstanbul Sarıgazi’de kız öğrenciye tecavüz etmek,

-1992 yılında kendi karısını silahla yaralama, öldürmeye teşebbüs. Eşi Selma Sezer, Suphi Gürbüz’ün öldürülmesi üzerine Ankara’ya kaçmıştır. 1992 yılında Osman Gürbüz, Selma Sezer ile Ankara’da randevulaşmış, randevuya kardeşi Birol Sezer ile gelen eski eşini, ayaklarından vurmuştur.

-1993 veya 1994 yılında Ankara Abidinpaşa’da kulüp taramak ve 3 kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek. Amasya’lı İsmet ve Mustafa adlı şahısların yanı sıra Nazmi Uçaş adlı şahıs ile birlikte karıştıkları bu olayı müteakip Osman Gürbüz’ün ifadesi alınmış, Osman Gürbüz, yaralama olayının gerçekleştiği sırada kahvehanede olduğunu doğrulamakla birlikte, olaya doğrudan karışmadığını söylemiştir.

-1994 yılında Merzifon’da bir fabrika bekçisini yaralama ve gasp,

-1994 yılında Kocaeli Gebze’de polisle çatışma,

-1994 yılında bir polisin öldürülmesi,

-1994 yılında İstanbul Bakırköy’de kahvehane işleten Seboş Dayı olarak anılan şahıs ile İstanbul’da bir otoparkta 3 kişinin ölümüne sebebiyet vermek,

-1995 yılında gasp ve tehditle para tahsili. Ertan Sert ve Türkinvest ile ilgili olarak Sarp Kuray’dan büyük tahsilat yapmış, bu şekilde bir Mercedes 200 E otomobil ve İstanbul-Bahçelievler’de bir ev satın almıştır. Araba imam nikahlı eşi Nurcan Nurali üzerindir.

-1997 yılında polis baskınından kaçmaya çalışmak. 09 Nisan 1997 günü İstanbul, Beyoğlu-Sıraselviler Caddesi’nde, “emekli Tuğgeneral Habil Küçük’e ait güvenlik malzemeleri satan şirkete yapılan polis baskınından kaçmaya çalışırken yakalanması.

Bazı kaynaklar, kod adı “Küçük Hacı” olan Osman Gürbüz’ün Jandarma’dan atılma Binbaşı Bülent Öztürk, İbrahim adlı emekli bir başçavuş ile 5 Jitem mensubunun da bulunduğu 20 kişilik bir grupla calışmakta olduğunu, bazı Silahlı Kuvvetler ve Emniyet mensuplarıyla ve İstanbul’dan bir MİT mensubu ile irtibat halinde olduğunu, bir süre Em. Binbaşı Bülent Öztürk ile İstanbul Küçükçekmece’de “Altınnal” adlı barı işlettiğini belirtmişlerdir.

Aynı kaynaklar, Osman Gürbüz’ün geçmişte uyuşturucu işiyle de uğraşmış bulunan Varol Soyuyüce adlı şahısla çok yakın irtibatlı olduğunu, V. Soyuyüce’nin O.Gürbüz’ün tüm faaliyetlerinden haberi bulunduğunu, O. Gürbüz’ün V. Soyuyüce vasıtasıyla Emniyet Müdürü Sedat Demir Özel Harekatçı polislerle irtibat kurduğunu, Gürbüz’ün, rüşvet, gazino ve pavyonlardan haraç alınması olaylarıyla ilgili kullanıldığını, O.Gürbüz’ün İstanbul’daki Yahudilerden haraç alınması ve bu şahıslara baskı yapılması işlerinin yanısıra, Antalya, Alanya , Kemer, İzmir ve Bursa’da birçok illegal işe karıştığını, Gürbüz’ün Kemer’de bulunan bir otelin ele geçirilmesi operasyonu nedeniyle otel sahibini öldürdüğü, bu olay sonrasında Dursun Yıldız adlı bir şahsın yakalandığını, Varol Soyuyüce vasıtası ile Ankara-Altınnal Kulübü’nün öldürülen sahibi Ahmet Dirier (Orhan Taşanlar’ın vakıf ortağı) ile tanıştığını, Ahmet Dirier’den İnci Baba’yı öldürmek amacıyla para aldığını, ancak İnci Baba’nın öldürülmesi eylemini gerçekleştiremediğini, O. Gürbüz’ün irtibatlı olduğu MİT mensubu ve diğerlerini Varol Soyuyüce’nin tanıdığını belirtmişlerdir.

