MevzuVatan.Com
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE VATAN-TV İLETİŞİM FORUM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Manşet haberler

Google

Ulusal Egemenlik

Miktat Algül

10 Mayıs 2010, 02:13

Miktat Algül

Hedef;  yöneticilerin yönetimleri altında yaşayanları sömürmediği, ezmediği bir yapıyı kurmaktır. Büyük Türk Devrimi’nin temel ve vazgeçilmez ilkesi, Ulusal Egemenlik'dir. Ulusal Egemenlik ile Saltanat devri sona ermiş ve  yerine Halk Hükümeti geçmiştir. Halk yönetimde söz hakkına sahip olmuştur.23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin en yaşlı üyesi Şerif Bey, Ulusal egemenliği dünyaya şu sözlerle duyurdu:“…Ulusumuzun içeride ve dışarıda tam bağımsızlık içinde, yazgısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenip, kendi kendisini yönetmeye başladığını tüm cihana duyurarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açıyorum.” (*)

Bu söylevden sonra CUMHURİYET fiilen kurulmuş bulunuyordu.O günden bu yana, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin duvarlarında: “EGEMENLİK KAYITSIZ, ŞARTSIZ MİLLETİNDİR”  sözü yazılı olarak durmaktadır. Halkın iradesi, meclise ne oranda yansıtılırsa ulusal egemenlik ilkesi de o oranda hayata geçirilmiş demektir. Oysa bugün halkın iradesinin temsil edilmesi gereken yüce mecliste,  parti liderlerinin sultası hüküm sürmektedir. Halk artık iktidarda değildir. Bugün aksi bir durum söz konusu ise ortada büyük bir yanlışlık var demektir. Günümüzdeki siyasi partiler yasası bu tablonun ortaya çıkmasında en önemli etkendir.Seçme ve seçilme özgürlüğü ortadan kalkmış ise, Ulusal Egemenlik kavramı da ortadan kalkmış demektir. Bugün yürürlükte olan Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Sistemi halkın seçme ve seçilme özgürlüğünün zorla elinden alındığı bir derebeylik, bir padişahlık dönemini çağrıştırmaktadır. Bugün ülkemizin içinde bulunduğu ve bir türlü altından kalkamadığı sorunların temelinde de Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Sistemindeki çarpıklıklar yatmaktadır. Siyasi partiler, halkımıza açık olmadığı sürece de bu sorunlar çözülmeyecektir. 21. yüzyıla girerken ülkemizde var olan bu çarpık sistemler, bütünüyle Türk Devrimi’ne aykırıdır.

Çözüm halkın iktidara gelmesi; elinden alınan egemenliği yeniden ele geçirmesidir. Bunun için de öncelikle  Siyasi Partiler Yasası'nın ve Seçim Sisteminin değiştirilmesi zorunludur.«Kanunlar önünde mutlak bir eşitlik kabul eden, hiçbir ferde, hiçbir aileye, hiçbir sınıfa, hiçbir cemaate imtiyaz tanımayan yurttaşları, halktan ve halkçı olarak kabul ederiz.»  Mustafa Kemal Atatürk

