Türkçe sadece sözlükleri etkilemekle kalmamış, bütün Balkan
dillerinin morfoloji ve sentaksını da etkilemiştir.
Sırp-Hırvatçadaki Türkçe kelimeler
Abdullah Skaljiç, Sırp-Hırvat Dilinde Türkçe Kelimeler (Turcizmu u
srpskohrvatskom jeziku) isimli birinci baskısı 1957, ikinci baskısı
1962'de Saraybosnada yapılan eserinde, Türkçeden Sırp-Hırvat diline
8.742 kelimenin geçtiğini tesbit etmiştir Tabii ki Sırp-Hırvatçadaki
Türkçe kelimelerin sayısı bu kadar değildir. Nitekim kitabın ilk
baskısında 6.500 kelime yer almıştı (Milan Adamovic, "Tanıtma", Türk
Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten, Ankara 1969, 289. s. vd.).
Macarcadaki Türkçe kelimeler
Alimler Macarcaya geçen Türkçe kelimeleri üç tabaka halinde incelerler.
Birincisi Hun-Hazar-Bulgar tabakası, ikincisi Peçenek-Uz-Kuman-Kıpçak
tabakası, üçüncüsü ise Osmanlı tabakasıdır.
Osmanlı tabakasını inceleyen Macar alimi Suzanne [Zsuzsa] Kakuk, 16 ve
17. asırlarda Osmanlı dili tarihi araştırmaları, Macar dilinde Osmanlı
unsurları ( Budapeşte, 1973 Recherches sur l'histoire de la langue
Osmanlie des XVI et XVII siecles, les eléments Osmanlis de la langue
) isimli eserinde, 16-17. asırlarda Osmanlılar vasıtasıyla
Macarcaya 1.382 cins isminin, 402 şahıs adı ve lakabın, 224 yer
isminin, toplam 2.008 kelimenin nakledildiğini ortaya koymuştur (Türk
Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1973-74, 356 s.).
Kakuk, daha sonraki bir yazısında bunu 1.500'e çıkarmıştır (Zsuzsa
Kakuk, "Macar dilinde Osmanlı-Türk unsurları", Bilimsel Bildiriler
1972, TDK y., Ankara 1975, 209. s. vd.). (Bayan Kakuk, 1960'da Çindeki
Salar Türklerini ziyaret ederek metinler derlemiştir. Bu metinler
Textes Salars, Acta Orientala, c. xııı, fas. 1-2, Budapest 1961'de
yayımlanmıştır). Kakuk, 13 ağustos 1925'te Macaristanın Heves şehrinin
Nagytalya köyünde doğmuştur.
Türkçenin tesiri sadece kelime vermekle kalmamış, bazı şairler Türkçe
şiir bile söylemişlerdir. Mesela ilk büyük Macar şairi sayılan Balint
Balassa 1552-56 arasında bir çok Türkçe şiiri Macarcaya çevirmiş,
kendisi de Türkçe şiir yazmıştır.
Macar kelimesi Manysi ve Türkçe eri (Manysi+eri) kelimelerinden meydana
gelir ki, yarı yarıya Türkçedir (Laszlo Rasonyi, Tarihte Türklük, TKAE
y., Ankara 1971, 119. s.). Macarlara sadece kendileri ve biz Türkler
Macar deriz. Öbür milletlerin verdiği Hungarya adı da tamamiyle
Türkçedir. Hungarya (Hungaria) çoklarının sandığı gibi Hun kelimesinden
değil, Türkçe Onoğur kelimesinden gelir. Baştaki h türeme bir sestir.
Kelime Hundan gelse sonraki gar unsurunu açıklamak mümkün olmazdı).
Macarlar Onoğur Bulgarlarıyla yakın münasebette bulundukları için
Bizanslılar ve diğer halklar onları bu kelimeyle isimlendirip
yaşadıkları ülkeye de Türkiye demişlerdir (Onoğur kelimesi Osmanlılarca
az da olsa Engürüs veya Üngürüs şeklinde kullanılmıştır).
Hatırlanacağı üzere Macaristan haricinde tarihte Türkiye ismini alan
veya Türkiye ismi verilen bir çok ülke ve bölge vardır: Göktürk, Hazar,
Anadolu Selçuklu, Mısır (Memlük devrinde) ve Türkistan coğrafyaları
tarihte Türkiye olarak anılmıştır. Lakin devlet adı olarak Göktürkler,
Mısır Memlükleri ve Türkiye Cumhuriyetinden başka Türkiye isimli Türk
devleti yoktur. Yalnız Orta Asya coğrafyası son bin yıldır Türkistan
adıyla tanınmaktadır.
Macar alimleri Türklük bilimi sahasında en çok çalışan alimlerdir.
Zaten Türk bilimi sahasında Hıristiyan milletlerden iyi niyetle çalışan
sadece Macar bilginleridir. Bunlara Bosna Hersekli ve Güneydoğu
Asyalıları da ilave edebiliriz (Pakistan, Malezya vs). Türklükle
ilgilenen diğer bilim adamlarının bilim sıfatı sadece mesleklerinde
olup esas amaçları Türk kültür ve medeniyetini başka köklere, bilhassa
Çin, Hint, İran, Moğol, Arap ve sair kaynakla bağlamaktır.
Romencedeki Türkçe kelimeler
Aslen bir Gökoğuz Türkü olan Mihail Guboğlu bir makalesinde, Romen
diline geçen Türkçe kelimeler üzerine çalışan Romen ve yabancı bilim
adamlarının eserleri hakkında geniş bilgi vermiş, Romen dilinde mevcut
3.000 Türkçe kelimenin daha iyi araştırılması gerektiğini belirtmiştir
(M. Guboğlu, "Rumanya Türkolojisi ve Rumen dilinde Türk sözleri
hakkında bazı araştırmalar", 11. Türk Dil Kurultayında Okunan Bilimsel
Bildirilir 1966, Ankara 1968, 271. s.).
Kerim Altay isimli Türk asıllı Romanyalı bir bilim adamı da, 1925-87
arasında çıkan 4 Romence sözlükte yaptığı araştırmada 1.700 Türkçe
kelime saymış, daha dikkatli bir araştırmayla bunun 2.000'i aşacağını
söylemiştir (Kerim Altay, Türkçeden Romenceye giren sözler-Romencedeki
Türkçe kelimeler", Erciyes, Nisan 1996, 220. sayı, 1. s.).
Bulgarcadaki Türkçe kelimeler
Türker Acaroğlu, Bulgaristanda Osmanlı Türklerinden kalma 5.000 Türkçe
yer adının olduğunu yazmaktadır (M. Türker Acaroğlu, Bulgaristanda
Türkçe Yer Adları Kılavuzu, Ankara 1988, 42, 75 ve 383. s.).
Bulgarcadan Türkçeye giren sözler ise yalnızca bir kaç tanedir ki
bunların en çok kullanılanı çete kelimesidir. Bu da Bulgarların
çetecilikte nam salmasından ileri gelmiştir. Ayrıca gocuk, kuluçka,
kosa (uzun saplı bir tırpan), ıştır (yaban pazısı) gibi bir iki söz
daha vardır. Son ikisi ağızlarda kullanılır (Hasan Eren, "Bulgarlar ve
Türk dili", Bulgaristanda Türk Varlığı, TTK, Ankara 1985, 9. s.).
Yaşar Yücel, Bulgar Bilimler Akademisi Bulgar Dili Enstitüsünce
yayımlanan Bulgar Dilindeki Yabancı Kelimeler Sözlüğü (1982) ile
Bulgarca Sözlüğün 3. baskısını tarayarak Bulgarcada 2.557 Türkçe
kelimenin olduğunu tespitlemiştir. -ci, -li, -lik gibi Türkçe ekler de
Bulgarcaya geçen lisan unsurları arasındadır (Yaşar Yücel, "Bulgarcaya
Türkçeden ve Türklerden geçen sözcükler", Belleten, ağustos 1991, 213.
sayı, 529-562. s.).
Tabii ki bu, eksik bir çalışmadır. Hakikatte başta Bulgar ve Balkan
kelimeleri olmak üzere Bulgarların dilinde aslında on binden fazla
Türkçe kelime vardır. Durum Makedonca için de aynıdır.
Melih Cevdet Anday seyahatlerini anlattığı bir eserinde şöyle bir fıkra
nakletmektedir:
"Bir Bulgar bir Yugoslava sormuş:
'-Sizin dilinizde çok Türkçe sözcük var mı?'
Yugoslav Türkçe olarak:
'-Yok be kardeşim' demiş.
Bu soru bir Macara sorulsa 'şok van' karşılığı alınırdı ki, 'çok var'
demektir." (Melih Cevdet Anday, Sovyet Rusya, Azerbaycan, Özbekistan,
Bulgaristan, Macaristan, Gerçek y., İstanbul 1965, 143. s.).
Bu misalin bir benzerini Süreyya Yusuf da nakletmektedir (Süreyya
Yusuf, "İvo Andriç'te Türkçe sözcükler", Türk Dili Araştırmaları
Yıllığı Belleten 1969, 287. s.).
Rusçadaki Türkçe kelimeler
Nikolay Aleksandroviç Baskakov Türk Kökenli Rus Soyadları (1979) isimli
çalışmasında 300 Türkçe kökenli Rus soyadını etraflıca incelemiştir.
Baskakovun eseri Türkçeye tercüme edilmiştir (N.A. Baskakov, çev. Samir
Kâzımoğlu, Türk Kökenli Rus Soyadları, Ankara 1997, 234 s.).
Tatar alimi A.H. Halikov da Rus Tanınan 500 Bulgar-Tatar-Türk Asıllı
Sülale isimli eserinde bugün Rusçada kullanılan 500 soy adını tesbit
ederek bir kitap halinde yayımlamıştır (A. H. Halikov, çev. Mustafa
Öner, Rus Tanınan 500 Bulgar-Tatar-Türk Asıllı Sülale, TDAV y.,
İstanbul 1995). Bunların hepsi aslen Türk-Tatar asıllı olup içlerinden
alimler, yazarlar, diplomatlar, bilim ve devlet adamları çıkmıştır.
Mesela Yeltsin (Türkçe elçi kelimesinden gelir) bunlardan biridir.
Zaten "Rusu kazısan altından Tatar (Türk) çıkar" sözü herkesçe bilinen
bir sözdür.
Tabii bunlar özel isimlerdir. Rusçada Türkçeden alınma sözlerin bir
listesi henüz yapılmamıştır. Bu yapıldığında Rusçada 10 bin civarında
Türkçe kelimenin bulunduğu katiyetle açığa çıkacaktır.
Kerim Altay, Rusçadaki Türkçe sözlerin sayısının da şimdilik 2.000
olarak tesbit edildiğini bildirmiştir.
Farsçadaki Türkçe sözler
Farsça yabancı kelimelerin çok olduğu bir dildir ve bu dilde binlerce
Türkçe kelime vardır. 1942'de Fuad Köprülü yazdığı bir makalede
Farsçadaki Türkçe kelimelere dikkati çekmiş, 280 Türkçe kelime tesbit
etmiştir (Fuad Köprülü, "Yeni Fariside Türkçe unsurlar", Türkiyat
mecmuası, 1942-45, 7-8, sayı, 1-6.).
Alman alimi Gerhard Doerfer, Farsçanın yüzde seksenini Arapça
kelimelerin oluşturduğunu, lakin bu yüzden Farsçanın bir Sami dili
sayılamayacağını söyler. F. K. Timurtaş da Farsçadaki Arapça
kelimelerin Farsçadan fazla olduğunu kaydeder (F. K. Timurtaş,
Osmanlıca Grameri, İstanbul 1964, 248. s.).
Doerfer, Yeni Farsçada Türkçe ve Moğolca Unsurlar (Turkische und
Mongolische elemente im Neupersischen, Wiesbaden, 1963, 1965, 1967,
1975) isimli 4 ciltlik eserinde bunlardan binlercesini tesbit etmiştir.
Doerfer'in kitabının 1. cildi Moğolca kelimelere ayrılmıştır. Burada
Farsçaya giren 409 Moğolca söz yer almaktadır. 2, 3 ve 4. ciltler ise
Farsçadaki Türkçe kelimelere ayrılmıştır. Burada da 2.000'e yakın
Türkçe kelimeye yer verilmiştir. Ne yazık ki 4 ciltlik bu eser halen
Türkçeye tercüme edilmeyi beklemektedir.
Arapçadaki Türkçe sözler
Türkçe en çok etkilendiği dil olan Arapçaya da binlerce kelime
vermiştir. Cezayirli bir bilim adamı olan Mohammed ben Cheneb, 1922'de
yaptığı "Cezayir konuşma dilinde muhafaza edilen Türkçe ve Türkçe
aracılığı ile gelen Farsça kelimeler" adlı araştırmasında (Türk Dili
Araştırmaları Yıllığı Belleten 1966, 157-213. s.) isimli çalışmasında
Cezayir Arapçasında 634 Türkçe kelime tesbit etmiştir.
Bu kelimelerin 72'si askerî, 31'i denizcilik, 39'u besin maddelerine
ait kelimeler, 59'u alet ve kap kacak kelimeleri, 55'i giyecek, 65'i
sanatlarla alakalı, 313'ü ise çeşitli sahalara ait kelimelerdir.
Cheneb, Türkçe özel adları çalışmasına dahil etmemiştir.
Ahmet Ateş, Cheneb'den müstakil olarak yaptığı bir araştırmada Arap
edebî dilinde 539 Türkçe kelime tesbit etmiştir. Ateş Türkçe örnek
kelimesinin dahi urnîk şeklinde ve "örnek, model, şekil" manasında
Arapçaya geçtiğini de (çoğulu arânîk) kaydetmiştir (Ahmet Ateş, "Arapça
yazı dilinde Türkçe kelimeler üzerine bir deneme", Türk Kültürü
Araştırmaları, 1965, 2. yıl, 1-2. sayı, 5-25. s.).
Hüseyin Ali Mahfuz, Bağdad Arapçasındaki 500 Türkçe kelimenin listesini
yayımlamıştır (Ahmet Ateş, "Arapça yazı dilinde Türkçe kelimeler, 10.
yüzyıla kadar", Reşit Rahmeti Arat İçin, Ankara 1966, 26. s.).
Erich Prokosch adında bir Alman alimi de Sudan Arapçasına 259 Türkçe
kelimenin geçtiğini tesbit etmiştir. Bunların içinde ağa, balta,
baklava, basma, bastırma, başıbozuk, binbaşı, birinci, bohça, boru,
bölük, burma, burgu, damga, demir, doğru, dolap, dondurma, cebehana,
çizme, gümrük, hekimbaşı, kanca, karakol, kavun, kavurma, kazan,
kılavuz, kışlak, orta, sancak, şiş, tabur, temelli, topçu, yüzbaşı gibi
kelimelerle -cı eki de vardır (Erich Prokosch, Osmanisches Wortgut in
Sudan-Arabischen [Sudan Arapçasında Osmanlı Kelimeleri], Klaus Schwarz
verlag, Berlin 1983, 75 s.).
Son zamanlarda bu mevzuda çalışan Bedrettin Aytaç, Arap Lehçelerindeki
Türkçe Kelimeler (İstanbul 1994) isimli eserinde Arapçaya şimdilik 941
kelimenin geçtiğini meydana koymuştur (Bedrettin Aytaç, Arap
Lehçelerinde Türkçe Kelimeler, TDAV y., İstanbul 1994, 159 s.).
Aytacın çalışmasında Arapçaya geçen kelimelerin 179'unun meslek ismi,
75'inin yiyecek içecek ismi, 97'sinin çeşitli sıfatlar, 45'inin
askerlikle ilgili kelimeler, 24'ünün özel isim, lakap ve unvan, 40'ının
mekân ismi, 89'unun araç gereç ismi, 15'inin fiil, 52'sinin giyim kuşam
ve dokumacılıkla ilgili isimler, 8'inin akrabalıkla, 6'sının
madenlerle, 7'sinin hayvanlarla ilgili olduğu görülmektedir. (Toplamı
657'dir). Geri kalan 284'ü sair isimlerdir. Bunların içinde çavuş
(çaviş veya şaviş şeklinde), topçu gibi çok kullanılan kelimelerle
beraber, çapçak (kulplu ve madeni bir kap, eski Türkçede çamçak) ile
sagu (ağıt), sagucu (ağıtçı) gibi günümüz lisanında kullanılmayan eski
Türkçe kelimeler bile vardır.
Arnavutçadaki Türkçe kelimeler
Arnavutçadaki Türkçe kelimelerin sayısı 5 ila 10.000 bin arasındadır.
Bu mevzuda da yapılmış bir çalışma yoktur.
Yunancadaki Türkçe kelimeler
Yunancada 5.000 ila 7.000 civarında Türkçe kelimenin olduğu tahmin
edilmektedir. Yunanlılarda Türk kompleksi olduğu için Yunan ilim
adamları her hangi bir çalışma yürütmemişlerdir.
Ermenicedeki Türkçe kelimeler
Ermenilerin henüz Türk kompleksine sahip olmadıkları bir zamanda
1902'de H. Açaryan isimli bir Ermeni, Türkçeden Ermeniceye 4.200 (dört
bin iki yüz) kelimenin geçtiğini tesbit etmiştir (Hasan Eren,
"Türkçedeki Ermenice alıntılar üzerine", Türk Dili, ağustos 1995, 524.
sayı, 862. s). Hatta bu tesir o derecededir ki, Türkçenin etkisiyle
Ermeni dili yapı ve sentaksını (söz dizimini) dahi değiştirmiştir
(Bahtiyar Vahabzade, haz. Yusuf Gedikli, Ömürden Sayfalar, Ötüken n.,
İstanbul 2000, 196-197. s.).
Robert Dankoff, yukarıdaki rakama ilave olarak Ermeni diyeleklerinde
150 Türkçe sözün varlığını tesbit etmiştir. Halbuki Türk yazı dilindeki
Ermenice kelimeler, sadece 5-10 tanedir (Hasan Eren, "Türkçedeki
Ermenice alıntılar üzerine", 903-904. s.).
Ancak bu bir asır evvel yapılmış eksik bir çalışmadır. Ermenicedeki
Türkçe kelimelerin sayısı 10 binden az değildir. Sadece şu kadarını
belirtelim ki Türk kamu oyunda çok yaygın olan örnek kelimesinin
Ermenice olduğu inanışı yanlıştır. Örnek batı Türklerinden doğudaki
Altaylılara, Doğu Türkistanlılardan Tatarlara kadar bütün Türk
lehçelerinde mevcuttur (Örnek hakkındaki yazımız için Türk Dilinin
eylül 2003 tarihli sayısına bakılabilir).
Netice
Türkçe eski, köklü, zengin, yaygın ve çok konuşulan bir dildir. Tarih
boyunca bir çok lisan ve halkla alış veriş içinde olmuştur. Hem kelime
almış, fakat aldığından ziyadesini vermiştir (Sanırız aldığından az
verdiği diller Arapça, Farsça ve Fransızcadır. Geri kalan bütün dillere
aldığından fazlasını vermiştir).
Lakin Türkçenin yabancı lisanlara etkisi henüz gerektiği kadar
araştırılıp incelenmemiştir. Bilhassa Arnavutça, Yunanca, Ermenice ve
hatta Gürcücedeki Türkçe kelimelerin bir an evvel araştırılması
gerekmektedir. Tabii ki bu, herkesten evvel bize düşen mühim ve kutsal
bir vazifedir.
Aynı vazife Kafkas dilleri, Moğolca, Çince, Korece, Urduca için de
variddir. Urduca zaten Türkçe ordu kelimesinden gelmektedir. Binlerce
kelime verdiğimiz bir dildir.
1. Türk Dili Kurultayını açarken, "Öyle bir Türkçe yapalım ki bunu
Kaşgardaki Türk de konuşsun, anlasın; Baküdeki, Türkiyedeki de" diyen
Atatürkün emrini yerine getirmek için var gücümüzle çalışmamız
gerekiyor (Hasan Eren, "Dilde birlik", Bilimsel Bildiriler 1972, 159. s.).
Dr. Yusuf Gedikli
Bu haber 238 defa okunmuştur.