Osman Gürbüz’e polis kimlikleri ve Emniyet Ankara kadrosunda çalıştığını gösteren karneler temin eden kişi İstihbarat Şubesi polislerinden Zeki Acar’dır.

Beyoğlu’nda yakalanan Osman Gürbüz’ün İstanbul polisine verdiği ifadelerinde ise şu satırbaşları bulunmaktadır.

-O.Gürbüz, 1992 yılında eski eşi Selma Sezer’i Ankara’da ayağından vurduktan sonra, yardım istemek için Başçavuş İbrahim isimli şahısı aramış, Başçavuş İbrahim de Osman Gürbüz’ü kendi tanıdığı olan Varol Soyuyüce ile tanıştırmıştır. Varol Soyuyüce, Osman Gürbüz’ün bir araba ile Ankara dışına çıkarılmasını sağlamış, bu olaydan sonra Osman Gürbüz, Varol Soyuyüce ile irtibatını hiç kesmemiştir. Varol Soyuyüce 1993 yılında Osman Gürbüz’ün kaçtığı sıralarda Amasya’da kullanması için bir araba da kiralamış, Osman Gürbüz ise arabayı üç gün kullandıktan sonra iade etmekle birlikte, Gebze’de 1994 yılında gerçekleşen olayda Osman Gürbüz’ün el çantası içinde bahse konu arabanın ruhsat fotokopisi bulunmuştur. Ayrıca 1993 yılında Osman Gürbüz ile Varol Soyuyüce arasında Küçükçekmece’deki Altınnal Bar’da bir sorun çıkmış, Osman Gürbüz, Varol Soyuyüce’nin oturduğu yere doğru üç dört el ateş etmiştir. Ancak bu olay polis veya jandarmaya intikal etmemiştir. Osman Gürbüz, Varol Soyuyüce kanalıyla Ahmet Dirier ile de tanışmıştır.

-Nazmi Uçaş, İsmet ve Mustafa adlı şahıslarla, Amasya’da İsmet adlı şahsın aracılığıyla tanışmıştır. Nazmi Uçaş ve Mustafa adlı şahıslarla Abidinpaşa’daki bir kahvehanede yaralama olayına karışır.

-Özel Harekat’ta görevli Polis Memuru Ziya, üç yıl önce Osman Gürbüz’e çeşitli silahları emaneten bırakmış, ancak tekrar görüşmemişlerdir.

-İrfan Özcan: 1993 yılı içinde aldığı, ancak plakasız kullandığı BMW otoya plaka almak için telefonla aradığı, ancak bulamadığı Ankara’daki şahıstır.

-Kıbrıslı Polis Memuru Gürdal: Osman Gürbüz’e el telsizi temin eden şahıstır.

-1994 yılında Gebze’de gerçekleşen çatışmayı müteakip imam nikahlı eşi Nurcan Nurali ve oğlu Kürşat’ı İstanbul-Sefaköy’e getiren Osman Gürbüz , İstanbul’daki Yaşar Kılıç adlı avukata vekalet vererek Gebze’deki eşyalarını İstanbul’a getirir.

Kullandığı Kimlikler:

Askeri kimliklerini Binbaşı Bülent Öztürk’ten, polis kimliklerini tutuklanan Zeki Acar’dan temin etmiştir.

-Ateş etme, çek-senet tahsilatı gibi birçok suçundan dolayı İstanbul ve müteakiben Ankara’dan Amasya’ya ilk kaçışında kayınbiraderi Birol Sezer’in adını kullanmıştır.

-İstanbul’da Nurettin Elibol sahte kimliğini kullanmıştır. ( “F02-Psikolojik Savunma Uzmanı” ibareli Başbakanlık İstihbarat Dairesi Kimliği ve ehliyet )

-Amasya ve Gebze’de Ahmet Tecer adına düzenlenmiş polis kimliğini kullanmıştır.

-Ayrıca bir Silahlı Kuvvetler kimliği (Hangi ad üzerine düzenlendiği okunamadı)

Silahları:

-Ruhsatsız Baretta (Amasya’da Hayrettin Gürkan’dan temin edilmiştir.)

-14’lü Tabanca (Amasya’da Hayrettin Gürkan’dan temin edilmiştir.)