Siyasi Partilerin yapısı

Ulusal Egemenlik için asıl ele alınması gereken konu siyasi partiler yasası ve siyasi partilerin yapılarıdır.Siyasi partiler, ülkeyi yönetecek kadroların ülke yönetimine gelmek için çalışma yaptıkları mekânlardır. Bu nedenle siyasi partilerin yapısı, parti içi katılımlarının sağlanması ve düşünce ve hareket özgürlüğünün olması büyük önem taşır. Oysa, yürürlükte olan Siyasi Partiler Yasası halk iktidarını engelleyecek biçimde hazırlanmış ve parti liderlerine geniş bir yetki ve güç tanımaktadır. Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Sistemimiz bu göstermelik seçim sistemini hukuken de haklı kılmaktadır. Siyasi partiler, Siyasi Partiler  Yasasına uymak zorunda olduklarından ülkemizdeki parti tüzükleri de birbirine benzemektedir. Hiç bir parti de bundan rahatsızlık duymamaktadır. Yasaları hazırlayanlar, kendi egemenlikleri sürsün istemektedirler. Sonuçta seçmek ve seçilmek özgürlüğü safsatası altında, ayrıcalıklı halk katmanlarının egemen olduğu bir padişahlık sistemi uygulanmaktadır. Bugünkü seçim sisteminde halk sandığa giderek oy kullanmaktadır; ancak gerçek anlamda seçme hakkına sahip değildir, çünkü aslında parti liderleri tarafından seçilmiş olan adayları seçmek zorunda bırakılmaktadırlar..Sonuçta parti liderleri tarafından seçilmiş olan adaylardan oluşan ve halkın sorunlarını çözmek yerine kendi cüzdanlarını düşünen bir millet meclisi oluşturmak zorunda bırakılıyoruz.Seçme ve seçilme özgürlüğü elinden alınmış olan halkımız, yapılan göstermelik seçimlerle kandırılmaktadır. Halkımız ülkemizde seçme ve seçilme özgürlüğü olduğunu düşünse de , aslında bu seçim sistemi sadece göstermeliktir.Demokratik rejimlerde halkın kendini temsil edişinin ilk adımı siyasal partilerde söz hakkına sahip olmakla başlar. Fakat bu  sistemde egemenlik sadece parti başkanına aittir. Oysa bugün Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Sistemi nedeni ile bu ilk adım bile engellenmiştir. Şöyle ki: Siyasi partilerin İlçelere çöreklenmiş çeşitli grupları vardır. İlçeler artık bu grupların malıdır. Parti Kongreleri büyük önem taşımaktadır. Parti genel merkezine çöreklenmiş kişinin grubu, egemenliğini sürdürmek istediğinden bu gruba yakın bir divan başkanı atanır.Böylelikle divan başkanlığı işgal edilmiş olur. Bu işgal halka rağmen, halkın egemenliği ilkesine rağmen yapılır. Oysa divan başkanlığının işlevi yaşamsal önem taşır. Divan başkanlığını ele geçiren gruplar, kongrenin de galibi olurlar. Bu durumda kongrenin yapılışının aslında bir anlamı yoktur. Böylece halkın sesi  ilk aşamada susturulmuş olur. Listeler değiştirilir, konuşmalar engellenir. Bu tablo ülkemizdeki bütün siyasi partilerde hemen hemen aynıdır, değişmeyen tek unsur: HALKIN iktidarının engellenişidir. Halkın meclise girmesi  engellenmiş olduğundan halkın sorunlarını çözecek hükümetler de oluşturulamaz ve İktidara gelen hükümetler, devlet mekanizmasını kendi çıkarları doğrultusunda çalıştırırlar. Hazırlanan yasalar toplumun büyük çoğunluğu siyaset yapamasın diye çıkarılmış yasalardır. Bu nedenle de siyaset yapmasına izin verilenler toplum içinde gerek niteliği düşük, gerekse de nicelik olarak az olan atıl vaziyetteki unsurlardır. Çünkü bu sistemde asıl olan ekonomik güç iktidarıdır. Ekonomik gücü elinde tutanlar siyasetle uğraşırlar ve meclise bir kez kapak attılar mı harcadıkları paranın acısını kat ve kat çıkarırlar. Bunu da halkın parası ile çıkarırlar. Kısıtlı ve ayrıcalıklı niteliklerde hazırlanan listeler ile seçime giden partiler nasıl oluyor da seçme ve seçilme özgürlüğünden söz edebiliyorlar? Göstermelik olarak hazırlanan seçim sandıklarına oy kullanmak için giden halk, HALK İKTİDARINI kurmak için oy vermiş olmuyor. Halk, halk iktidarına karşı olanların hazırladığı listelerdeki kişileri seçmek zorunda bırakılıyor.Kısacası, seçilme özgürlüğünün bulunmadığı bir sistemde seçme özgürlüğü zaten olamaz. Halkın kendi adaylarını seçme hakkı bulunmuyorsa, ülkemizde ne seçilme ne de seçme özgürlüğü vardır.Seçilme ve seçme özgürlüğü için, ilk atılacak adım öncelikle bu çarpıklıkların giderilmesidir. Ortaya konan pek çok yasal, fiziksel ve parasal engel, halk iktidarının oluşmasına ilk engelleri de beraberinde getirir. Bu nedenle: Hedefimiz, örselenmiş olan Ulusal Egemenlik ilkemizi, tekrar güçlü bir biçimde hayata geçirmektir. Bu doğrultuda yapacaklarımız,

a) Siyasi partiler yasasını değiştirmek,,

b) Seçim sistemini değiştirmek,

c) Milletvekilleri dokunulmazlıklarını kaldırmaktır.

 

Özgür Vatan Kurucuları

Bu haber 3437 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
CIA'NIN ÇETECİLERİ! (6) Cemaat Kelle Avında....22 Mayıs 2012

facebook ta Begen

Google

SEYİRCİ KALMAYIN; VATANINIZA SAHİP ÇIKIN
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

|Hack Haber |Tekturk |Turania |11kasim DERNEGİ |hakimiyet gazetesi |Yenile

Copyright © 2009 Mevzuvatan - Rüya Teknoloji Tarafindan Yapilmistir

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi