![]() | |||||||||||
| |||||||||||
|
| |||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLARManşet haberler |
BAHTİYAR VAHAPZADE
Türk Dünyasının hür sesi Bahtiyar Vahabzâde'yi vefatının yıldönümünde rahmetle anıyoruz. TÜRK DÜNYASININ HÜR SESİ BAHTİYAR VAHAPZADE'Yİ ÖLÜMÜNÜN YILDÖNÜMÜNDE RAHMETLE ANIYORUZ Sadece Azerbaycan edebiyatının değil, tüm Türk edebiyatının sesi olan Bahtiyar Vahabzâde, Türkiye hakkında anlatılan hikâyelerle büyüyen ve şairliğinin yanı sıra bilim adamlığı yönüyle de tanınan , yaşamdan edindiği izlenimleri benliğinde yoğurmuş ve Türk Dünyasının ortak duygularını, özlemlerini, serzenişlerini dile getirmiştir. Temelini, kendine has bir duygu ve düşünce dünyasının oluşturduğu sanat anlayışıyla yarattığı şiir ve dramalarının yanında makale, monografi gibi değişik türlerde verdiği eserleri pek çok dile çevrilmiş ve sayısız kişi tarafından okunmuştur. Ayrıca, ana dili uğruna büyük bir mücadele içerisinde olan Vahabzâde, Türkiye'ye olan derin sevgisiyle de bilinmektedir. Hanı bu ellerin merd oğulları? Açın bereleri, açın yolları. Bes hanı bu esrin öz Koroğlusu Gılınc Koroğlusu, söz Koroğlusu? Bahtiyar Vahabzâde, 16 Ağustos 1925 tarihinde Azerbaycan'ın kuzeyinde yer alan ve yemyeşil doğasıyla anılan Şaki'de doğmuş,13 Şubat 2009 tarihinde, Bakû'deki evinde hayatını kaybetmiştir. 9 yaşında iken ailesiyle beraber Bakü'ye göç etmiş ve 1942 yılında Bakü Devlet Üniversitesi Filoloji Bölümüne girmiştir. Mezun olduktan sonra bu bölümde öğretim üyeliği görevine başlayan Vahabzâde, "S. Vurğunun Lirikası"nın ardından "S. Vurğunun Həyat və Yaradıcılığı"" adlı eseri ile doktorasını tamamlamış, profesörlüğe kadar yükselmiş ve aynı üniversitede çeşitli dersler vermiştir. 1945 yılında Yazarlar Birliği üyeliğine seçilen Vahabzâde, 1962 yılında Sovyet yönetimi tarafından, "Gülistan" adlı eserinin "milliyetçi unsurlar" barındırdığı gerekçesiyle 2 yıl boyunca öğretim üyeliğinden azledilmiştir. 1980 yılında Azerbaycan İlimler Akademisi muhbir üyesi olmuş, 1984 yılında "halk şairi" unvanını almış, 1995 yılında ise Azerbaycan için verdiği mücadele dolayısıyla "İstiklal Nişanı"na lâyık görülmüştür. 1980 ile 2000 yılları arasında milletvekilliği görevinde de bulunan Vahabzâde, 13 Şubat 2009 tarihinde vefat etmiştir. Yazın hayatına İkinci Dünya Savaşının en ağır yıllarında adım atan Vahabzâde, ilk şiirlerini savaşın kızıştığı 1943 yılında kaleme almaya başlar. "Mektep Şiirleri" adını taşıyan eserinde kendi şiir tekniğini ve sanatının ilkelerini ortaya koyar. Felsefî yorumlamalardan insanın iç dünyasına, millî konulardan bağımsızlık düşüncesine kadar pek çok unsuru onun eserlerinde görebilmek mümkündür. Tüm bu unsurları özgün bir şekilde eserlerine yansıtmayı başarabilen Vahabzâde, "Men ve Dünya", "Men ve Zaman", "Menle Men", "İkinci Ses" gibi eserleri ile de sınırlar içine hapsedilmiş bireyin duygularını öne çıkarır. Ana dil konusunda son derece titiz olan ve eserlerinde Azerbaycan Türkçesini oldukça sade, açık bir şekilde kullanan Vahabzâde'nin "Vicdan", "İkinci Ses", "Yağıştan Sonra", "Yollara İz Düştü", "Feryad", "Nereye Gidiyor Bu Dünya?", "Kendimizi Kesen Kılıç", "Cezasız Günah", "Darağacı" adlı tiyatro eserleri Bakü Akademik Devlet Dram Tiyatrosu'nda oynanmıştır. 70'ten fazla şiir kitabı, 2 monografisi, 11 ilmî yayını ve oynanan 9 piyesi ile Bahtiyar Vahabzâde'yi sadece Azerbaycan ile bütünleştirmek büyük bir hata olacaktır. O, eserlerinin çoğunda ortak dil ve kültüre ait unsurlardan bahsetmiş, Hür Azerbaycan için mücadele göstermiştir. Ülkesinin bağımsızlık sembolü olan Vahabzâde, düşünceleriyle kendisinden sonra yetişen pek çok şair ve yazarı etkilemeyi de başarabilmiştir. "Ana Dili" adlı şiirinde Bahtiyar Vahabzâde'nin ana dil konusundaki düşüncelerini görebilmek mümkündür: ANA DİLİ Dil açanda ilk defa ‘ana’ söylerik biz ‘Ana dili’ adlanır bizim ilk dersliyimiz İlk mahnımız laylanı anamız öz südüyle İçirir ruhumuza bu dilde gile-gile. Bu dil - bizim ruhumuz, eşgimiz, canımızdır, Bu dil - birbirimizle ehdi-peymanımızdır. Bu dil - tanıtmış bize bu dünyada her şeyi Bu dil - ecdadımızın bize goyup getdiyi En gıymetli mirasdır, onu gözlerimiz tek Goruyub, nesillere biz de hediyye verek. Bizim uca dağların sonsuz ezemetinden, Yatağına sığmayan çayların hiddetinden, Bu torpağdan, bu yerden, Elin bağrından gopan yanığlı neğmelerden, Güllerin renglerinden, çiçeklerin iyinden, Mil düzünün, Muğanın sonsuz genişliyinden, Ağ saçlı babaların aglından, kâmalından, Düşmen üstüne cuman o gıratın nalından Gopan sesden yarandın. Sen halgımın aldığı ilk nefesden yarandın. Ana dilim, sendedir halgın aglı, hikmeti, Ereb oğlu Mecnunun derdi sende dil açmış. Üreklere yol açan Füzulinin sen’eti, Ey dilim, gudretinle dünyalara yol açmış. Sende menim halgımın gahramanlığla dolu Tarihi verağlanır. Sende neçe min illik menim medeniyyetim Şan-şöhretim sahlanır. Menim adım, sanımsan, Namusum, vicdanımsan! Milletlere halglara halgımızın adından, Mehebbet destanları yaradıldı bu dilde. Bu dil - tanıtmış bize bu dünyada her şeyi. Bu dil - ecdadımızın bize goyup getdiyi En gıymetli mirasdır, onu gözlerimiz tek Goruyub, nesillere biz de hediyye verek Bu haber 171 defa okunmuştur.
|
GALERİfacebook ta Begen |
|||||||||
|
SEYİRCİ KALMAYIN; VATANINIZA SAHİP ÇIKIN Copyright © 2009 Mevzuvatan - Rüya Teknoloji Tarafindan Yapilmistir
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||