-Şarjörlü Smith Wesson (İstanbul’da Aykut Sezer’den temin edilmiştir.)

-Smith Wesson 44 Magnum (İstanbul’da Aykut Sezer’den temin edilmiştir.)

-Seyyar Dipçikli Kaleşnikof (Özel Harekat Mensubu Ziya’dan 3 yıl önce emaneten alınmıştır.)

-MP-5 (Özel Harekat Mensubu Ziya’dan 3 yıl önce emaneten alınmıştır.)

-22 Kalibre Remington Tüfek (Özel Harekat Mensubu Ziya’dan 3 yıl önce emaneten alınmıştır.)

-Av Tüfeği (Tuğgeneral Habil Küçük’e ait)

-Havan Tüfek

Gelişmeler:

-İstanbul’da ateş etme, çek-senet tahsilatı gibi birçok suçu bulunan O.Gürbüz, önce Ankara’ya müteakiben Amasya’ya yerleşmiş, Amasya’da Ülkü Ocakları Başkanı Nuri Şahin ile irtibatlı olmuştur. Amasya’da kaldığı süre içinde eski kayınpederi Birol Sezer’in kimliğini kullanan O.Gürbüz, Nuri Şahin’i yaralama eylemine karışmıştır.

-1991 yılında İstanbul’da kardeşi Suphi Gürbüz‘ü öldüren O.Gürbüz, karısının bu olay sonrası kendisini terk edip Ankara’ya gitmesi üzerine, kızı Gül’ü yanına almış, İstanbul’da tanıştığı Nurcan Nurali ile imam nikahı yaparak birlikte yaşamaya başlamıştır. Gürbüz’ün bu ilişkiden Kürşat isimli bir oğlu vardır. Osman Gürbüz, bu dönem Nurettin Elibol kimliğini kullanmıştır. Kardeşini öldürdükten sonra N.Nurali ve çocukları (Gül ve Kürşat) ile birlikte İstanbul’dan Amasya’ya kaçan O.Gürbüz, orada ayakkabı alıp satarak geçinmiştir.

-Tekrar İstanbul’a dönen O.Gürbüz, burada önceden tanıdığı Binbaşı Bülent Öztürk ile ortak bar işletmiş (Altınnal Bar), bu arada İstihbarat Şubesi polislerinden Zeki Acar ile de irtibatı olmuştur. Bülent Öztürk ve Zeki Acar, O.Gürbüz’e sahte askeri ve emniyet kimliklerinin renkli fotokopilerini temin etmişlerdir.

-Bu dönemde Ankara ve İstanbul’da çeşitli olaylara adı karışan O.Gürbüz tekrar Amasya’ya dönmüş, oradan da Gebze’ye taşınmıştır. Gebze’de kiralık bir gecekondu tutan O.Gürbüz, çevresindeki insanlara kendisini Türkiye Gaztesi’nde çalışan bir şoför olarak tanıtmıştır. O.Gürbüz, İstanbul’da Mahmut adlı bir kişiden BMW marka otomobil satın almış, otomobili 10.000 DM’ye aldığını söylemekle birlikte, sadece 5.000 DM ödeme yapmıştır. Adı geçen, Gebze’ye BMW marka arabayla gidip gelmeye başlamış, arabada plaka bulunmadığı için Ankara’da Gazi Üniversitesi spor bölümü öğrencilerinden Tahsin Sefa veya Sefa Tahsin ‘den üç veya dört plaka numarası alarak, Zeki Acar’ın evvelce verdiği sahte polis karnelerinde kadrosunun gözüktüğü Ankara iline ait plakayı bastırmıştır.

-Gebze’de alkollü olduğu bir sırada arabasının şarampole düşmesi üzerine kontrole gelen polislerle silahlı çatışmaya giren O.Gürbüz, eşi ve çocuklarıyla Gebze’den ayrılmış ve İstanbul’a gitmiştir. Eşini ve çocuklarını Sefaköy / Beşyol’da tuttuğu eve bırakan bahse konu şahıs, Yaşar Kılıç adlı avukata vekalet vererek Gebze’deki eşyalarını İstanbul’a getirmiş, bu arada tahsilat işlerine devam etmiştir.

istihbarat.wordpress.com/2008/07/28/osman-gurbuz-kimdir/

1997 yılında emekli Tuğgeneral Habil Küçük’e sahibi olduğu şirkete düzenlenen polis baskınında yakalandı.

Ergenekon

1 Temmuz 2008 tarihinde Ergenekon soruşturmasının 6. dalga operasyonunda tutuklandı. Ergenekon davasının ilk iddianamesinde Danıştay Saldırısı nedeniyle müebbet hapse mahkum olan Osman Yıldırım, Gazi Mahallesi olaylarının emrini Veli Küçük’ün verdiğini söylediği kahvehanenin taranması ile 13 kişinin öldürülmesi olayını Veli Küçük ile beraber hareket eden Osman Gürbüz'ün gerçekleştirdiği öne sürmüştür. Yıldırım ayrıca 2002 yılı Aralık ayının başında Osmanbey’de bulunan yazıhanelerinden birinde Veli Küçük, İbrahim Genç, Esen Türkyılmaz, Muzaffer Tekin ve Osman Gürbüz’ün olduğu toplantıda, Gürbüz’ün kendisine para karşılığı Necip Hablemitoğlu’nu öldürmeyi teklif ettiğini ancak kendisinin kabul etmediğini söylemiştir. Hablemitoğlu bu olaydan birkaç hafta sonra evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucunda öldürülmüştür. Yıldırım'ın ifadesine göre olaydan altı yedi ay sonra Osman Gürbüz kendisine “Hablemitoğlu’nun parasını masalarda bitirdik” sözünü söylemiştir.

 

http://www.boardturk.com/biyografiler-hayat-hikayeleri/223859-osman-gurbuz-kimdir-osman-gurbuz-hayati.html

 

 

OSMAN YILDIRIM KİM?

EYLÜL 21, 2010

Danıştay saldırısı davası ile Ergenekon davası birleştirildi. Peki, kime ya da neye dayandırılarak? İki dava arasında tek bir bağ var, o da Osman Yıldırım. Yani bu iki dava arasında, Ergenekon Savcılarının “Osmanım” diyerek hitap ettikleri, 9 numaralı gizli tanık Osman Yıldırım’ın beyanlarına dayanılarak bağ kuruldu. Peki, kim bu Osman Yıldırım?
Ergenekon savcılarının “Osmanım” diyerek hitap ettikleri ve sonuna kadar güvendikleri Osman Yıldırım, Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 27 Haziran 2008 tarihli duruşmasında şöyle demişti:

“Türkiye Cumhuriyeti Devletini tanımadığımdan suçlamalarla ilgili savunma yapmayacağım. Ben Anadolu İslam Devletinin bir vatandaşıyım. Müslüman vatandaşlar üzerinde laik baskı kurmak isteyen Cumhuriyet Gazetesini üç kez bombalattım. Ayrıca Alparslan arkadaşıma danıştay suikastını yaptırdım. İsim vermeden istinkâf ettiğim şahsı, ‘Kurtuluş Savaşı vermemiş, satış savaşı vermiş’, ‘İngiliz tetikçisi’ ve ‘İngiliz piçi’ olarak sıfatlandırdım.”

Mustafa Kemal Atatürk’e “İngiliz piçi” diyerek hakaret eden Osman Yıldırım’ın sicili bu kadarla da sınırlı değil! Sabıka kayıtlarına bakıldığında dört suçtan daha yargılandığı ve mahkûm olduğu anlaşılıyor:

1.  30 Aralık 2006 tarihinde kasten adam öldürmeye teşebbüs ve ruhsatsız silah taşımak suçundan 9 yıl hapis cezası
2.  Ablasını öldürmek suçundan 20 yıl hapis cezası
3.  Nüfus kâğıdında yaptığı sahtecilikten ötürü mahkûmiyet
4.  14 Temmuz 1998 tarihinde öz yeğenine fuhuş yaptırmak suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası

İşte bu sicile sahip  9 numaralı gizli tanık Osman Yıldırım’a Ergenekon savcıları, “Osmanım” diyerek hitap ediyor ve beyanlarına itibar ediyorlar. Üstelik Cumhuriyet gazetesinin bombalanması ve Danıştay cinayetinin tek delili, bu tanığın ifadeleri.

 

http://gizlibelge.wordpress.com/2010/09/21/osman-yildirim-kim/


 

Hanefi Avcı Açıklıyor: DANIŞTAY SALDIRISI İLE ERGENEKON’UN İLİŞKİSİ YOKTU!




Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın polis teşkilatıyla ilgili şaşırtıcı açıklamaları devam ediyor.

Avcı bugün dağıtıma çıkan kitabında, Danıştay saldırısı ile sonradan adı“Ergenekon” olarak belirlenen soruşturma arasında herhangi bir bağ bulunmadığını anlatıyor.

Avcı’ya göre “aralarında bağ yok” diyen ilk birim İstanbul Emniyeti İstihbarat Şubesi oluyor. Bunu söyleyen müdürler de kısa bir süre sonra görevden alınıyor. Çünkü “Ankara”, (yeterli delil olmadığı halde) Danıştay saldırısı ile Ergenekon bağlantısını kurmakta ısrar ediyor.

Avcı’nın kitabında 433’üncü sayfada yeralan ilgili bölüm aynen şöyle:

“Danıştay olayında faillerin Ergenekon’la ilişkilendirilmesini Ahmet (İlhan Güler) ve Şammaz (Demirtaş), yani İstanbul Emniyet İstihbarat Şubesi desteklememiştir. Bunun yanlış olduğunu, eldeki delillerle böyle bir bağlantının kurulamayacağını aksine Alparslan Aslan’ın her eylemden önce ve sonra İstanbul’daki Şeyh Salih Kurter ile irtibat kurduğunu, Aslan’ın HTS raporları iyi okunursa bu irtibatın daha tutarlı olduğunun görüleceğini savunmuşlardı. Aslında işte o gün Ahmet’in İstanbul’dan alınması gerektiğine karar verildiği kanaatindeydim. Ankara, Danıştay olayı ile Ergenekon bağlantısını kurmak istiyordu. Delilin olup olmaması önemli değildi, onlar bunu istiyordu o kadar.”

Odatv.com

 

“OSMAN YILDIRIM PARA İÇİN HER ŞEYİ YAPAR”

Ergenekon davasının 133. duruşması, Danıştay suikastı zanlısı Erhan Timuroğlu’nun çapraz sorgusuyla devam etti. Timuroğlu, Osman Yıldırım için, “İşi gücü paradır. Para için her şeyi yapar” dedi.

Ergenekon ana davasının 133. duruşmasında Danıştay suikastı zanlısı Erhan Timuroğlu’nun çapraz sorgusuna başlandı. Timuroğlu, duruşmanın öğleden önceki bölümünde Ergenekon savcıları Mehmet Ali Pekgüzel ve Nihat Taşkın’ın sorularını yanıtladı.

Hrant Dink’in katili Ogün Samast’ın kamera kayıtları sayesinde yakalandığını vurgulayan Timuroğlu, şöyle bir soru yöneltti.

“Ogün Samast kamera kayıtlarından tespit edilerek cinayet günü yakalandı. Bizim de kamera kayıtlarımız var. İsmail Sağır, kayıtlarda açık bir şekilde görünüyor. Peki, biz neden yakalanmadık? İnsanın aklına başka şeyler geliyor.”

Osman Yıldırım’ın para karşılığında iddialarından vazgeçebileceğini söyleyen Timuroğlu, “Osman zavallı garibanın tekidir. İşi gücü paradır. Para için her şeyi yapar” dedi. Danıştay Tetikçisi Alparslan Arslan ile zaman zaman görüştüğünü de belirten Timuroğlu, “Bütün görüşmelerim Osman Yıldırım’ın bilgisi dahilindedir. Osman Yıldırım’ın haberi olmadan Alparslan Arslan’la bir dakika bile görüşmedim” dedi.

Ulusal Kanal-OCAK 2010

 

 

 

Tartışmalı raporların altında Hayretdin Bahşi imzası var

MAYIS 17, 2010

Danıştay Görüntüleri ve Balyoz belgelerinin incelenmesiyle ilgili TÜBİTAK raporlarının doğruluğu tartışılıyor. Bu iki tartışmalı raporun altında aynı kişinin imzası var. Danıştay görüntüleriyle ilgli tartışmalı rapora imza atan uzman Hayretdin Bahşi, aynı zamanda balyoz belgeleri doğrudur diyen 3 bilirkişiden birisi.

TÜBİTAK’ın son dönemde yaptığı bilirkişi incelemeleri tartışılır hale geldi. Son olarak Danıştay saldırısı sırasında, Danıştay binasında yapılan kamera kayıtları ile Balyoz belgesi olduğu iddia edilen CD’lerde yapılan incelemelerin şaibeli olduğu ortaya çıktı. Bu iki konuda hazırlanan raporlarda uzman doktor Hayretdin Bahşi imzasının olması dikkat çekiyor.

TÜBİTAK bünyesinde Ulusal Bilgi Sistemleri Güvenliği Programı yöneticisi olarak görev yapan Hayretdin Bahşi İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Danıştay kamera kayıtlarının incelenmesi için görevlendirildi. Harddiskler üzerindeki incelemeyi tamamlayan Bahşi, bazı görüntülerin silindiği bilgisine ulaştığını iddia etti. Silindiği iddia edilen görüntülerin İstanbul Modern Sanatlar Müzesine ait olduğu ortaya çıktı.

TÜBİTAK, Balyoz tertibi kapsamında ortaya atılan bazı CD’lerin de incelemesini yaptı. CD’leri inceleyen uzmanlar Erdem Alparslan ve Tahsin Türköz’ün yanı sıra Dr. Hayrettin Bahşi’nin de imzası dikkat çekti. TÜBİTAK’ın raporunda, balyoz tertibine sunulan kanıtların orjinal olduğu iddia edildi. Ancak askeri bilirkişi Albay Yavuz Fildiş’in hazırladığı rapor TÜBİTAK raporunu yalanladı. Albay Yavuz Fildiş’in raporunda CD’lerin sahte olduğu belirtildi. Albay Yavuz Fildiş, TÜBİTAK uzmanlarının CD’ler üzerindeli sahtecilik bulgusunu gözardı ettiğini söyledi.

2 tartışmalı rapora imza atan Hayretdin Bahşi’nin Balyoz CD’leriyle ilgili raporu Amerikalı uzmanlarca da yalanlandı. Amerikalı iki uzman kuruluşun yaptığı incelemede, TÜBİTAK uzmanlarının soruşturma ilkelerine aykırı davrandığı belirtilmişti.

Ulusal Kanal

 

Danıştay Suikast Örgütü

Ergenekon dava dosyalarına giren telefon kayıtları, Danıştay suikastının arkasındaki örgütü ele verdi. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan (TİB) gönderilen görüşme dökümleri, Alparslan Arslan’ın Cumhuriyet gazetesinin bombalanması ve Danıştay suikastından önce kimlerle bağlantı içinde olduğunu ortaya koydu. İki aylık kayıtlarda, birbiriyle sürekli görüşen altı isim dikkat çekiyor: Alparslan Arslan, Süleyman Esen, Fethullah Gülen’in yeğeni Kemalettin Gülen, Hamza Öztürk, Salih Kurter ve Kurter’in yerine yetiştirdiği bilinen Salih Yaşar. Bu altı isim arasında, 1 Nisan 2006-28 Mayıs 2006 tarihleri arasında toplam 145 telefonkonuşması gerçekleşiyor. Hamza Öztürk adına kayıtlı telefonu, bu kişi mi kullanıyor, yoksa başkası mı, belli değil.

Emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün avukatı Zeynep Küçük, kayıtlardan yola çıkarak tespit ettiği ilişki ağını, Ergenekon davasının 144. duruşmasında anlattı.

İLK BOMBADAN İKİ GÜN ÖNCE  GÖRÜŞMELER ARTIYOR

Süleyman Esen’le Alparslan Arslan arasında, Cumhuriyet gazetesinin bombalanmasından iki gün önce, 3 Mayıs 2006′ da yoğun telefon trafiği başlıyor. 17 Nisan’dan 3 Mayıs 2006′ ya kadar sadece üç kere telefonlaşan Arslan ve Esen, 3 Mayıs’ ta yedi kere görüşüyorlar. Bu tarihten itibaren, aralarındaki telefon trafiği Alparslan Arslan’ın Danıştay saldırısı için Ankara’ya gittiği güne kadar, zaman zaman mesajlaşarak, her gün yoğun biçimde devam ediyor. Esen, Arslan’la yaptığı görüşmelerden önce ya da sonra, Ayhan Akbal adına kayıtlı telefon numarasını kullanan Salih Yaşar’la görüşüyor.

SALİH YAŞAR’DAN BAHSETMEDİLER

Salih Yaşar, Alparslan Arslan’ın da sık görüştüğü kişilerden. Ancak Alpaslan Arslan’a, Ergenekon davasında bu şahısla ilgili soru yöneltilmedi. Ayhan Akbal adına kayıtlı numarayı Yaşar’ın kullandığı Süleyman Esen’in çapraz sorgusunda ortaya çıktı. Esen’le Salih Yaşar, bir buçuk sene içinde 1460 kere görüşmüşler.

Süleyman Esen’le Alparslan Arslan’ın, sorgu ve savunmalarında Salih Yaşar adını vermekten kaçındılar. Nitekim Süleyman Esen’e 1460 kere görüştüğü kişinin kim olduğunu sorulduğunda Esen “hatırlamıyorum” diye yanıt vermişti.

Öte yandan baz istasyonu kayıtları, Alparslan Arslan Danıştay saldırısı için Ankara’ya gitmeden bir gün önce, 14 Mayıs 2006′da Arslan-Esen-Yaşar üçlüsünün Üsküdar’da buluştuklarını gösteriyor. Telefonları hemen hemen aynı saatlerde Toygarhamza baz istasyonundan sinyal veriyor.

Nitekim Alparslan Arslan’da Süleyman Esen de mahkemede verdikleri ifadelerde, 14 Mayıs’ta buluştuklarını söylemişlerdi. Ancaj ikisi de, yanlarında Salih Yaşar’ın da bulunduğundan bahsetmedi.

NEREDE OLDUKLARI GİZLENMEK Mİ İSTENİYOR

Telefon  kayıtları, görüşmelerin yapıldığı alanlarda tarafların nerelerde bulunduğunu da gösteriyor. Ancak bazı günlerde, özellikle akşam saatlerinde Alparslan Arslan, Süleyman Esen ve Salih Yaşar’ın telefonlarının hangi baz istasyonundan sinyal verdiği, TİB’in gönderdiği kayıtlarda yok. Son sinyaller ise hep Şişli, Levent ve çoğunlukla da Gültepe’den alınıyor. Bu veriden Arslan, Esen ve Yaşar’ın Salih Kunter’in Gültepe’deki evinde buluştukları anlaşılıyor. TİB’den gönderilen dökümlerde, o saatlerde nerede olduklarının yazılmamış olması, “Kurter’in evindeki buluşmalar, gizlenmek mi isteniyor?” sorusunu da beraberinde getirdi. Alparslan Arslan ve Süleyman Esen, çapraz sorgularında, Salih Kurter’in Gültepe’deki evine sıklıkla gitiklerini kabul etmişlerdi.

HAMZA ÖZTÜRK’Ü SORAN OLMADI

Alparslan Arslan’ın sıkça telefonlaştığı bir diğer kişi; Hamza Öztürk adına kayıtlı bir telefon kullanıyor. Öyle ki bu şahıs, Arslan’ın 11 Mayıs 2006′da, Cumhuriyet gazetesine üçüncü bombayı bizzat attıktan hemen sonra aradığı ikinci kişi. Arslan bombayı atar atmaz önce Salih Kunter’i, üçüncü olarak da Süleyman Esen’i arıyor; ardından Salih Kurter’in Gültepe’deki evine gidiyor.

Cumhuriyet’in bombalanmasından önce de Arslan’la Öztürl adına kayıtlı telefonu kullanan X şahıs asında telefon konuşmaları var, ancak bu görüşmeler üçüncü bombadan sonra sıklaşıyor.

Buna rağmen, Alparslan Arslan’a üç gün devam eden çapraz sorgusu boyunca Hamza  Öztürkadınıngeçtiği tek bir soru sorulmadı. Hamza Öztürk adı Danıştay davasıyla Ergenekon davasının birleştirilmesinden yaklaşık bir yıl sonra ilk kez, Av. Zeynep Küçük’ün konuşmasıyla gündeme geldi.

Şimdi, Danıştay cinayetinin gerçekleştiği 17 Mayıs 2006 sabahına dönelim. O gün Süleyman Esen ilk telefon görüşmesini Hamza Öztürk adına kayıtlı telefonu kullanan X şahıs ile yapıyor. Süleyman Esen, X’in aradığı ikinci isin. X’in saldırıdan hemen sonra ilk aradığı kişi ise Kemalettin Gülen.

Süleyman Esen, daha sonra farlı numaralardan 25 kere daha aranıyor. Esen’i X’ten sonra ilk arayanlar, Salih Kurter ve halefi Salih Yaşar.

VAKİT GAZETESİNİ ALPARSLAN’A GÜLEN VERMİŞTİ

X’in en yoğun irtibat kurduğu isim ise Fethullah Gülen’in amcasının oğlu Kemalettin Gülen. Yaklaşık iki ay içinde Kemalettin Gülen’le X arasında 20 görüşme, Alpalan’la Kemalettin Gülen arasında da beş görüşme oluyor. Cumhuriyet gazetesinin üçüncü kez bombalanmasından Danıştay Saldırısına varan beş günlük süreçte, Alparslan Arslan’ın X’le görüştükten sonra Süleyman Esen’le konuştuğu; X’in de Alparslan Aslan ve Kemalettin Gülen’le yaptığı görüşmelerin hep peş peşe yapıldığı görülüyor.

Hemen belirtelim, cinayetten üç gün önce 14 Mayıs günü Üsküdar’da gerçekleştiği anlaşılan Alparslan Arslan, Süleyman Esen, Salih Yaşar buluşması sırasında Alparslan Arslan, Kemalettin Gülen ve X’le telefonda konuşuyor.

Avukatlar, Hamza Öztürk adına kayıtlı telefonu kullanan X’in Kemalettin Gülen’le Alparslan Arslan arasında “köprü” olduğu görüşündeler.

Alparslan Arslan, 20 Ekim 2009′da yapılan çapraz sorgusunda Vakit gazetesinin Danıştay üyelerini hedef gösteren “İşte O Üyeler” başlıklı nüshasını kendisine Kemalettin Gülen’in verdiğini söylemişti. “Asıl amacım Mustafa Birden’i öldürmekti” diyen Arslan, Danıştay Başkanı Birden’in adresini ve telefon numarasını da Kemalettin Gülen’den aldığını anlatmıştı. Arslan, ülkücü olduğunu söylediği Gülen’i, “cemaatten” tanıdığını belirtmişti.

Aydınlık sayı 1188-26  NİSAN 2010


SONUÇ:SİCİLLERİ AĞIZLARI AÇIKTA BIRAKACAK KADAR YÜZKIZARTICI 2 ADAM VE İLİŞTİRİLMİŞ BİR FETTULLAH AJANI ÜZERİNDEN ASKERE SALDIRILARIN TEMELİNDEKİ GİZLİ  PLAN VE AÇIĞA ÇIKAN BEŞİKTAŞ TERÖR ÖRGÜTÜNÜN LEGAL HALDE KGT OLARAK ÖRGÜTLENMESİ VE MİT'İN ELE GEÇİRİLMESİNDEN SONRA TÜM DELİLLERİN KARARTILARAK,YALAN VE SAHTE BELGELER İLE SATIN ALINMIŞ SUÇLULAR ÜZERİNDEN  TÜRK ORDUSU'NUN VATAN SAVUNMASINDAN BY PASS EDİLMESİDİR...

FETTULLAHÇI ORGANİZASYONU DEŞİFRE EDEN, ABD- VE ALMAN GLADIO İLİŞİKLERİNE SAVAŞ AÇAN CUMHURİYET ŞEHİDİMİZ HABLEMİTOĞLU'NUN DA FAİLİ DE ARTIK BELLİ DEĞİL Mİ???

Bu haber 864 defa okunmuştur.

Share |

TÜRKLÜĞÜN ESARETİ

Yiğit Bulut: Faiz haramdır

Yiğit Bulut: Faiz haramdır Habertürk'ten ayrılan Yiğit Bulut yeni görüntüsü ve söylemleriyle dikkatleri üzerine çekiyor... Yiğit Bulut...

EMEKLİLİK ATATÜRKÇÜLERİ

EMEKLİLİK ATATÜRKÇÜLERİ Bir Atatürkçülük vardır, bir de önüne sıfat getirilmiş, özünden koparılmış sözde Atatürkçülük. Atatürkçülüğün öz...
CIA'NIN ÇETECİLERİ! (6) Cemaat Kelle Avında....22 Mayıs 2012

facebook ta Begen

Google

SEYİRCİ KALMAYIN; VATANINIZA SAHİP ÇIKIN
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

|Hack Haber |Tekturk |Turania |11kasim DERNEGİ |hakimiyet gazetesi |Yenile

Copyright © 2009 Mevzuvatan - Rüya Teknoloji Tarafindan Yapilmistir

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi